| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | İsrâ 110. Ayet (17:110:15) | بِصَلَاتِكَ | بصلاتك | bi-salâtike | namazında | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur.” Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut. | |||||
| 2 | Meryem 31. Ayet (19:31:7) | بِالصَّلٰوةِ | بالصلوة | bi-ssalâti | namaz kılmayı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti.” | |||||
| 3 | Meryem 55. Ayet (19:55:4) | بِالصَّلٰوةِ | بالصلوة | bi-ssalâti | namaz kılmayı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ailesine namaz ve zekâtı emrederdi. Rabb’inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. | |||||
| 4 | Tâhâ 132. Ayet (20:132:3) | بِالصَّلٰوةِ | بالصلوة | bi-ssalâti | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınmanındır. | |||||
| 5 | Hûd 87. Ayet (11:87:4) | اَصَلٰوتُكَ | اصلوتك | esalâtuke | namazın mı? | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.” | |||||
| 6 | A'lâ 15. Ayet (87:15:4) | فَصَلّٰىۜ | فصلى | fe-sallâ | ve namaz kılan | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer. | |||||
| 7 | Kevser 2. Ayet (108:2:1) | فَصَلِّ | فصل | fe-salli | öyleyse namaz kıl | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. | |||||
| 8 | Nisâ 102. Ayet (4:102:23) | فَلْيُصَلُّوا | فليصلوا | fel-yusallû | ve namaz kılsınlar | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 9 | Meâric 22. Ayet (70:22:2) | الْمُصَلّ۪ينَۙ | المصلين | l-musallîn(e) | namaz kılanlar | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak, namaz kılanlar başka. | |||||
| 10 | Müddessir 43. Ayet (74:43:5) | الْمُصَلّ۪ينَۙ | المصلين | l-musallîn(e) | namaz kılanlar- | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle derler: “Biz namaz kılanlardan değildik.” | |||||
| 11 | Cum'a 9. Ayet (62:9:7) | لِلصَّلٰوةِ | للصلوة | li-ssalâti | namaz için | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.[548] | |||||
| 12 | Mâ'ûn 4. Ayet (107:4:2) | لِلْمُصَلّ۪ينَۙ | للمصلين | lil-musallîn(e) | namaz kılanların | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, | |||||
| 13 | Bakara 125. Ayet (2:125:11) | مُصَلًّىۜ | مصلى | musallâ(en) | bir namaz yeri | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 14 | Nûr 41. Ayet (24:41:16) | صَلَاتَهُ | صلاته | salâtehu | kendi du'asını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 15 | Tevbe 103. Ayet (9:103:0) | صَلٰوتَكَ | صلوتك | salâteke | senin du'an | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 16 | En'am 162. Ayet (6:162:3) | صَلَات۪ي | صلاتي | salâtî | benim namazım | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” | |||||
| 17 | Nûr 58. Ayet (24:58:18) | صَلٰوةِ | صلوة | salâti | namazından | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 18 | Nûr 58. Ayet (24:58:27) | صَلٰوةِ | صلوة | salâti | namazından | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 19 | En'am 92. Ayet (6:92:21) | صَلَاتِهِمْ | صلاتهم | salâtihim | namazlarına | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.[185] Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. | |||||
| 20 | Mü'minûn 2. Ayet (23:2:4) | صَلَاتِهِمْ | صلاتهم | salâtihim | namazlarında | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. | |||||
| 21 | Meâric 23. Ayet (70:23:4) | صَلَاتِهِمْ | صلاتهم | salâtihim | namazlarında | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, namazlarına devam eden kimselerdir. | |||||
| 22 | Meâric 34. Ayet (70:34:4) | صَلَاتِهِمْ | صلاتهم | salâtihim | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, namazlarını titizlikle koruyan kimselerdir. | |||||
| 23 | Mâ'ûn 5. Ayet (107:5:4) | صَلَاتِهِمْ | صلاتهم | salâtihim | namazları- | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar namazlarını ciddiye almazlar. | |||||
| 24 | Enfal 35. Ayet (8:35:0) | صَلَاتُهُمْ | صلاتهم | salâtuhum | onların namazları | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.[249] | |||||
| 25 | Mü'minûn 9. Ayet (23:9:4) | صَلَوَاتِهِمْ | صلواتهم | salevâtihim | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, namazlarını kılmağa devam ederler. | |||||
| 26 | Bakara 157. Ayet (2:157:3) | صَلَوَاتٌ | صلوات | salevâtun | bağışlamalar | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. | |||||
| 27 | Kıyamet 31. Ayet (75:31:4) | صَلّٰىۙ | صلى | sallâ | namaz da kılmadı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, (Peygamberi) doğrulamamış, namaz da kılmamıştı. | |||||
| 28 | Alak 10. Ayet (96:10:3) | صَلّٰىۜ | صلى | sallâ | namaz kıldığı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 9,10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?[589] | |||||
| 29 | Ahzab 56. Ayet (33:56:11) | صَلُّوا | صلوا | sallû | siz de salat edin | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar.[441] Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. | |||||
| 30 | Nisâ 103. Ayet (4:103:13) | الصَّلٰوةَۚ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 31 | Nisâ 162. Ayet (4:162:16) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 32 | Yunus 87. Ayet (10:87:0) | الصَّلٰوةَۜ | الصلوة | ssalâ(te) | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. | |||||
| 33 | Ankebut 45. Ayet (29:45:8) | الصَّلٰوةَۜ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı biliyor. | |||||
| 34 | Fâtır 18. Ayet (35:18:26) | الصَّلٰوةَۜ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Günah yükü ağır olan kimse, (bir başkasını), günahını yüklenmeye çağırırsa, ondan hiçbir şey yüklenilmez, çağırdığı kimse yakını da olsa. Sen ancak, görmedikleri hâlde Rablerinden için için korkanları ve namaz kılanları uyarırsın. Kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur. Dönüş ancak Allah’adır. | |||||
| 35 | Bakara 3. Ayet (2:3:5) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 36 | Bakara 43. Ayet (2:43:2) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. | |||||
| 37 | Bakara 83. Ayet (2:83:20) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 38 | Bakara 110. Ayet (2:110:2) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. | |||||
| 39 | Bakara 177. Ayet (2:177:33) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. | |||||
| 40 | Bakara 277. Ayet (2:277:7) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. | |||||
| 41 | Nisâ 43. Ayet (4:43:7) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaza | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 42 | Nisâ 77. Ayet (4:77:10) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 43 | Nisâ 102. Ayet (4:102:6) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 44 | Nisâ 103. Ayet (4:103:3) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 45 | Nisâ 103. Ayet (4:103:15) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 46 | Mâide 12. Ayet (5:12:18) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 47 | Mâide 55. Ayet (5:55:9) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir. | |||||
| 48 | En'am 72. Ayet (6:72:3) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de, bize, “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır. | |||||
| 49 | A'raf 170. Ayet (7:170:0) | الصَّلٰوةَۜ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 50 | Enfal 3. Ayet (8:3:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||