| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 145. Ayet (4:145:5) | الْاَسْفَلِ | الاسفل | l-esfeli | en aşağı | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın. | |||||
| 2 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | اَسْفَلَ | اسفل | esfele | daha aşağıda idi | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 3 | Tevbe 40. Ayet (9:40:0) | السُّفْلٰىۜ | السفلى | ssuflâ | alçak | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada bulunuyorlardı. Hani o arkadaşına, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 4 | Hûd 82. Ayet (11:82:6) | سَافِلَهَا | سافلها | sâfilehâ | altına | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 82,83. (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir. | |||||
| 5 | Hicr 74. Ayet (15:74:3) | سَافِلَهَا | سافلها | sâfilehâ | altına | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. | |||||
| 6 | Ahzab 10. Ayet (33:10:6) | اَسْفَلَ | اسفل | esfele | alt tarafınızdan | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah’a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. | |||||
| 7 | Sâffât 98. Ayet (37:98:5) | الْاَسْفَل۪ينَ | الاسفلين | l-esfelîn(e) | aşağılıklardan | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık. | |||||
| 8 | Fussilet 29. Ayet (41:29:16) | الْاَسْفَل۪ينَ | الاسفلين | l-esfelîn(e) | alçaklar- | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ateşe giren) inkârcılar şöyle derler: “Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım ki en aşağılıklardan olsunlar.” | |||||
| 9 | Tîn 5. Ayet (95:5:3) | اَسْفَلَ | اسفل | esfele | aşağıların | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. | |||||
| 10 | Tîn 5. Ayet (95:5:4) | سَافِل۪ينَۙ | سافلين | sâfilîn(e) | aşağısına | س ف ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. | |||||