"ص ب ر" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 103 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Furkan 20. Ayet (25:20:17) اَتَصْبِرُونَۚ اتصبرون etasbirûn(e) sabrediyor musunuz? ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (Ey insanlar!) Sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (Bakalım) sabredecek misiniz? Rabbin, hakkıyla görendir.
2 Sâd 17. Ayet (38:17:1) اِصْبِرْ اصبر isbir sabret ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd’u hatırla. O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
3 Bakara 175. Ayet (2:175:9) اَصْبَرَهُمْ اصبرهم asberahum cesaretlidirler ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar hidayeti verip sapıklığı, bağışlanmayı verip azabı satın alanlardır. Onlar ateşe karşı ne kadar da dayanıklıdırlar(!)
4 Âl-i İmran 200. Ayet (3:200:5) اصْبِرُوا اصبروا -sbirû sabredin ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.
5 Kasas 80. Ayet (28:80:16) الصَّابِرُونَ الصابرون ssâbirûn(e) sabredenlerden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, “Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah’ın vereceği mükâfat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur” dediler.
6 Zümer 10. Ayet (39:10:19) الصَّابِرُونَ الصابرون ssâbirûne sabredenlere ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.”
7 Bakara 153. Ayet (2:153:11) الصَّابِر۪ينَ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenlerle ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.[40]
8 Bakara 155. Ayet (2:155:12) الصَّابِر۪ينَۙ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenleri ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
9 Bakara 249. Ayet (2:249:60) الصَّابِر۪ينَ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenlerle ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Tâlût, ordu ile hareket edince, “Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka.” dedi. İçlerinden pek azı hariç, hepsi ırmaktan içtiler. Tâlût ve onunla beraber iman edenler ırmağı geçince, (geride kalanlar) “Bugün bizim Câlût’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Allah’a kavuşacaklarını kesin olarak bilenler (ırmağı geçenler) ise şu cevabı verdiler: “Allah’ın izniyle büyük bir topluluğa galip gelen nice küçük topluluklar vardır. Allah, sabredenlerle beraberdir.”
10 Âl-i İmran 17. Ayet (3:17:1) اَلصَّابِر۪ينَ الصابرين essâbirîne sabredenler ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) 16,17. (Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.
11 Âl-i İmran 142. Ayet (3:142:13) الصَّابِر۪ينَ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenleri ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
12 Âl-i İmran 146. Ayet (3:146:21) الصَّابِر۪ينَ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenleri ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Nice peygamberler var ki, kendileriyle beraber birçok Allah dostu çarpıştı da bunlar Allah yolunda başlarına gelenlerden yılmadılar, zaafa düşmediler, boyun eğmediler. Allah, sabredenleri sever.
13 Enfal 46. Ayet (8:46:0) الصَّابِر۪ينَۚ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenlerle ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
14 Enfal 66. Ayet (8:66:0) الصَّابِر۪ينَ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenlerle ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.
15 Enbiyâ 85. Ayet (21:85:7) الصَّابِر۪ينَۚ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenlerdendi ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de hatırla. Bunların hepsi sabredenlerdendi.
16 Sâffât 102. Ayet (37:102:28) الصَّابِر۪ينَ الصابرين ssâbirîn(e) sabredenler- ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, “Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın” dedi.
17 Bakara 45. Ayet (2:45:2) بِالصَّبْرِ بالصبر bi-ssabri sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[14] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
18 Bakara 153. Ayet (2:153:6) بِالصَّبْرِ بالصبر bi-ssabri sabır ile ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.[40]
19 Beled 17. Ayet (90:17:7) بِالصَّبْرِ بالصبر bi-ssabri sabır ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) 17,18. Sonra da iman edenlerden olup birbirine sabrı tavsiye edenlerden, birbirine merhameti tavsiye edenlerden olanlar var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir.[581]
20 Asr 3. Ayet (103:3:9) بِالصَّبْرِ بالصبر bi-ssabr(i) sabrı ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
21 Kehf 68. Ayet (18:68:2) تَصْبِرُ تصبر tasbiru dayanabilirsin ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?”
22 Âl-i İmran 120. Ayet (3:120:11) تَصْبِرُوا تصبروا tasbirû sabreder ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, onların hileleri size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.
23 Âl-i İmran 125. Ayet (3:125:3) تَصْبِرُوا تصبروا tasbirû sabrederseniz ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Evet, sabrettiğiniz ve Allah’a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size yardım eder.
24 Âl-i İmran 186. Ayet (3:186:18) تَصْبِرُوا تصبروا tasbirû sabreder ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.
25 Nisâ 25. Ayet (4:25:53) تَصْبِرُوا تصبروا tasbirû sabretmeniz ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
26 Tûr 16. Ayet (52:16:5) تَصْبِرُواۚ تصبروا tasbirû sabretmeyin ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”
27 Kehf 69. Ayet (18:69:6) صَابِرًا صابرا sâbiran sabredici ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim” dedi.
28 Sâd 44. Ayet (38:44:10) صَابِرًاۜ صابرا sâbirâ(an) sabreden (bir kul) ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şöyle dedik: “Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma.”[465] Gerçekten biz Eyyûb’u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah’a çok yönelen bir kimse idi.
29 Enfal 66. Ayet (8:66:0) صَابِرَةٌ صابرة sâbiratun sabreden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir.
30 Enfal 65. Ayet (8:65:0) صَابِرُونَ صابرون sâbirûne sabreden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
31 İbrahim 5. Ayet (14:5:20) صَبَّارٍ صبار sabbârin sabreden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
32 Lokman 31. Ayet (31:31:18) صَبَّارٍ صبار sabbârin sabreden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Görmedin mi ki, gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir. Allah, bunu âyetlerinden bir kısmını size göstermek için yapmaktadır. Şüphesiz ki bunda hakkıyla sabreden, hakkıyla şükreden herkes için ibretler vardır.
33 Sebe' 19. Ayet (34:19:18) صَبَّارٍ صبار sabbârin sabreden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ise, “Ey Rabbimiz! Yolculuğumuzun konakları arasını uzaklaştır” dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları ibret kıssalarına çevirdik ve kendilerini darmadağın ettik. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
34 Şûrâ 33. Ayet (42:33:14) صَبَّارٍ صبار sabbârin sabreden ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
35 Şûrâ 43. Ayet (42:43:2) صَبَرَ صبر sabera sabrederse ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir.
36 Ahkaf 35. Ayet (46:35:3) صَبَرَ صبر sabera sabrettikleri ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
37 Bakara 250. Ayet (2:250:9) صَبْرًا صبرا sabran sabır ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.”
38 A'raf 126. Ayet (7:126:14) صَبْرًا صبرا sabran sabır ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen sırf, Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde iman ettiğimiz için bize hınç duyuyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve müslüman olarak bizim canımızı al.”
39 Kehf 67. Ayet (18:67:6) صَبْرًا صبرا sabrâ(n) sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin.”
40 Kehf 72. Ayet (18:72:8) صَبْرًا صبرا sabrâ(n) sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Adam, “Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
41 Kehf 75. Ayet (18:75:9) صَبْرًا صبرا sabrâ(n) sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Adam, “Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?” dedi.
42 Kehf 78. Ayet (18:78:12) صَبْرًا صبرا sabrâ(n) sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Adam, “İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir” dedi. “Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım.”[334]
43 Kehf 82. Ayet (18:82:35) صَبْرًاۜ۟ صبرا sabrâ(n) sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur.”
44 Meâric 5. Ayet (70:5:2) صَبْرًا صبرا sabran bir sabırla ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sen güzel bir şekilde sabret.
45 Ra'd 24. Ayet (13:24:4) صَبَرْتُمْ صبرتم sabertum sabretmenize ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Sabretmenize karşılık selâm sizlere. Dünya yurdunun sonucu (olan cennet) ne güzeldir!”
46 Nahl 126. Ayet (16:126:9) صَبَرْتُمْ صبرتم sabertum sabdederseniz ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer ceza verecekseniz, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
47 Nahl 127. Ayet (16:127:3) صَبْرُكَ صبرك sabruke senin sabrın ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sabret! Senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. Onlardan yana üzülme. Tuzak kurmalarından dolayı da sıkıntıya düşme.
48 İbrahim 21. Ayet (14:21:30) صَبَرْنَا صبرنا sabernâ sabretsek de ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler.
49 Furkan 42. Ayet (25:42:8) صَبَرْنَا صبرنا sabernâ biz kararlılık ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) 41,42. Onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. “Allah’ın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? Biz, ilâhlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilâhlarımızdan uzaklaştıracaktı” (derler.) Onlar yakında azabı gördükleri zaman, yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
50 A'raf 137. Ayet (7:137:20) صَبَرُواۜ صبروا saberû sabretmeleri ص ب ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hor görülüp ezilmekte olan kavmi (İsrailoğullarını), toprağına bolluk ve bereket verdiğimiz yerin doğu ve batı taraflarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, onların sabretmeleri karşılığında gerçekleşti.[226] Firavun ve kavminin yaptıklarını ve (özenle kurup) yükselttiklerini yerle bir ettik.