| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 50 | İsrâ 85. Ayet (17:85:1) | وَيَسْـَٔلُونَكَ | ويسـلونك | ve yes-elûneke | ve sana sorarlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” | |||||
| 51 | İsrâ 101. Ayet (17:101:7) | فَسْـَٔلْ | فسـل | fes-el | sor | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323] | |||||
| 52 | Kehf 19. Ayet (18:19:3) | لِيَتَسَٓاءَلُوا | ليتساءلوا | li-yetesâelû | sormaları için | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız”? dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.” | |||||
| 53 | Kehf 70. Ayet (18:70:5) | تَسْـَٔلْن۪ي | تسـلني | tes-elnî | bana soru sorma | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.” | |||||
| 54 | Kehf 76. Ayet (18:76:3) | سَاَلْتُكَ | سالتك | se-eltuke | sana sorarsam | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.[332] Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.[333] | |||||
| 55 | Kehf 83. Ayet (18:83:1) | وَيَسْـَٔلُونَكَ | ويسـلونك | ve yes-elûneke | ve sana soruyorlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.” | |||||
| 56 | Tâhâ 36. Ayet (20:36:4) | سُؤْلَكَ | سؤلك | su/leke | istediğin | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!” | |||||
| 57 | Tâhâ 105. Ayet (20:105:1) | وَيَسْـَٔلُونَكَ | ويسـلونك | ve yes-elûneke | ve sana soruyorlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.” | |||||
| 58 | Tâhâ 132. Ayet (20:132:7) | نَسْـَٔلُكَ | نسـلك | nes-eluke | biz senden istemiyoruz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır. | |||||
| 59 | Enbiyâ 7. Ayet (21:7:8) | فَسْـَٔلُٓوا | فسـلوا | fes-elû | sorun | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun. | |||||
| 60 | Enbiyâ 13. Ayet (21:13:10) | تُسْـَٔلُونَ | تسـلون | tus-elûn(e) | sorguya çekileceksiniz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, “Kaçmayın, o içinde şımartıldığınız bolluğa ve yurtlarınıza dönün. Çünkü sorulacaksınız” denildi. | |||||
| 61 | Enbiyâ 23. Ayet (21:23:2) | يُسْـَٔلُ | يسـل | yus-elu | O sorulmaz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. | |||||
| 62 | Enbiyâ 23. Ayet (21:23:6) | يُسْـَٔلُونَ | يسـلون | yus-elûn(e) | sorulurlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, yaptığından dolayı sorgulanamaz fakat onlar sorgulanırlar. | |||||
| 63 | Enbiyâ 63. Ayet (21:63:6) | فَسْـَٔلُوهُمْ | فسـلوهم | fes-elûhum | onlara sorun | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dedi ki: “Hayır! Bunu şu büyükleri yapmıştır. Konuşabiliyorlarsa, onlara sorun bakalım!” | |||||
| 64 | Mü'minûn 72. Ayet (23:72:2) | تَسْـَٔلُهُمْ | تسـلهم | tes-eluhum | onlardan istiyor musun? | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Yoksa sen onlardan bir vergi mi istiyorsun (da inanmıyorlar)? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır. | |||||
| 65 | Mü'minûn 101. Ayet (23:101:10) | يَتَسَٓاءَلُونَ | يتساءلون | yetesâelûn(e) | sormazlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy-sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır. | |||||
| 66 | Mü'minûn 113. Ayet (23:113:7) | فَسْـَٔلِ | فسـل | fes-eli | sor | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler. | |||||
| 67 | Furkan 16. Ayet (25:16:10) | مَسْؤُ۫لًا | مسؤلا | mes-ûlâ(n) | sorumluluk gerektiren | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ebedî olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. Bu, Rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir va’didir. | |||||
| 68 | Furkan 57. Ayet (25:57:3) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.” | |||||
| 69 | Furkan 59. Ayet (25:59:15) | فَسْـَٔلْ | فسـل | fes-el | sor | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a[394] kurulan Rahmân’dır. Sen bunu haberdar olana sor! | |||||
| 70 | Şu'arâ 109. Ayet (26:109:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 71 | Şu'arâ 127. Ayet (26:127:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 72 | Şu'arâ 145. Ayet (26:145:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 73 | Şu'arâ 164. Ayet (26:164:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 74 | Şu'arâ 180. Ayet (26:180:2) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 75 | Kasas 66. Ayet (28:66:7) | يَتَسَٓاءَلُونَ | يتساءلون | yetesâelûn(e) | birbirlerine de soramazlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar. | |||||
| 76 | Kasas 78. Ayet (28:78:25) | يُسْـَٔلُ | يسـل | yus-elu | sorulmaz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 77 | Ankebut 13. Ayet (29:13:6) | وَلَيُسْـَٔلُنَّ | وليسـلن | ve le-yus-elunne | ve elbette sorguya çekileceklerdir | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlar mutlaka kendi yüklerini ve kendi yükleriyle beraber nice ağır yükleri yükleneceklerdir. Uydurmakta oldukları şeylerden de kıyamet günü şüphesiz, sorguya çekileceklerdir. | |||||
| 78 | Ankebut 61. Ayet (29:61:2) | سَاَلْتَهُمْ | سالتهم | in-seeltehum | onlara desen ki | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl (haktan) döndürülüyorlar? | |||||
| 79 | Ankebut 63. Ayet (29:63:2) | سَاَلْتَهُمْ | سالتهم | se-eltehum | onlara sorsan | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökten yağmuru kim indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti?” diye soracak olsan, mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. De ki: “Hamd Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu akıllarını kullanmazlar. | |||||
| 80 | Lokman 25. Ayet (31:25:2) | سَاَلْتَهُمْ | سالتهم | se-eltehum | onlara sorsan | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, mutlaka “Allah” derler. De ki: “Hamd, Allah’a mahsustur.” Fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 81 | Ahzab 8. Ayet (33:8:1) | لِيَسْـَٔلَ | ليسـل | li-yes-ele | sorması için | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, bunu) doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için (yapmıştır.) Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. | |||||
| 82 | Ahzab 14. Ayet (33:14:7) | سُئِلُوا | سئلوا | suilû | istenseydi | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Medine’nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. | |||||
| 83 | Ahzab 15. Ayet (33:15:13) | مَسْؤُ۫لًا | مسؤلا | mes-ûlâ(n) | sorumlu | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah’a söz vermişlerdi. Allah’a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. | |||||
| 84 | Ahzab 20. Ayet (33:20:14) | يَسْـَٔلُونَ | يسـلون | yes-elûne | sorup öğrenmeyi | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri (bir daha) gelecek olsa, isterler ki, (çölde) bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri (gidip gelenlerden) sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. | |||||
| 85 | Ahzab 53. Ayet (33:53:41) | سَاَلْتُمُوهُنَّ | سالتموهن | se-eltumûhunne | onlarda istediğiniz | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 86 | Ahzab 53. Ayet (33:53:43) | فَسْـَٔلُوهُنَّ | فسـلوهن | fes-elûhunne | isteyin | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. | |||||
| 87 | Ahzab 63. Ayet (33:63:1) | يَسْـَٔلُكَ | يسـلك | yes-eluke | sana soruyorlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: “Onun ilmi ancak Allah katındadır.” Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. | |||||
| 88 | Sebe' 25. Ayet (34:25:3) | تُسْـَٔلُونَ | تسـلون | tus-elûne | sorulacak | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.” | |||||
| 89 | Sebe' 25. Ayet (34:25:7) | نُسْـَٔلُ | نسـل | nus-elu | biz sorumlu | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bizim işlediğimiz suçlardan siz sorumlu tutulmazsınız. Sizin işlediklerinizden de biz sorumlu tutulmayız.” | |||||
| 90 | Sebe' 47. Ayet (34:47:3) | سَاَلْتُكُمْ | سالتكم | se-eltukum | ben sizden istemedim | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.” | |||||
| 91 | Yâsîn 21. Ayet (36:21:4) | يَسْـَٔلُكُمْ | يسـلكم | yes-elukum | sizden istemeyen | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir.” | |||||
| 92 | Sâffât 24. Ayet (37:24:3) | مَسْؤُ۫لُونَۙ | مسؤلون | mes-ûlûn(e) | sorguya çekileceklerdir | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 22,23,24. Allah, meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir. | |||||
| 93 | Sâffât 27. Ayet (37:27:5) | يَتَسَٓاءَلُونَ | يتساءلون | yetesâelûn(e) | sorar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler). | |||||
| 94 | Sâffât 50. Ayet (37:50:5) | يَتَسَٓاءَلُونَ | يتساءلون | yetesâelûn(e) | soruyorlar | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken birbirlerine yönelip sorarlar. | |||||
| 95 | Sâd 24. Ayet (38:24:4) | بِسُؤَالِ | بسؤال | bisuâli | istemekle | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. | |||||
| 96 | Sâd 86. Ayet (38:86:3) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim.” | |||||
| 97 | Zümer 38. Ayet (39:38:2) | سَاَلْتَهُمْ | سالتهم | se-eltehum | onlara sorsan | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” | |||||
| 98 | Fussilet 10. Ayet (41:10:15) | لِلسَّٓائِل۪ينَ | للسائلين | li-ssâilîn(e) | arayıp soranlar için | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dört gün içinde (dört evrede), yeryüzünde yükselen sabit dağlar yarattı, orada bolluk ve bereket meydana getirdi ve orada rızık arayanların ihtiyaçlarına uygun olarak rızıklar takdir etti. | |||||
| 99 | Şûrâ 23. Ayet (42:23:12) | اَسْـَٔلُكُمْ | اسـلكم | es-elukum | ben sizden istemiyorum | س أ ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu, Allah’ın, inanıp salih ameller işleyen kullarına müjdelediği şeydir. De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir. | |||||