"س أ ل" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 129 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 61. Ayet (2:61:37) سَاَلْتُمْۜ سالتم seeltum istediğiniz س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, “Ey Mûsâ! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O hâlde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek, soğan versin” demiştiniz. O da size, “İyi olanı düşük olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Öyle ise inin şehre! İstedikleriniz orada var” demişti. Böylece zillet ve yoksulluk onları kapladı. Onlar, Allah’ın gazabına uğradılar. Bunun sebebi, onların; Allah’ın âyetlerini inkâr ediyor, peygamberleri de haksız yere öldürüyor olmaları idi. Bütün bunların sebebi ise, isyan etmek ve aşırı gitmekte oluşlarıydı.
2 Bakara 108. Ayet (2:108:4) تَسْـَٔلُوا تسـلوا tes-elû istekte bulunmayı س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.
3 Bakara 108. Ayet (2:108:7) سُئِلَ سئل suile istedikleri س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa daha önce Mûsâ’nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru yoldan sapmış olur.
4 Bakara 119. Ayet (2:119:7) تُسْـَٔلُ تسـل tus-elu sen sorumlu س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
5 Bakara 134. Ayet (2:134:12) تُسْـَٔلُونَ تسـلون tus-elûne siz sorulmazsınız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
6 Bakara 141. Ayet (2:141:12) تُسْـَٔلُونَ تسـلون tus-elûne sorulmazsınız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulacak değilsiniz.
7 Bakara 177. Ayet (2:177:29) وَالسَّٓائِل۪ينَ والسائلين ve-ssâilîne ve dilencilere س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
8 Bakara 186. Ayet (2:186:2) سَاَلَكَ سالك se-eleke sana sorar(lar)sa س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.
9 Bakara 189. Ayet (2:189:1) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54]
10 Bakara 211. Ayet (2:211:1) سَلْ سل sel sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğullarına sor; biz onlara nice açık mucizeler verdik. Kendisine geldikten sonra kim Allah’ın nimetini değiştirirse, (bilsin ki) şüphesiz Allah, cezası pek çetin olandır.
11 Bakara 215. Ayet (2:215:1) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”
12 Bakara 217. Ayet (2:217:1) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62]
13 Bakara 219. Ayet (2:219:1) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63]
14 Bakara 219. Ayet (2:219:15) وَيَسْـَٔلُونَكَ ويسـلونك ve yes-elûneke ve sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63]
15 Bakara 220. Ayet (2:220:4) وَيَسْـَٔلُونَكَ ويسـلونك ve yes-elûneke ve sana soruyarlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
16 Bakara 222. Ayet (2:222:1) وَيَسْـَٔلُونَكَ ويسـلونك ve yes-elûneke ve sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”[64]
17 Bakara 273. Ayet (2:273:20) يَسْـَٔلُونَ يسـلون yes-elûne istemezler س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.
18 Nisâ 1. Ayet (4:1:22) تَسَٓاءَلُونَ تساءلون tesâelûne sorduğunuz س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da[104] eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.
19 Nisâ 32. Ayet (4:32:18) وَسْـَٔلُوا وسـلوا ves-elû isteyin س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır. Kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah’tan, O’nun lütfunu isteyin. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
20 Nisâ 153. Ayet (4:153:1) يَسْـَٔلُكَ يسـلك yes-eluke senden istiyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.
21 Nisâ 153. Ayet (4:153:11) سَاَلُوا سالوا se-elû istemişler س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.
22 Mâide 4. Ayet (5:4:1) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyarlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helâl kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk görendir.
23 Mâide 101. Ayet (5:101:6) تَسْـَٔلُوا تسـلوا tes-elû sormayın س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın.[161] Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
24 Mâide 101. Ayet (5:101:14) تَسْـَٔلُوا تسـلوا tes-elû sorarsanız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın.[161] Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
25 Mâide 102. Ayet (5:102:2) سَاَلَهَا سالها se-elehâ onları sormuştu س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu.
26 En'am 90. Ayet (6:90:9) اَسْـَٔلُكُمْ اسـلكم es-elukum sizden istemiyorum س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.”
27 A'raf 6. Ayet (7:6:1) فَلَنَسْـَٔلَنَّ فلنسـلن fe-lenes-elenne soracağız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız.[212] Peygamberlere de elbette soracağız.[213]
28 A'raf 6. Ayet (7:6:5) وَلَنَسْـَٔلَنَّ ولنسـلن ve lenes-elenne ve soracağız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız.[212] Peygamberlere de elbette soracağız.[213]
29 A'raf 163. Ayet (7:163:0) وَسْـَٔلْهُمْ وسـلهم ves-elhum onlara sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234]
30 A'raf 187. Ayet (7:187:0) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
31 A'raf 187. Ayet (7:187:0) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana soruyorlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.”
32 Enfal 1. Ayet (8:1:0) يَسْـَٔلُونَكَ يسـلونك yes-elûneke sana sorarlar س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.”
33 Tevbe 65. Ayet (9:65:0) سَاَلْتَهُمْ سالتهم se-eltehum onlara sorsan س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şâyet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, “Biz sadece lâfa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler. De ki: “Allah’la, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
34 Yunus 72. Ayet (10:72:0) سَاَلْتُكُمْ سالتكم se-eltukum sizden istemiş değilim س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.”
35 Yunus 94. Ayet (10:94:0) فَسْـَٔلِ فسـل fes-eli o halde sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O hâlde, sakın şüphe edenlerden olma!
36 Hûd 29. Ayet (11:29:4) اَسْـَٔلُكُمْ اسـلكم es-elukum sizden istemiyorum س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükâfatım ancak Allah’a âittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum.”
37 Hûd 46. Ayet (11:46:13) تَسْـَٔلْنِ تسـلن tes-elni benden isteme س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Ey Nûh! O, asla senin âilenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O hâlde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim” dedi.
38 Hûd 47. Ayet (11:47:7) اَسْـَٔلَكَ اسـلك es-eleke senden istemekten س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh, “Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum” dedi.
39 Hûd 51. Ayet (11:51:4) اَسْـَٔلُكُمْ اسـلكم es-elukum sizden istemiyorum س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana âittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?”
40 Yusuf 7. Ayet (12:7:7) لِلسَّٓائِل۪ينَ للسائلين li-ssâilîn(e) soranlar için س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
41 Yusuf 50. Ayet (12:50:12) فَسْـَٔلْهُ فسـله fes-elhu ve ona sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kral, “Onu bana getirin” dedi. Elçi, Yûsuf’a gelince (Yûsuf) dedi ki: “Efendine dön de, ellerini kesen o kadınların derdi ne idi, diye sor. Şüphesiz Rabbim onların hilesini hakkıyla bilendir.”
42 Yusuf 82. Ayet (12:82:1) وَسْـَٔلِ وسـل ves-eli (istersen) sor س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Bulunduğumuz kent halkına ve aralarında olduğumuz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
43 Yusuf 104. Ayet (12:104:2) تَسْـَٔلُهُمْ تسـلهم tes-eluhum sen istemiyorsun س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür.
44 İbrahim 34. Ayet (14:34:5) سَاَلْتُمُوهُۜ سالتموه se-eltumûh(u) kendisinden istediğiniz س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
45 Hicr 92. Ayet (15:92:2) لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ لنسـلنهم lenes-elennehum biz mutlaka soracağız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) 92,93. Rabbine andolsun, onların hepsine yapmakta olduklarını mutlaka soracağız.
46 Nahl 43. Ayet (16:43:9) فَسْـَٔلُٓوا فسـلوا fes-elû sorun س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.[304]
47 Nahl 56. Ayet (16:56:9) لَتُسْـَٔلُنَّ لتسـلن letus-elunne siz mutlaka sorulacaksınız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
48 Nahl 93. Ayet (16:93:14) وَلَتُسْـَٔلُنَّ ولتسـلن ve letus-elunne ve siz mutlaka sorulacaksınız س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
49 İsrâ 34. Ayet (17:34:17) مَسْؤُ۫لًا مسؤلا mes-ûlâ(n) sorulacaktır س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.
50 İsrâ 36. Ayet (17:36:16) مَسْؤُ۫لًا مسؤلا mes-ûlâ(n) sorumludur س أ ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.