| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 3. Ayet (2:3:5) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gaybe[9] inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. | |||||
| 2 | Bakara 43. Ayet (2:43:2) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin. | |||||
| 3 | Bakara 45. Ayet (2:45:3) | وَالصَّلٰوةِۜ | والصلوة | ve-ssalâ(ti) | ve namazla | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin.[14] Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir. | |||||
| 4 | Bakara 83. Ayet (2:83:20) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekâtı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz. | |||||
| 5 | Bakara 110. Ayet (2:110:2) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı görür. | |||||
| 6 | Bakara 125. Ayet (2:125:11) | مُصَلًّىۜ | مصلى | musallâ(en) | bir namaz yeri | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Kâbe’yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim’den[34] kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail’e şöyle emretmiştik: “Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için evimi (Kâbe’yi) tertemiz tutun.” | |||||
| 7 | Bakara 153. Ayet (2:153:7) | وَالصَّلٰوةِۜ | والصلوة | ve-ssalât(i) | ve namazla | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.[40] | |||||
| 8 | Bakara 157. Ayet (2:157:3) | صَلَوَاتٌ | صلوات | salevâtun | bağışlamalar | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte Rableri katından rahmet ve merhamet onlaradır. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. | |||||
| 9 | Bakara 177. Ayet (2:177:33) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. | |||||
| 10 | Bakara 238. Ayet (2:238:3) | الصَّلَوَاتِ | الصلوات | ssalevâti | namazları | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazlara ve orta namaza[67] devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. | |||||
| 11 | Bakara 238. Ayet (2:238:4) | وَالصَّلٰوةِ | والصلوة | ve-ssalâti | ve namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazlara ve orta namaza[67] devam edin. Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun. | |||||
| 12 | Bakara 277. Ayet (2:277:7) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı verenlerin mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 39. Ayet (3:39:5) | يُصَلّ۪ي | يصلي | yusallî | namaz kılarken | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriya mabedde namaz kılarken melekler ona, “Allah sana, kendisinden gelen bir kelimeyi (İsa’yı) doğrulayıcı, efendi, nefsine hâkim ve salihlerden bir peygamber olarak Yahya’yı müjdeler” diye seslendiler. | |||||
| 14 | Nisâ 43. Ayet (4:43:7) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaza | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 15 | Nisâ 77. Ayet (4:77:10) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kendilerine, “(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekâtı verin” denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen içlerinden bir kısmı; insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve “Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Bizi yakın bir zamana kadar erteleseydin ya!” derler. De ki: “Dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.” | |||||
| 16 | Nisâ 101. Ayet (4:101:11) | الصَّلٰوةِۗ | الصلوة | ssalâti | namaz- | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 17 | Nisâ 102. Ayet (4:102:6) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 18 | Nisâ 102. Ayet (4:102:22) | يُصَلُّوا | يصلوا | yusallû | namaz kılmayan | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 19 | Nisâ 102. Ayet (4:102:23) | فَلْيُصَلُّوا | فليصلوا | fel-yusallû | ve namaz kılsınlar | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 20 | Nisâ 103. Ayet (4:103:3) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 21 | Nisâ 103. Ayet (4:103:13) | الصَّلٰوةَۚ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 22 | Nisâ 103. Ayet (4:103:15) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır. | |||||
| 23 | Nisâ 142. Ayet (4:142:10) | الصَّلٰوةِ | الصلوة | ssalâti | namaza | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar. | |||||
| 24 | Nisâ 162. Ayet (4:162:16) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâ(te) | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve mü’minler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler. O namazı kılanlar, zekâtı verenler, Allah’a ve ahiret gününe inananlar var ya, işte onlara büyük bir mükâfat vereceğiz. | |||||
| 25 | Mâide 6. Ayet (5:6:8) | الصَّلٰوةِ | الصلوة | ssalâti | namaza | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza mesh edip- her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, iyice yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya seferde bulunursanız veya biriniz abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz. | |||||
| 26 | Mâide 12. Ayet (5:12:18) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.” | |||||
| 27 | Mâide 55. Ayet (5:55:9) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir. | |||||
| 28 | Mâide 58. Ayet (5:58:4) | الصَّلٰوةِ | الصلوة | ssalâti | namaza | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır. | |||||
| 29 | Mâide 91. Ayet (5:91:17) | الصَّلٰوةِۚ | الصلوة | ssalâti | ve namazdan | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 30 | Mâide 106. Ayet (5:106:32) | الصَّلٰوةِ | الصلوة | ssalâti | namazdan | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde olup da başınıza ölüm musibeti gelirse, sizin dışınızdan başka iki kişi şahitlik eder. Eğer şüphe ederseniz, onları namazdan sonra alıkorsunuz da Allah adına, “Akraba da olsa, şahitliğimizi hiçbir karşılığa değişmeyiz. Allah için yaptığımız şahitliği gizlemeyiz. Gizlediğimiz takdirde, şüphesiz günahkârlardan oluruz” diye yemin ederler. | |||||
| 31 | En'am 72. Ayet (6:72:3) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de, bize, “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır. | |||||
| 32 | En'am 92. Ayet (6:92:21) | صَلَاتِهِمْ | صلاتهم | salâtihim | namazlarına | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bu (Kur’an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilâhî kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke’yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır.[185] Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar. | |||||
| 33 | En'am 162. Ayet (6:162:3) | صَلَات۪ي | صلاتي | salâtî | benim namazım | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” | |||||
| 34 | A'raf 170. Ayet (7:170:0) | الصَّلٰوةَۜ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitab’a sımsıkı sarılanlara ve namazı dosdoğru kılanlara gelince, şüphesiz biz, iyiliğe çalışan (erdemli) kimselerin mükâfatını zayi etmeyiz. | |||||
| 35 | Enfal 3. Ayet (8:3:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazlarını | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayan kimselerdir. | |||||
| 36 | Enfal 35. Ayet (8:35:0) | صَلَاتُهُمْ | صلاتهم | salâtuhum | onların namazları | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların, Kâ’be’nin yanında duaları ıslık çalıp el çırpmaktan ibarettir. Öyle ise (ey müşrikler) inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı.[249] | |||||
| 37 | Tevbe 5. Ayet (9:5:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 38 | Tevbe 11. Ayet (9:11:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat tövbe edip, namazı kılar ve zekâtı verirlerse, artık onlar sizin din kardeşlerinizdir. Bilen bir kavme âyetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız. | |||||
| 39 | Tevbe 18. Ayet (9:18:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. | |||||
| 40 | Tevbe 54. Ayet (9:54:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaza | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Harcamalarının kabul edilmesine, yalnızca, Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve ancak gönülsüzce harcamaları engel olmuştur. | |||||
| 41 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 42 | Tevbe 84. Ayet (9:84:0) | تُصَلِّ | تصل | tusalli | namaz kılma | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah’ı ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler. | |||||
| 43 | Tevbe 99. Ayet (9:99:0) | وَصَلَوَاتِ | وصلوات | ve salevâti | ve du'alarını almaya | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 44 | Tevbe 103. Ayet (9:103:0) | وَصَلِّ | وصل | ve salli | ve du'a et | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 45 | Tevbe 103. Ayet (9:103:0) | صَلٰوتَكَ | صلوتك | salâteke | senin du'an | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (Onların kalplerini yatıştırır.) Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 46 | Yunus 87. Ayet (10:87:0) | الصَّلٰوةَۜ | الصلوة | ssalâ(te) | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik. | |||||
| 47 | Hûd 87. Ayet (11:87:4) | اَصَلٰوتُكَ | اصلوتك | esalâtuke | namazın mı? | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk etmemizi sana namazın mı emrediyor. Oysa sen gerçekten yumuşak huylu ve aklı başında bir adamsın.” | |||||
| 48 | Hûd 114. Ayet (11:114:2) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namaz | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.[279] | |||||
| 49 | Ra'd 22. Ayet (13:22:7) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli olarak ve açıktan Allah için harcayan ve kötülüğü iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi sonucu vardır. | |||||
| 50 | İbrahim 31. Ayet (14:31:6) | الصَّلٰوةَ | الصلوة | ssalâte | namazı | ص ل و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. | |||||