| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 150 | Zümer 62. Ayet (39:62:4) | شَيْءٍۘ | شيء | şey/(in) | şeyin | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir. | |||||
| 151 | Zümer 62. Ayet (39:62:8) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şeye vekildir. | |||||
| 152 | Mü'min 7. Ayet (40:7:17) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar (melekler) Rablerini hamd ederek tespih ederler, O’na inanırlar ve inananlar için (şöyle diyerek) bağışlanma dilerler: “Ey Rabbimiz! Senin rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O hâlde tövbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem azâbından koru.” | |||||
| 153 | Mü'min 16. Ayet (40:16:9) | شَيْءٌۜ | شيء | şey/(un) | hiçbir şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün onlar ortaya çıkarlar. Onların hiçbir şeyi Allah’a gizli kalmaz. Bugün mülk (hükümranlık) kimindir? Tek olan, her şeyi kudret ve hâkimiyeti altında tutan Allah’ındır | |||||
| 154 | Mü'min 20. Ayet (40:20:10) | بِشَيْءٍۜ | بشيء | bi-şey/(in) | hiçbir şeye | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hak ve adâletle hükmeder. Allah’tan başka taptıkları ise hiçbir hükümde bulunamazlar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 155 | Mü'min 62. Ayet (40:62:6) | شَيْءٍۢ | شيء | şey-in | şeyin | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte her şeyin yaratıcısı olan Rabbiniz Allah! O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Durum bu iken nasıl oluyor da (haktan) döndürülüyorsunuz? | |||||
| 156 | Fussilet 21. Ayet (41:21:12) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar derilerine, “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Derileri de der ki; “Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O’na döndürülüyorsunuz.” | |||||
| 157 | Fussilet 39. Ayet (41:39:21) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir. | |||||
| 158 | Fussilet 53. Ayet (41:53:18) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Varlığımızın delillerini, (kâinattaki uçsuz bucaksız) ufuklarda ve kendi nefislerinde onlara göstereceğiz ki, o Kur’an’ın gerçek olduğu onlara iyice belli olsun. Rabbinin, her şeye şâhit olması yetmez mi? | |||||
| 159 | Fussilet 54. Ayet (41:54:11) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır. | |||||
| 160 | Şûrâ 9. Ayet (42:9:15) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Hâlbuki gerçek dost Allah’tır. O, ölüleri diriltir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 161 | Şûrâ 10. Ayet (42:10:5) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah’a aittir. İşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim ve ancak O’na yöneliyorum. | |||||
| 162 | Şûrâ 11. Ayet (42:11:16) | شَيْءٌۚ | شيء | şey-un | hiçbir şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri yaratandır. Size kendinizden[480] eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu sûretle sizi üretiyor. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. | |||||
| 163 | Şûrâ 12. Ayet (42:12:12) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin anahtarları O’nundur. Dilediğine rızkı bol verir ve (dilediğine) kısar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 164 | Şûrâ 36. Ayet (42:36:4) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyler | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37,38,39. (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. | |||||
| 165 | Ahkaf 25. Ayet (46:25:3) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, Rabbimin emriyle her şeyi yerle bir eder.” Derken evlerinden başka hiçbir şeyleri görünmez hâle geldiler. İşte biz, suç işleyen toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 166 | Ahkaf 26. Ayet (46:26:21) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey (yarar) | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. | |||||
| 167 | Ahkaf 33. Ayet (46:33:21) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökleri ve yeri yaratan ve onları yaratmaktan yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye gücünün yeteceğini görmediler mi? Evet şüphesiz O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 168 | Fetih 21. Ayet (48:21:13) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Henüz elde edemediğiniz, fakat Allah’ın, ilmiyle kuşattığı başka (kazançlar) da vardır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 169 | Fetih 26. Ayet (48:26:27) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir. | |||||
| 170 | Hucurât 16. Ayet (49:16:15) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.” | |||||
| 171 | Kaf 2. Ayet (50:2:10) | شَيْءٌ | شيء | şey-un | bir şeydir | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. Kâf.[501] Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!” | |||||
| 172 | Zâriyât 42. Ayet (51:42:4) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu. | |||||
| 173 | Zâriyât 49. Ayet (51:49:3) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyden | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. | |||||
| 174 | Tûr 21. Ayet (52:21:14) | شَيْءٍۜ | شيء | şey-/(in) | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir. | |||||
| 175 | Tûr 35. Ayet (52:35:5) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar? | |||||
| 176 | Kamer 6. Ayet (54:6:7) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | bir şeye | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar. | |||||
| 177 | Kamer 49. Ayet (54:49:3) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık. | |||||
| 178 | Kamer 52. Ayet (54:52:2) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır. | |||||
| 179 | Hadîd 2. Ayet (57:2:10) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca O’nundur. Diriltir, öldürür. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 180 | Hadîd 3. Ayet (57:3:8) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 181 | Hadîd 29. Ayet (57:29:8) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeye | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir. | |||||
| 182 | Mücadele 6. Ayet (58:6:14) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden diriltip yaptıklarını kendilerine haber vereceği günü hatırla. Allah onları sayıp zaptetmiş, onlarsa bunları unutmuşlardır. Allah, her şeye şahittir. | |||||
| 183 | Mücadele 7. Ayet (58:7:46) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şeyi Allah’ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişi gizlice konuşmaz ki, dördüncüleri O olmasın. Beş kişi gizlice konuşmaz ki altıncıları O olmasın. Bundan daha az, yahut daha çok da olsalar, nerede olurlarsa olsunlar, O mutlaka onlarla beraberdir. Sonra onlara yaptıklarını Kıyamet günü haber verecektir. Allah, her şeyi hakkıyla bilir. | |||||
| 184 | Mücadele 18. Ayet (58:18:13) | شَيْءٍۜ | شيء | şey-/(in) | bir şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir. | |||||
| 185 | Haşr 6. Ayet (59:6:24) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.[533] | |||||
| 186 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:45) | شَيْءٍۜ | شيء | şey-/(in) | bir şeye | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||
| 187 | Mümtehine 11. Ayet (60:11:3) | شَيْءٌ | شيء | şey-un | herhangibir şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer eşlerinizden biri kâfirlere kaçar[540] ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve inandığınız Allah’a karşı gelmekten sakının. | |||||
| 188 | Teğabun 1. Ayet (64:1:16) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih eder. Mülk yalnızca O’nundur, hamd de O’na mahsustur. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 189 | Teğabun 11. Ayet (64:11:15) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın izni olmaksızın hiçbir musibet başa gelmez. Kim Allah’a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 190 | Talak 3. Ayet (65:3:20) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | herşey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 191 | Talak 12. Ayet (65:12:17) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz. | |||||
| 192 | Talak 12. Ayet (65:12:24) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, yedi göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Allah’ın emri bunlar arasından inip durmaktadır ki, Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve Allah’ın her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz. | |||||
| 193 | Tahrim 8. Ayet (66:8:45) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. | |||||
| 194 | Mülk 1. Ayet (67:1:8) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hükümranlık elinde olan Allah, yücedir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 195 | Mülk 9. Ayet (67:9:12) | شَيْءٍۚ | شيء | şey-in | şey | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle derler: “Evet, bize bir uyarıcı gelmişti. Fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah hiçbir şey indirmemiştir. Siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ demiştik.” | |||||
| 196 | Mülk 19. Ayet (67:19:14) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. | |||||
| 197 | Cin 28. Ayet (72:28:12) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 27,28. Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür. | |||||
| 198 | Nebe' 29. Ayet (78:29:2) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şeyi | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) tamamiyle sayıp tespit ettik. | |||||
| 199 | Abese 18. Ayet (80:18:3) | شَيْءٍ | شيء | şey-in | şey- | ش ي أ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu hangi şeyden yarattı? | |||||