"س و أ" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 167 sonuç bulundu.
100 - 150 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
100 Şu'arâ 173. Ayet (26:173:4) فَسَٓاءَ فساء fesâe çok kötü oldu س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi![400]
101 Neml 5. Ayet (27:5:4) سُٓوءُ سوء sû-u en kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, azabın en kötüsü kendilerine has olan kimselerdir. Onlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.
102 Neml 11. Ayet (27:11:8) سُٓوءٍ سوء sû-in (yaptığı) kötülükten س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ancak kim zulmeder de sonra (yaptığı) kötülüğün yerine iyilik yaparsa bilsin ki şüphesiz ben çok bağışlayıcıyım, çok merhamet edenim.”
103 Neml 12. Ayet (27:12:9) سُٓوءٍ سوء sû/(in) kusur س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok; Firavun’a ve onun kavmine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak, kusursuz bembeyaz olarak çıksın. Çünkü onlar fasık bir kavimdir.”[406]
104 Neml 46. Ayet (27:46:6) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülüğe س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”
105 Neml 58. Ayet (27:58:4) فَسَٓاءَ فساء fesâe ne kötü oldu س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kötüydü![409]
106 Neml 62. Ayet (27:62:7) السُّٓوءَ السوء ssû-e kötülüğü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahut kendisine dua ettiği zaman zorda kalmışa cevap veren ve başa gelen kötülüğü kaldıran, sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile birlikte başka ilâh mı var!? Ne kadar az düşünüyorsunuz!
107 Neml 90. Ayet (27:90:3) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kimler de kötü amel getirirse, yüzüstü ateşe atılırlar. (Onlara), “Ancak yaptıklarınızın karşılığını görüyorsunuz” (denir.)
108 Kasas 32. Ayet (28:32:9) سُٓوءٍۘ سوء sû-in bir kusur س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler.”
109 Kasas 54. Ayet (28:54:9) السَّيِّئَةَ السيئة -sseyyiete kötülüğü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükâfatları kendilerine iki kez verilecektir.
110 Kasas 84. Ayet (28:84:9) بِالسَّيِّئَةِ بالسيئة bi-sseyyieti kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
111 Kasas 84. Ayet (28:84:14) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
112 Ankebut 4. Ayet (29:4:5) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
113 Ankebut 4. Ayet (29:4:8) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!
114 Ankebut 7. Ayet (29:7:7) سَيِّـَٔاتِهِمْ سيـاتهم seyyiâtihim kötülüklerini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.
115 Ankebut 33. Ayet (29:33:6) س۪ٓيءَ سيء sî-e fenalaştı س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Elçilerimiz Lût’a geldiklerinde, Lût, onlar yüzünden tasalandı, onlar hakkında çaresizlik içine düştü. Elçiler ona, “Korkma, üzülme. Biz, seni ve aileni kurtaracağız. Ancak karın başka. O, geride kalıp helâk edilenlerden olacaktır.”
116 Rum 10. Ayet (30:10:5) اَسَٓاؤُا اساؤا esâû kötülük eden(lerin) س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
117 Rum 10. Ayet (30:10:6) السُّٓوآٰى السواى ssû-â çok kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, Allah’ın âyetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
118 Rum 36. Ayet (30:36:9) سَيِّئَةٌ سيئة seyyietun bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi işledikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük gelirse, bir de bakarsın ki ümitsizliğe düşerler.
119 Ahzab 17. Ayet (33:17:11) سُٓوءًا سوءا sû-en bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah’tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?” Onlar kendilerine Allah’tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
120 Fâtır 8. Ayet (35:8:4) سُٓوءُ سوء sû-u kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helâk etme! Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.
121 Fâtır 10. Ayet (35:10:17) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötü şeyleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim şan ve şeref istiyorsa bilsin ki, şan ve şeref bütünüyle Allah’a aittir. Güzel sözler ancak O’na yükselir. Salih ameli de güzel sözler yükseltir.[447] Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar.
122 Fâtır 43. Ayet (35:43:5) السَّيِّئِۜ السيئ sseyyi/(i) kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.
123 Fâtır 43. Ayet (35:43:9) السَّيِّئُ السيئ sseyyi-u kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın.
124 Sâffât 177. Ayet (37:177:4) فَسَٓاءَ فساء fe-sâe ne kötü olur س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
125 Zümer 24. Ayet (39:24:4) سُٓوءَ سوء sû-e en kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamet günü kötü azaba karşı yüzüyle korunan kimse[469], (o gün) azaptan emin olan kimse gibi midir? Zalimlere, “Kazandıklarınızı tadın” denir.
126 Zümer 35. Ayet (39:35:4) اَسْوَاَ اسوا esve-e en kötülerini س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı).
127 Zümer 47. Ayet (39:47:14) سُٓوءِ سوء sû-i kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yeryüzünde bulunan her şey tümüyle ve onlarla beraber bir o kadarı da zulmedenlerin olsa, kıyamet günü kötü azaptan kurtulmak için elbette onları verirlerdi. Artık, hiç hesap etmedikleri şeyler Allah tarafından karşılarına çıkmıştır.
128 Zümer 48. Ayet (39:48:3) سَيِّـَٔاتُ سيـات seyyi-âtu kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Dünyada) kazandıkları şeylerin kötülükleri karşılarına çıkmış, alay etmekte oldukları şey onları kuşatmıştır.
129 Zümer 51. Ayet (39:51:2) سَيِّـَٔاتُ سيـات seyyiâtu kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Onlar Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.
130 Zümer 51. Ayet (39:51:10) سَيِّـَٔاتُ سيـات seyyiâtu kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet etmişti. Onlardan zulmedenler var ya, kazandıkları şeylerin kötülükleri onlara isabet edecektir. Onlar Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.
131 Zümer 61. Ayet (39:61:8) السُّٓوءُ السوء ssû-u kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de.
132 Mü'min 9. Ayet (40:9:2) السَّيِّـَٔاتِۜ السيـات sseyyiât(i) kötülüklerden س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.
133 Mü'min 9. Ayet (40:9:5) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötülüklerden س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.
134 Mü'min 37. Ayet (40:37:13) سُٓوءُ سوء sû-u kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
135 Mü'min 40. Ayet (40:40:3) سَيِّئَةً سيئة seyyieten bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) “Kim bir kötülük yaparsa, ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, mü’min olarak salih bir amel işlerse, işte onlar cennete girecek ve orada hesapsız olarak rızıklandırılacaklardır.”
136 Mü'min 45. Ayet (40:45:3) سَيِّـَٔاتِ سيـات seyyiâti kötülüklerinden س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı.
137 Mü'min 45. Ayet (40:45:9) سُٓوءُ سوء sû-u en kötüsü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, onu, onların hilelerinin kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini, azâbın en kötüsü kuşattı.
138 Mü'min 52. Ayet (40:52:9) سُٓوءُ سوء sû-u en kötüsü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün zalimlere, mazeretleri fayda vermez. Lânet de onlaradır, kötü yurt da onlaradır.
139 Mü'min 58. Ayet (40:58:10) الْمُس۪ٓيءُۜ المسيء l-musî/(u) kötülük yapan س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kör ile gören, iman edip salih ameller işleyenler ile kötülük yapan bir değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz.
140 Fussilet 27. Ayet (41:27:7) اَسْوَاَ اسوا esve-e en kötüsüyle س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenlere mutlaka şiddetli bir azabı tattıracağız ve onları yaptıklarının en kötüsü ile cezalandıracağız.
141 Fussilet 34. Ayet (41:34:5) السَّيِّئَةُۜ السيئة sseyyi-e(tu) kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.
142 Fussilet 46. Ayet (41:46:6) اَسَٓاءَ اساء esâe kötülük yaparsa س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara (zerre kadar) zulmedici değildir.
143 Şûrâ 25. Ayet (42:25:9) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötülükler- س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.
144 Şûrâ 40. Ayet (42:40:2) سَيِّئَةٍ سيئة seyyietin kötülüğün س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
145 Şûrâ 40. Ayet (42:40:3) سَيِّئَةٌ سيئة seyyietun bir kütülüktür س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez.
146 Şûrâ 48. Ayet (42:48:21) سَيِّئَةٌ سيئة seyyietun bir kötülük س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.
147 Câsiye 15. Ayet (45:15:6) اَسَٓاءَ اساء esâe kötülük yaparsa س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kim salih bir amel işlerse, kendi lehine işlemiş olur. Kim de kötülük yaparsa, kendi aleyhine yapmış olur. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.
148 Câsiye 21. Ayet (45:21:5) السَّيِّـَٔاتِ السيـات sseyyiâti kötülükleri س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
149 Câsiye 21. Ayet (45:21:15) سَٓاءَ ساء sâe ne kötü س و أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa kötülük işleyenler, kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!