| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 217. Ayet (2:217:11) | وَصَدٌّ | وصد | ve saddun | ve alıkoymak | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 2 | Âl-i İmran 99. Ayet (3:99:6) | تَصُدُّونَ | تصدون | tesuddûne | çevirmeğe çalışıyorsunuz | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz hâlde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” | |||||
| 3 | Nisâ 55. Ayet (4:55:7) | صَدَّ | صد | sadde | yüz çevirdi | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece onlardan kimi ona iman etti, kimi de sırt çevirdi. (O iman etmeyenlere) çılgın ateş olarak cehennem yeter. | |||||
| 4 | Nisâ 61. Ayet (4:61:13) | يَصُدُّونَ | يصدون | yasuddûne | uzaklaştıklarını | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 5 | Nisâ 61. Ayet (4:61:15) | صُدُودًاۚ | صدودا | sudûdâ(n) | büsbütün uzaklaşmakla | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 6 | Nisâ 160. Ayet (4:160:10) | وَبِصَدِّهِمْ | وبصدهم | ve bisaddihim | ve çevirmelerinden dolayı | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 7 | Nisâ 167. Ayet (4:167:4) | وَصَدُّوا | وصدوا | ve saddû | ve menedenler | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. | |||||
| 8 | Mâide 2. Ayet (5:2:33) | صَدُّوكُمْ | صدوكم | saddûkum | sizi çevirdiklerinden | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. | |||||
| 9 | Mâide 91. Ayet (5:91:12) | وَيَصُدَّكُمْ | ويصدكم | ve yasuddekum | ve sizi alakoymak | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 10 | A'raf 45. Ayet (7:45:2) | يَصُدُّونَ | يصدون | yesuddûne | menedip | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir. | |||||
| 11 | A'raf 86. Ayet (7:86:6) | وَتَصُدُّونَ | وتصدون | ve tasuddûne | ve engelleyerek | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?” | |||||
| 12 | Enfal 34. Ayet (8:34:0) | يَصُدُّونَ | يصدون | yasuddûne | geri çevirdikleri | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez. | |||||
| 13 | Enfal 36. Ayet (8:36:0) | لِيَصُدُّوا | ليصدوا | li-yasuddû | engel olmak için | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, inkâr edenler mallarını (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra bu mallar onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilgiye uğrayacaklardır. İnkâr edenler toplanıp cehenneme sürüleceklerdir. | |||||
| 14 | Enfal 47. Ayet (8:47:0) | وَيَصُدُّونَ | ويصدون | ve yasuddûne | ve men'edenler | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şımarıp böbürlenmek, insanlara gösteriş yapmak ve (halkı) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar (Mekke müşrikleri) gibi olmayın. Allah, onların yaptıklarını kuşatıcıdır. | |||||
| 15 | Tevbe 9. Ayet (9:9:0) | فَصَدُّوا | فصدوا | fe-saddû | engel oldular | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetlerini az bir karşılığa değiştiler de insanları O’nun yolundan alıkoydular. Bunların yapmakta oldukları şeyler gerçekten ne kötüdür! | |||||
| 16 | Tevbe 34. Ayet (9:34:0) | وَيَصُدُّونَ | ويصدون | ve yasuddûne | ve çevirirler | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. | |||||
| 17 | Hûd 19. Ayet (11:19:2) | يَصُدُّونَ | يصدون | yasuddûne | alıkoyar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar (halkı) Allah yolundan alıkoyan ve onu eğri ve çelişkili göstermek isteyen kimselerdir. Hem de onlar ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir. | |||||
| 18 | Ra'd 33. Ayet (13:33:30) | وَصُدُّوا | وصدوا | ve suddû | ve çıkarıldılar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 19 | İbrahim 3. Ayet (14:3:7) | وَيَصُدُّونَ | ويصدون | ve yesuddûne | ve engel olurlar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya hayatını ahirete tercih edenler, (insanları) Allah yolundan çevirip onu eğri ve çelişkili göstermek isteyenler var ya, işte onlar derin bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 20 | İbrahim 10. Ayet (14:10:26) | تَصُدُّونَا | تصدونا | tasuddûnâ | bizi çevirmek | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peygamberleri dedi ki: “Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Hâlbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, “Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin” dediler. | |||||
| 21 | İbrahim 16. Ayet (14:16:7) | صَد۪يدٍۙ | صديد | sadîd(in) | irin (gibi) | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hüsranın ardından da cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir. | |||||
| 22 | Nahl 88. Ayet (16:88:3) | وَصَدُّوا | وصدوا | ve saddû | ve engel olanlar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz. | |||||
| 23 | Nahl 94. Ayet (16:94:13) | صَدَدْتُمْ | صددتم | sadedtum | engel olduğunuzdan | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır. | |||||
| 24 | Tâhâ 16. Ayet (20:16:2) | يَصُدَّنَّكَ | يصدنك | yesuddenneke | seni alıkoymasın | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler, seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helâk olursun!” | |||||
| 25 | Hacc 25. Ayet (22:25:4) | وَيَصُدُّونَ | ويصدون | ve yesuddûne | ve geri çevirenler | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. | |||||
| 26 | Neml 24. Ayet (27:24:12) | فَصَدَّهُمْ | فصدهم | fesaddehum | ve onları çevirdi | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” | |||||
| 27 | Neml 43. Ayet (27:43:1) | وَصَدَّهَا | وصدها | ve saddehâ | ve onu alıkoymuştu | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce Allah’tan başka taptığı şeyler ona engel olmuştu. Çünkü o inkâr eden bir kavimden idi. | |||||
| 28 | Kasas 87. Ayet (28:87:2) | يَصُدُّنَّكَ | يصدنك | yesuddunneke | seni alıkoymasınlar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah’a ortak koşanlardan olma! | |||||
| 29 | Ankebut 38. Ayet (29:38:12) | فَصَدَّهُمْ | فصدهم | fe-saddehum | ve onları çıkardı | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd ve Semûd kavimlerini de helâk ettik. Bu, onların (harap olmuş) yurtlarından size besbelli olmuştur. Şeytan, onlara işlerini süslemiş ve onları doğru yoldan alıkoymuştur. Hâlbuki onlar gözü açık kimselerdi. | |||||
| 30 | Sebe' 32. Ayet (34:32:7) | صَدَدْنَاكُمْ | صددناكم | sadednâkum | engelledik | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, zayıf ve güçsüz görülenlere, “Size hidayet geldikten sonra, biz mi sizi ondan alıkoyduk? Hayır, suçlu olanlar sizlerdiniz” derler. | |||||
| 31 | Sebe' 43. Ayet (34:43:13) | يَصُدَّكُمْ | يصدكم | yasuddekum | sizi çevirmek | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âyetlerimiz apaçık bir şekilde onlara okunduğunda, “Bu sadece, atalarınızın tapmakta olduğu şeylerden sizi alıkoymak isteyen bir adamdır” dediler. Bir de, “Bu (Kur’an), uydurulmuş bir yalandır” dediler. Yine hak kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, “Bu, ancak apaçık bir büyüdür” dediler. | |||||
| 32 | Mü'min 37. Ayet (40:37:15) | وَصُدَّ | وصد | ve sudde | ve çıkarıldı | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı. | |||||
| 33 | Zuhruf 37. Ayet (43:37:2) | لَيَصُدُّونَهُمْ | ليصدونهم | le-yesuddûnehum | onları engellerler | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. | |||||
| 34 | Zuhruf 57. Ayet (43:57:9) | يَصِدُّونَ | يصدون | yasiddûn(e) | yaygarayı bastılar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar. | |||||
| 35 | Zuhruf 62. Ayet (43:62:2) | يَصُدَّنَّكُمُ | يصدنكم | yesuddennekumu | sizi (bundan) alıkoymasın | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. | |||||
| 36 | Muhammed 1. Ayet (47:1:3) | وَصَدُّوا | وصدوا | ve saddû | ve engel olanların | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 37 | Muhammed 32. Ayet (47:32:4) | وَصَدُّوا | وصدوا | ve saddû | ve engel olanlar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır. | |||||
| 38 | Muhammed 34. Ayet (47:34:4) | وَصَدُّوا | وصدوا | ve saddû | ve engel olanlar | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkârcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır. | |||||
| 39 | Fetih 25. Ayet (48:25:4) | وَصَدُّوكُمْ | وصدوكم | ve saddûkum | ve size engel olanlardır | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, inkâr edenler ve sizi Mescid-i Haram’ı ziyaretten ve (ibadet amacıyla) bekletilen kurbanlıkları yerlerine ulaşmaktan alıkoyanlardır. Eğer, oradaki henüz tanımadığınız inanmış erkeklerle, inanmış kadınları bilmeyerek ezmeniz ve böylece size bir eziyet gelecek olmasaydı, (Allah, Mekke’ye girmenize izin verirdi). Allah, dilediğini rahmetine koymak için böyle yapmıştır. Eğer, inananlarla inkârcılar birbirinden ayrılmış olsalardı, onlardan inkâr edenleri elem dolu bir azaba uğratırdık. | |||||
| 40 | Mücadele 16. Ayet (58:16:4) | فَصَدُّوا | فصدوا | fesaddû | ve engel oldular | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah’ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 41 | Münafikun 2. Ayet (63:2:4) | فَصَدُّوا | فصدوا | fesaddû | engel oldular | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah’ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür! | |||||
| 42 | Münafikun 5. Ayet (63:5:12) | يَصُدُّونَ | يصدون | yesuddûne | yüz çevirdiklerini | ص د د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O münafıklara, “Gelin, Allah’ın Resûlü sizin için bağışlama dilesin” denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. | |||||