| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Rahman 33. Ayet (55:33:17) | بِسُلْطَانٍۚ | بسلطان | bi-sultân(in) | kudretle | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz. | |||||
| 2 | İbrahim 10. Ayet (14:10:32) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. | |||||
| 3 | İbrahim 11. Ayet (14:11:22) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri, onlara dedi ki: “Biz ancak sizin gibi birer insanız. Fakat Allah, kullarından dilediğine (peygamberlik) nimetini bahşeder. Allah’ın izni olmadıkça, bizim size bir delil getirmemiz haddimize değil. Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.” | |||||
| 4 | Kehf 15. Ayet (18:15:10) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik. | |||||
| 5 | Neml 21. Ayet (27:21:8) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bana (mazeretini gösteren) apaçık bir delil getirmedikçe kesinlikle onu ağır bir şekilde cezalandıracağım, ya da kafasını keseceğim.” | |||||
| 6 | Duhân 19. Ayet (44:19:8) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.” | |||||
| 7 | Zâriyât 38. Ayet (51:38:7) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil ile | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik. | |||||
| 8 | Tûr 38. Ayet (52:38:8) | بِسُلْطَانٍ | بسلطان | bi-sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilâhî vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin! | |||||
| 9 | Nisâ 90. Ayet (4:90:21) | لَسَلَّطَهُمْ | لسلطهم | leselletahum | onları salardı | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp (tarafsız olarak) size gelenler başka. Eğer Allah dileseydi, onları size musallat kılardı da sizinle savaşırlardı. Eğer onlar sizden uzak durur, sizinle savaşmayıp size barış teklif ederlerse; Allah, onlara saldırmak için size bir yol (yetki) vermemiştir. | |||||
| 10 | A'raf 71. Ayet (7:71:20) | سُلْطَانٍۜ | سلطان | sultân(in) | delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, “Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah’ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu birtakım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!” dedi. | |||||
| 11 | Yusuf 40. Ayet (12:40:15) | سُلْطَانٍۜ | سلطان | sultân(in) | delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz Allah’ı bırakıp; sadece sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlere (düzmece ilâhlara) tapıyorsunuz. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah’a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte en doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 12 | Sâffât 30. Ayet (37:30:6) | سُلْطَانٍۚ | سلطان | sultân(in) | gücümüz | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hâkimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.” | |||||
| 13 | Necm 23. Ayet (53:23:13) | سُلْطَانٍۜ | سلطان | sultân(in) | güç | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar (putperestler) yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. | |||||
| 14 | İsrâ 65. Ayet (17:65:6) | سُلْطَانٌۜ | سلطان | sultân(un) | bir gücün | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!” | |||||
| 15 | Âl-i İmran 151. Ayet (3:151:14) | سُلْطَانًاۚ | سلطانا | sultânâ(en) | hiçbir güç | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. | |||||
| 16 | En'am 81. Ayet (6:81:15) | سُلْطَانًاۜ | سلطانا | sultânâ(en) | hiçbir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha lâyıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin.” | |||||
| 17 | Nisâ 91. Ayet (4:91:30) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir yetki | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona atılırlar. Eğer bunlar sizden uzak durmazlar, sizinle barış içinde yaşamak istemezler, ellerini savaştan çekmezlerse, onları yakalayın ve onları nerede bulursanız öldürün. İşte bunlara karşı size apaçık bir yetki verdik. | |||||
| 18 | Nisâ 144. Ayet (4:144:17) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? | |||||
| 19 | Nisâ 153. Ayet (4:153:36) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir yetki | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik. | |||||
| 20 | A'raf 33. Ayet (7:33:22) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | hiçbir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” | |||||
| 21 | İsrâ 33. Ayet (17:33:15) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir yetki | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. | |||||
| 22 | İsrâ 80. Ayet (17:80:13) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir güç | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.” | |||||
| 23 | Hacc 71. Ayet (22:71:9) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | hiçbir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ı bırakıp, hakkında Allah’ın hiçbir delil indirmediği, kendilerinin de hakkında hiçbir bilgilerinin bulunmadığı şeylere kulluk ederler. Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur. | |||||
| 24 | Kasas 35. Ayet (28:35:7) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir yetki | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar, galip gelecek olanlardır” dedi. | |||||
| 25 | Rum 35. Ayet (30:35:4) | سُلْطَانًا | سلطانا | sultânen | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? | |||||
| 26 | Yunus 68. Ayet (10:68:0) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | deliliniz | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bir çocuk edindi” dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah’a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz? | |||||
| 27 | İbrahim 22. Ayet (14:22:18) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | bir güc(üm) | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.” | |||||
| 28 | Sebe' 21. Ayet (34:21:6) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | zorlayıcı bir gücü | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa şeytanın onlar üzerinde hiçbir hâkimiyeti yoktu. Ancak ahirete inananları, onun hakkında şüphe içinde bulunanlardan ayırt edelim diye (ona bu fırsatı verdik). Senin Rabbin her şey üzerinde hakiki bir koruyucudur. | |||||
| 29 | Mü'min 35. Ayet (40:35:7) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | bir delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük öfke ve gazap gerektiren bir iştir. Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. | |||||
| 30 | Mü'min 56. Ayet (40:56:8) | سُلْطَانٍ | سلطان | sultânin | (hiçbir) delil | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri hakkında, kendilerine gelmiş bir delilleri olmaksızın tartışanlar var ya, onların kalplerinde ancak bir büyüklük taslama vardır. Onlar, tasladıkları büyüklüğe asla ulaşmazlar. Sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 31 | Hâkka 29. Ayet (69:29:3) | سُلْطَانِيَهْۚ | سلطانيه | sultâniyeh | gücüm (saltanatım) | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Saltanatım da yok olup gitti.” | |||||
| 32 | Nahl 100. Ayet (16:100:2) | سُلْطَانُهُ | سلطانه | sultânuhu | onun gücü | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytanın hâkimiyeti, sadece onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir. | |||||
| 33 | Hicr 42. Ayet (15:42:6) | سُلْطَانٌ | سلطان | sultânun | bir gücün | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 41,42. Allah, “İşte bu bana ulaştıran dosdoğru yoldur. Azgınlardan sana uyanlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin yoktur” dedi. | |||||
| 34 | Nahl 99. Ayet (16:99:4) | سُلْطَانٌ | سلطان | sultânun | bir gücü | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur. | |||||
| 35 | Sâffât 156. Ayet (37:156:3) | سُلْطَانٌ | سلطان | sultânun | bir deliliniz- | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa sizin apaçık bir deliliniz mi var? | |||||
| 36 | Hûd 96. Ayet (11:96:5) | وَسُلْطَانٍ | وسلطان | ve sultânin | ve bir belgeyle | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. | |||||
| 37 | Mü'minûn 45. Ayet (23:45:7) | وَسُلْطَانٍ | وسلطان | ve sultânin | ve bir delille | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn’u mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun ve ileri gelenlerine peygamber olarak gönderdik de (onlar) büyüklük tasladılar ve kendilerini büyük görüp böbürlenen bir topluluk oldular. | |||||
| 38 | Mü'min 23. Ayet (40:23:5) | وَسُلْطَانٍ | وسلطان | ve sultânin | ve bir yetki ile | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a[473] gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. | |||||
| 39 | Haşr 6. Ayet (59:6:16) | يُسَلِّطُ | يسلط | yusellitu | musallat eder | س ل ط |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.[533] | |||||