| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 100 | Nahl 2. Ayet (16:2:8) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, “Benden başka ilâh yoktur. Öyle ise bana karşı gelmekten sakının” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren vahiy ile melekleri kullarından dilediğine indirir. | |||||
| 101 | Nahl 9. Ayet (16:9:8) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır.[302] Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi. | |||||
| 102 | Nahl 35. Ayet (16:35:5) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 103 | Nahl 90. Ayet (16:90:11) | الْفَحْشَٓاءِ | الفحشاء | l-fahşâ-i | edepsizlikten | ف ح ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. | |||||
| 104 | Nahl 93. Ayet (16:93:2) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 105 | Nahl 93. Ayet (16:93:10) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 106 | Nahl 93. Ayet (16:93:13) | يَشَٓاءُۜ | يشاء | yeşâ/(u) | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz. | |||||
| 107 | İsrâ 18. Ayet (17:18:9) | نَشَٓاءُ | نشاء | neşâu | dilediğimiz | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. | |||||
| 108 | İsrâ 30. Ayet (17:30:6) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. | |||||
| 109 | Kehf 24. Ayet (18:24:3) | يَشَٓاءَ | يشاء | yeşâa | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak, “Allah dilerse yapacağım” de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır” de. | |||||
| 110 | Kehf 29. Ayet (18:29:6) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileyen | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328] | |||||
| 111 | Kehf 29. Ayet (18:29:9) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileyen | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.[328] | |||||
| 112 | Kehf 39. Ayet (18:39:7) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 39,40. “Bağına girdiğinde ‘Mâşaallah! Kuvvet yalnız Allah’ındır’ deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak hâline geliverir.” | |||||
| 113 | Kehf 69. Ayet (18:69:4) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi. | |||||
| 114 | Enbiyâ 9. Ayet (21:9:6) | نَشَٓاءُ | نشاء | neşâu | dilediğimiz | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik. | |||||
| 115 | Hacc 5. Ayet (22:5:32) | نَشَٓاءُ | نشاء | neşâu | dilediğimizi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 116 | Hacc 18. Ayet (22:18:37) | يَشَٓاءُ ۩ | يشاء | yeşâ/ | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmedin mi ki şüphesiz, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğu Allah’a secde etmektedir. Birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah, kimi alçaltırsa ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. | |||||
| 117 | Mü'minûn 24. Ayet (23:24:17) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” | |||||
| 118 | Nûr 21. Ayet (24:21:15) | بِالْفَحْشَٓاءِ | بالفحشاء | bil-fahşâ-i | edepsizliği | ف ح ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 119 | Nûr 21. Ayet (24:21:32) | يَشَٓاءُۜ | يشاء | yeşâ/(u) | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 120 | Nûr 35. Ayet (24:35:40) | يَشَٓاءُۜ | يشاء | yeşâ/(u) | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[388] | |||||
| 121 | Nûr 38. Ayet (24:38:12) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. | |||||
| 122 | Nûr 43. Ayet (24:43:29) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediğini | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 123 | Nûr 43. Ayet (24:43:33) | يَشَٓاءُۜ | يشاء | yeşâ/(u) | dilediği- | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Görmez misin ki Allah, bulutları sevk eder. Sonra, onları kaynaştırıp üst üste yığar. Nihayet yağmurun, onların arasından yağdığını görürsün. O, gökten, oradaki dağ (gibi bulut)lardan dolu indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de geri çevirir. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı neredeyse gözleri alacak. | |||||
| 124 | Nûr 45. Ayet (24:45:25) | يَشَٓاءُۜ | يشاء | yeşâ/(u) | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah, dilediğini yaratır. Çünkü Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 125 | Nûr 46. Ayet (24:46:8) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir. | |||||
| 126 | Nûr 58. Ayet (24:58:28) | الْعِشَٓاءِ۠ | العشاء | l-’işâ/(i) | yatsı | ع ش و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 127 | Furkan 10. Ayet (25:10:4) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 128 | Furkan 45. Ayet (25:45:9) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dileseydi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. | |||||
| 129 | Furkan 57. Ayet (25:57:9) | شَٓاءَ | شاء | şâe | istemeniz | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, Rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.” | |||||
| 130 | Neml 87. Ayet (27:87:14) | شَٓاءَ | شاء | şâe | diledikleri | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler. | |||||
| 131 | Kasas 27. Ayet (28:27:26) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse (İnşallah) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, “Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. | |||||
| 132 | Kasas 56. Ayet (28:56:10) | يَشَٓاءُۚ | يشاء | yeşâ(u) | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O, doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. | |||||
| 133 | Kasas 68. Ayet (28:68:4) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. | |||||
| 134 | Kasas 82. Ayet (28:82:12) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, “Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah, bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kâfirler iflah olmayacak” demeye başladılar. | |||||
| 135 | Ankebut 21. Ayet (29:21:3) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 136 | Ankebut 21. Ayet (29:21:6) | يَشَٓاءُۚ | يشاء | yeşâ(u) | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dilediğine azap eder, dilediğine de merhamet eder. Ancak O’na döndürüleceksiniz. | |||||
| 137 | Ankebut 45. Ayet (29:45:13) | الْفَحْشَٓاءِ | الفحشاء | l-fahşâ-i | iğrenç şeyler- | ف ح ش |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. | |||||
| 138 | Ankebut 62. Ayet (29:62:5) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 139 | Rum 5. Ayet (30:5:5) | يَشَٓاءُۜ | يشاء | yeşâ(u) | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4,5. Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah’ındır. O gün Allah’ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü’minler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.[422] | |||||
| 140 | Rum 37. Ayet (30:37:8) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, rızkı dilediğine bol verdiğini ve (dilediğine) kıstığını görmediler mi? Bunda inanan bir toplum için elbette ibretler vardır. | |||||
| 141 | Rum 48. Ayet (30:48:11) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | diliyorsa | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. | |||||
| 142 | Rum 48. Ayet (30:48:23) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediğine | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları harekete geçirir. Allah, onları dilediği gibi, (bazen) yayar ve (bazen) yoğunlaştırır. Nihayet yağmurun onların arasından çıktığını görürsün. Onu kullarından dilediklerine uğrattığı zaman bir de bakarsın sevinirler. | |||||
| 143 | Rum 54. Ayet (30:54:21) | يَشَٓاءُۚ | يشاء | yeşâ/(u) | dilediğini | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir. | |||||
| 144 | Ahzab 24. Ayet (33:24:8) | شَٓاءَ | شاء | şâe | dilerse | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 145 | Ahzab 51. Ayet (33:51:3) | تَشَٓاءُ | تشاء | teşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 146 | Ahzab 51. Ayet (33:51:8) | تَشَٓاءُۜ | تشاء | teşâ(u) | dilediğin | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 147 | Sebe' 13. Ayet (34:13:4) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | diliyorsa | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cinler, Süleyman için dilediği biçimde kaleler, heykeller, havuz gibi çanaklar ve sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Davûd ailesi, şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır. | |||||
| 148 | Sebe' 36. Ayet (34:36:7) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed, de ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.” | |||||
| 149 | Sebe' 39. Ayet (34:39:7) | يَشَٓاءُ | يشاء | yeşâu | dilediği | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||