"صدق" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 85 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 41. Ayet (2:41:4) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının.
2 Bakara 89. Ayet (2:89:7) مُصَدِّقٌ مصدق musaddikun doğrulayıcı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.
3 Bakara 91. Ayet (2:91:18) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) iman edin” denilince, “Biz sadece bize indirilene (Tevrat’a) inanırız” deyip, ondan sonra geleni (Kur’an’ı) inkâr ederler. Hâlbuki o, ellerinde bulunanı (Tevrat’ı) tasdik eden hak bir kitaptır. De ki: “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
4 Bakara 97. Ayet (2:97:12) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”
5 Bakara 101. Ayet (2:101:7) مُصَدِّقٌ مصدق musaddikun doğrulayan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar.
6 Bakara 177. Ayet (2:177:48) صَدَقُواۜ صدقوا sadekû(i) doğru olan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
7 Bakara 196. Ayet (2:196:31) صَدَقَةٍ صدقة sadekatin sadakadan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin.
8 Bakara 263. Ayet (2:263:6) صَدَقَةٍ صدقة sadekatin sadaka- ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
9 Bakara 264. Ayet (2:264:7) صَدَقَاتِكُمْ صدقاتكم sadekâtikum sadakalarınızı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.
10 Bakara 271. Ayet (2:271:3) الصَّدَقَاتِ الصدقات ssadekâti sadakaları ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
11 Bakara 276. Ayet (2:276:5) الصَّدَقَاتِۜ الصدقات ssadekât(i) sadakaları ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, faiz malını mahveder, sadakaları[78] ise artırır (bereketlendirir). Allah, hiçbir günahkâr nankörü sevmez.
12 Bakara 280. Ayet (2:280:9) تَصَدَّقُوا تصدقوا tesaddekû sadaka olarak bağışlarsanız ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.
13 Âl-i İmran 3. Ayet (3:3:5) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir.
14 Âl-i İmran 39. Ayet (3:39:12) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler.
15 Âl-i İmran 50. Ayet (3:50:1) وَمُصَدِّقًا ومصدقا ve musaddikan ve doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helâl kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir mucize de getirdim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
16 Âl-i İmran 81. Ayet (3:81:14) مُصَدِّقٌ مصدق musaddikun doğrulayıcı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Allah peygamberlerden, “Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye söz almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.
17 Âl-i İmran 95. Ayet (3:95:2) صَدَقَ صدق sadeka doğru söyledi ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim’in dinine uyun. O, Allah’a ortak koşanlardan değildi.”
18 Âl-i İmran 152. Ayet (3:152:2) صَدَقَكُمُ صدقكم sadekakumu size doğruladı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va’dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra, za’f gösterdiniz. (Peygamber’in verdiği) emir konusunda tartıştınız ve emre karşı geldiniz. İçinizden dünyayı isteyenler de vardı, ahireti isteyenler de. Sonra sizi denemek için onlardan yüzünüzü çevirdi. (Kaçıp hezimete uğradınız. Buna rağmen) sizi bağışladı. Allah, mü’minlere karşı çok lütufkârdır.
19 Nisâ 4. Ayet (4:4:3) صَدُقَاتِهِنَّ صدقاتهن sadukâtihinne sadakalarını (çeyiz) ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlara mehirlerini (bir görev olarak) gönül hoşluğuyla verin. Eğer kendi istekleriyle o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yiyin.
20 Nisâ 47. Ayet (4:47:9) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkını[120] lânetlediğimiz gibi onları lânetlemeden, yanınızda bulunanı (Tevrat’ı) doğrulayıcı olarak indirdiğimiz bu kitaba (Kur’an’a) iman edin. Allah’ın emri mutlaka yerine gelecektir.
21 Nisâ 87. Ayet (4:87:14) اَصْدَقُ اصدق asdeku daha doğru ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. Andolsun, sizi kıyamet gününde mutlaka bir araya toplayacaktır. Bunda asla şüphe yoktur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?
22 Nisâ 92. Ayet (4:92:22) يَصَّدَّقُواۜ يصدقوا yassaddekû bağışlamaları ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bir mü’minin bir mü’mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü’mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü’min köleyi azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir. (Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir köle azad etmek gerekir. Bunlara imkân bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ard arda oruç tutması gerekir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
23 Nisâ 114. Ayet (4:114:10) بِصَدَقَةٍ بصدقة bisadekatin sadakayı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah’ın rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükâfat vereceğiz.
24 Nisâ 122. Ayet (4:122:18) اَصْدَقُ اصدق asdeku daha doğru ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İman edip salih ameller işleyenleri de ebedî olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur. Kimdir sözü Allah’ınkinden daha doğru olan?
25 Mâide 45. Ayet (5:45:18) تَصَدَّقَ تصدق tesaddeka bağışlarsa ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir.
26 Mâide 46. Ayet (5:46:7) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı olarak ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.
27 Mâide 46. Ayet (5:46:18) وَمُصَدِّقًا ومصدقا ve musaddikan ve doğrulayan ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yola iletici ve bir öğüt olarak İncil’i verdik.
28 Mâide 48. Ayet (5:48:5) مُصَدِّقًا مصدقا musaddikan doğrulayıcı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab’ı (Kur’an’ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet ve sana gelen haktan ayrılıp da onların arzularına uyma. Sizden her biriniz için bir şeriat ve bir yol koyduk. Eğer Allah dileseydi, elbette sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat verdiği şeylerde sizi imtihan etmek için ümmetlere ayırdı. Öyle ise iyiliklerde yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman anlaşmazlığa düşmüş olduğunuz şeyleri size bildirecektir.
29 Mâide 113. Ayet (5:113:11) صَدَقْتَنَا صدقتنا sadaktenâ bize doğru söylediğini ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi.
30 Mâide 119. Ayet (5:119:7) صِدْقُهُمْۜ صدقهم sidkuhum doğruluklarının ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle diyecek: “Bugün, doğrulara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gündür.” Onlara içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük başarıdır.
31 En'am 92. Ayet (6:92:5) مُصَدِّقُ مصدق musaddiku doğrulayıcı ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.[185] Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.
32 En'am 115. Ayet (6:115:4) صِدْقًا صدقا sidkan doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinin kelimesi (Kur’an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
33 Tevbe 43. Ayet (9:43:0) صَدَقُوا صدقوا sadekû doğru söyleyen(ler) ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?
34 Tevbe 58. Ayet (9:58:0) الصَّدَقَاتِۚ الصدقات -ssadekâti sadakalar ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar da var. Kendilerine ondan bir pay verilirse, hoşnut olurlar; eğer kendilerine ondan bir pay verilmezse, hemen kızarlar.
35 Tevbe 60. Ayet (9:60:0) الصَّدَقَاتُ الصدقات ssadekâtu sadakalar (zekatlar) ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
36 Tevbe 75. Ayet (9:75:0) لَنَصَّدَّقَنَّ لنصدقن lenassaddekanne elbette sadaka vereceğiz ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden, “Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse, mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz” diye Allah’a söz verenler de vardır.
37 Tevbe 79. Ayet (9:79:0) الصَّدَقَاتِ الصدقات ssadekâti sadakalar ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sadakalar hususunda gönüllü bağışta bulunan mü’minlerle, güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya; işte Allah asıl onları maskaraya çevirmiştir. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
38 Tevbe 103. Ayet (9:103:0) صَدَقَةً صدقة sadekaten bir sadaka ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
39 Tevbe 104. Ayet (9:104:0) الصَّدَقَاتِ الصدقات ssadekâti sadakaları ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, kullarının tövbesini kabul edenin ve sadakaları alanın Allah olduğunu; tövbeyi çok kabul edenin, çok merhametli olanın Allah olduğunu bilmediler mi?
40 Yunus 2. Ayet (10:2:0) صِدْقٍ صدق sidkin doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz, insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki o kâfirler, “Bu elbette apaçık bir sihirbazdır” dediler?
41 Yunus 93. Ayet (10:93:0) صِدْقٍ صدق sidkin iyi ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
42 Yusuf 26. Ayet (12:26:16) فَصَدَقَتْ فصدقت fe-sadekat kadın doğrudur ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
43 Yusuf 88. Ayet (12:88:17) وَتَصَدَّقْ وتصدق ve tesaddek ve tasadduk eyle ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
44 Yusuf 88. Ayet (12:88:22) الْمُتَصَدِّق۪ينَ المتصدقين l-mutesaddikîn(e) tasadduk edenleri ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Mısır’a dönüp) Yûsuf’un yanına girdiklerinde, “Ey güçlü vezir! Bize ve ailemize darlık ve sıkıntı dokundu. Değersiz bir sermaye ile geldik. Zahiremizi tam ölç, ayrıca bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükâfatlandırır” dediler.
45 İsrâ 80. Ayet (17:80:5) صِدْقٍ صدق sidkin doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”
46 İsrâ 80. Ayet (17:80:8) صِدْقٍ صدق sidkin doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.”
47 Meryem 50. Ayet (19:50:8) صِدْقٍ صدق sidkin bir doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik).
48 Enbiyâ 9. Ayet (21:9:2) صَدَقْنَاهُمُ صدقناهم sadaknâhumu yerine getirdik ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helâk ettik.
49 Şu'arâ 84. Ayet (26:84:4) صِدْقٍ صدق sidkin doğruluk ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) “Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl.”
50 Neml 27. Ayet (27:27:3) اَصَدَقْتَ اصدقت esadakte doğru mu söyledin ص د ق
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”