"س و أ" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 167 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Kasas 54. Ayet (28:54:9) السَّيِّئَةَ السيئة -sseyyiete kötülüğü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.
2 Nisâ 17. Ayet (4:17:7) السُّٓوءَ السوء -ssû-e bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah, bunların tövbelerini kabul buyurur. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
3 Ra'd 6. Ayet (13:6:2) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyi-eti kötülüğü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir.
4 En'am 160. Ayet (6:160:9) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti bir kötülükle س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.
5 Neml 46. Ayet (27:46:6) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülüğe س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”
6 Neml 90. Ayet (27:90:3) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
7 Kasas 84. Ayet (28:84:9) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
8 Nisâ 148. Ayet (4:148:5) بِالسُّٓوءِ بالسوء bi-ssû-i kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
9 Yusuf 53. Ayet (12:53:7) بِالسُّٓوءِ بالسوء bi-ssû-i kötülüğü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
10 Mümtehine 2. Ayet (60:2:10) بِالسُّٓوءِ بالسوء bi-ssû-i kötülükle س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Şâyet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman olurlar, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatırlar ve inkâr etmenizi arzu ederler.
11 Bakara 169. Ayet (2:169:3) بِالسُّٓوءِ بالسوء bi-ssûi kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
12 A'raf 73. Ayet (7:73:32) بِسُٓوءٍ بسوء bisû-in bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka bir ilâh yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah’ın şu devesi.. Bırakın onu da Allah’ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar.”
13 Hûd 64. Ayet (11:64:15) بِسُٓوءٍ بسوء bisû-in bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey kavmim! İşte size mucize olarak Allah’ın dişi bir devesi. Bırakın onu, Allah’ın arzında yayılıp otlasın. Ona kötülük dokundurmayın, yoksa sizi yakın bir azap yakalar.”
14 Şu'arâ 156. Ayet (26:156:3) بِسُٓوءٍ بسوء bisû-in bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
15 Hûd 54. Ayet (11:54:7) بِسُٓوءٍۜ بسوء bisû/(in) fena س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) 54,55. Biz sadece şunu söyleriz: “Seni, ilâhlarımızdan biri fena çarpmış.” Hûd, dedi ki: “İşte ben Allah’ı şâhit tutuyorum. Siz de şâhit olun ki, ben sizin Allah’ı bırakıp da O’na ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Haydi hepiniz toptan bana tuzak kurun, sonra da bana göz açtırmayın.”
16 Fussilet 46. Ayet (41:46:6) اَسَٓاءَ اساء esâe kötülük yaparsa س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.
17 Câsiye 15. Ayet (45:15:6) اَسَٓاءَ اساء esâe kötülük yaparsa س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
18 Rum 10. Ayet (30:10:5) اَسَٓاؤُا اساؤا esâû kötülük eden(lerin) س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
19 Necm 31. Ayet (53:31:10) اَسَٓاؤُ۫ا اساؤا esâû kötülük eden(leri) س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir.
20 İsrâ 7. Ayet (17:7:6) اَسَأْتُمْ اسأتم ese/tum kötülük ederseniz س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)
21 Zümer 35. Ayet (39:35:4) اَسْوَاَ اسوا esve-e en kötülerini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı).
22 Fussilet 27. Ayet (41:27:7) اَسْوَاَ اسوا esve-e en kötüsüyle س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.
23 Nisâ 38. Ayet (4:38:17) فَسَٓاءَ فساء fe-sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır.
24 Sâffât 177. Ayet (37:177:4) فَسَٓاءَ فساء fe-sâe ne kötü olur س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
25 Şu'arâ 173. Ayet (26:173:4) فَسَٓاءَ فساء fesâe çok kötü oldu س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi![400]
26 Neml 58. Ayet (27:58:4) فَسَٓاءَ فساء fesâe ne kötü oldu س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü![409]
27 Mü'min 58. Ayet (40:58:10) الْمُس۪ٓيءُۜ المسيء l-musî/(u) kötülük yapan س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
28 İsrâ 7. Ayet (17:7:12) لِيَسُٓؤُ۫ا ليسؤا liyesû-û kötü duruma soksunlar diye س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)
29 Mücadele 15. Ayet (58:15:7) سَٓاءَ ساء sâ-e ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
30 Mâide 66. Ayet (5:66:22) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!
31 En'am 31. Ayet (6:31:25) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür!
32 En'am 136. Ayet (6:136:29) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194]
33 A'raf 177. Ayet (7:177:0) سَٓاءَ ساء sâe ne kötüdür س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalan sayan ve ancak kendilerine zulmeden bir kavmin durumu ne kötüdür!
34 Tevbe 9. Ayet (9:9:0) سَٓاءَ ساء sâe ne kötüdür س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür!
35 Nahl 25. Ayet (16:25:13) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.
36 Nahl 59. Ayet (16:59:17) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisine verilen kötü müjde (!) yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu, aşağılanmış olarak yanında tutacak mı, yoksa toprağa mı gömecek? Bak, ne kötü hüküm veriyorlar!
37 Ankebut 4. Ayet (29:4:8) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
38 Câsiye 21. Ayet (45:21:15) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
39 Münafikun 2. Ayet (63:2:9) سَٓاءَ ساء sâe ne kötüdür س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
40 Furkan 66. Ayet (25:66:2) سَٓاءَتْ ساءت sâet ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.”
41 A'raf 20. Ayet (7:20:10) سَوْاٰتِهِمَا سواتهما sev-âtihimâ çirkin yerleri- س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”
42 A'raf 27. Ayet (7:27:16) سَوْاٰتِهِمَاۜ سواتهما sev-âtihimâ çirkin yerlerini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Avret yerlerini kendilerine açmak için, elbiselerini soyarak ana babanızı cennetten çıkardığı gibi, şeytan sizi de saptırmasın. Çünkü o ve kabilesi, onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz, şeytanları, iman etmeyenlerin dostları kılmışızdır.
43 A'raf 26. Ayet (7:26:9) سَوْاٰتِكُمْ سواتكم sev-âtikum çirkin yerlerinizi س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, işte o daha hayırlıdır. Bu (giysiler), Allah’ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik).
44 A'raf 22. Ayet (7:22:8) سَوْاٰتُهُمَا سواتهما sev-âtuhumâ çirkin yerleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.
45 Tâhâ 121. Ayet (20:121:5) سَوْاٰتُهُمَا سواتهما sev-âtuhumâ kötü yerleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine onlar (Âdem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Âdem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı.
46 Mâide 31. Ayet (5:31:10) سَوْاَةَ سواة sev-ete cesedini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
47 Mâide 31. Ayet (5:31:22) سَوْاَةَ سواة sev-ete cesedini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu.
48 Meryem 28. Ayet (19:28:8) سَوْءٍ سوء sev-in kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.”
49 Enbiyâ 74. Ayet (21:74:15) سَوْءٍ سوء sev-in kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, Lût’a da bir hikmet ve bir ilim verdik ve onu çirkin işler yapan memleketten kurtardık. Gerçekten onlar kötü bir toplum idiler, fasık (Allah’ın emrinden çıkan kimseler) idiler.
50 Enbiyâ 77. Ayet (21:77:10) سَوْءٍ سوء sev-in kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizi yalanlayanlara karşı ona yardım etmiştik. Şüphesiz onlar kötü bir toplumdu. Bu yüzden biz de onları topyekûn suda boğduk.