"ش ي أ" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 519 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 İsrâ 74. Ayet (17:74:8) شَيْـًٔا شيـا şey-en ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
2 Nisâ 133. Ayet (4:133:2) يَشَأْ يشأ yeşe/ (Allah) dilerse ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir.
3 Tahrim 10. Ayet (66:10:22) شَيْـًٔا شيـا şey-en (hiçbir) şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikâhları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah’ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, “Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!” denildi.
4 Âl-i İmran 128. Ayet (3:128:5) شَيْءٌ شيء şey-un (yapacağın) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
5 Kehf 71. Ayet (18:71:14) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir iş ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
6 Kehf 74. Ayet (18:74:15) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir iş ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
7 Meryem 27. Ayet (19:27:10) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir iş ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
8 Mâide 94. Ayet (5:94:7) بِشَيْءٍ بشيء bişey-in bir kısım ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği hâlde kendisinden korkanı ayırıp meydana çıkarsın. Kim bundan (bu açıklamadan) sonra haddini tecavüz ederse, ona elem dolu bir azap vardır.
9 Nisâ 4. Ayet (4:4:9) شَيْءٍ شيء şey-in bir kısmını ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
10 Bakara 48. Ayet (2:48:8) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.[15] Onlara yardım da edilmez.
11 Bakara 170. Ayet (2:170:20) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?[45]
12 Bakara 178. Ayet (2:178:21) شَيْءٌ شيء şey-un bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.[48]
13 Bakara 216. Ayet (2:216:10) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
14 Bakara 229. Ayet (2:229:15) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah’ın belirlediği ölçüleri koruyamama endişeleri dışında kadınlara verdiklerinizden (boşanma esnasında) bir şeyi geri almanız, sizin için helâl olmaz. Eğer onlar Allah’ın belirlediği ölçüleri gözetmeyecekler diye endişe ederseniz, o zaman kadının (boşanmak için) bedel vermesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bunları aşmayın. Allah’ın koyduğu sınırları kim aşarsa, onlar zalimlerin ta kendileridir.
15 En'am 91. Ayet (6:91:14) شَيْءٍۜ شيء şey/(in) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler.[183] Çünkü, “Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi” dediler.[184] De ki: “Mûsâ’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kâğıtlar hâline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı kim indirdi?” (Ey Muhammed!) “Allah” (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.
16 En'am 93. Ayet (6:93:15) شَيْءٌ شيء şey-un bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, “Bana vahyolundu” diyen, ya da “Allah’ın indirdiğinin benzerini ben de indireceğim” diye laf eden kimseden daha zalim kimdir? Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz, ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!
17 Enfal 72. Ayet (8:72:0) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
18 Yunus 36. Ayet (10:36:0) شَيْـًٔاۜ شيـا şey-â(en) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.
19 İbrahim 21. Ayet (14:21:20) شَيْءٍۜ شيء şey/(in) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler.
20 Kehf 76. Ayet (18:76:5) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.[332] Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.[333]
21 Hacc 5. Ayet (22:5:56) شَيْـًٔاۜ شيـا şey-â(en) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
22 Hacc 73. Ayet (22:73:23) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.
23 Şu'arâ 30. Ayet (26:30:4) بِشَيْءٍ بشيء bi-şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.
24 Lokman 33. Ayet (31:33:19) شَيْـًٔاۜ شيـا şey-â(en) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Hiçbir babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamayacağı, hiçbir çocuğun da babasına hiçbir yarar sağlayamayacağı günden korkun! Şüphesiz Allah’ın va’di gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. O aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi aldatmasın.
25 Sebe' 39. Ayet (34:39:15) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
26 Duhân 41. Ayet (44:41:7) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
27 Câsiye 9. Ayet (45:9:5) شَيْـًٔاۨ شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimizden bir şey öğrenince onu alaya alır. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır!
28 Mücadele 18. Ayet (58:18:13) شَيْءٍۜ شيء şey-/(in) bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
29 İnsân 1. Ayet (76:1:10) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.[569]
30 Bakara 216. Ayet (2:216:17) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şey (de) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Savaş, hoşunuza gitmediği hâlde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
31 Âl-i İmran 28. Ayet (3:28:16) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey (dostluğu) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır.
32 Mâide 68. Ayet (5:68:7) شَيْءٍ شيء şey-in bir şey (esas) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme.
33 Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:47) شَيْءٌ شيء şey-un bir şey (fayda) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
34 Bakara 113. Ayet (2:113:6) شَيْءٍۖ شيء şey-in bir şey (temel) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
35 Bakara 113. Ayet (2:113:12) شَيْءٍۙ شيء şey-in bir şey (temel) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yahudiler, “Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller” dediler. Hıristiyanlar da, “Yahudiler bir temel üzerinde değiller” dediler. Oysa hepsi Kitab’ı[31] okuyorlar. (Kitab'ı) bilmeyenler de tıpkı bunların söyledikleri gibi demişti. Artık onların aralarında uyuşamadıkları davada, kıyamet gününde hükmü Allah verecektir.
36 Meryem 89. Ayet (19:89:3) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şeyde (cür'ette) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
37 Hûd 72. Ayet (11:72:12) لَشَيْءٌ لشيء le-şey-un bir şeydir ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Karısı, “Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!” dedi.
38 Hacc 1. Ayet (22:1:9) شَيْءٌ شيء şey-un bir şeydir ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir.
39 Sâd 5. Ayet (38:5:7) لَشَيْءٌ لشيء le-şey-un bir şeydir ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) “İlâhları bir tek ilâh mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!”
40 Sâd 6. Ayet (38:6:11) لَشَيْءٌ لشيء le-şey-un bir şeydir ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
41 Kaf 2. Ayet (50:2:10) شَيْءٌ شيء şey-un bir şeydir ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Kâf.[501] Şerefli Kur’ân’a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: “Bu tuhaf bir şeydir!”
42 Nisâ 19. Ayet (4:19:30) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.[111]
43 Mâide 17. Ayet (5:17:16) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
44 Kamer 6. Ayet (54:6:7) شَيْءٍ شيء şey-in bir şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.
45 Mümtehine 4. Ayet (60:4:45) شَيْءٍۜ شيء şey-/(in) bir şeye ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538]
46 Ahkaf 8. Ayet (46:8:12) شَيْـًٔاۜ شيـا şey-â(en) bir şeye (gelecek cezaya) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa, “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah’tan gelecek olana (cezaya) karşı siz benim için hiçbir şey yapamazsınız. O, sizin, hakkında (düşüncesizce) yaygara kopardığınız şeyi daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şâhit olarak O yeter! O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
47 İnfitâr 19. Ayet (82:19:6) شَيْـًٔاۜ شيـا şey-â(n) bir şeye (yardıma) ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) O gün kimse kimseye hiçbir fayda sağlayamayacaktır. O gün buyruk, yalnız Allah’ındır.
48 Nahl 40. Ayet (16:40:3) لِشَيْءٍ لشيء li-şey-in bir şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz sadece, ona, “ol” dememizdir. O da hemen oluverir.
49 Ahzab 54. Ayet (33:54:3) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
50 Yâsîn 82. Ayet (36:82:5) شَيْـًٔا شيـا şey-en bir şeyi ش ي أ
Diyanet İşleri (Yeni) Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.