| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 167. Ayet (4:167:9) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | düşmüşlerdir | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz inkâr edenler, insanları Allah yolundan alıkoyanlar derin bir sapıklığa düşmüşlerdir. | |||||
| 2 | Mü'min 74. Ayet (40:74:5) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | kayboldular | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 3 | Ahkaf 28. Ayet (46:28:11) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | kaybolup gittiler | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. | |||||
| 4 | A'raf 37. Ayet (7:37:30) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | sapıp kayboldular | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. | |||||
| 5 | Furkan 17. Ayet (25:17:15) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | sapıttılar | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. | |||||
| 6 | Mâide 77. Ayet (5:77:16) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | sapmış | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.” | |||||
| 7 | A'raf 149. Ayet (7:149:0) | ضَلُّواۙ | ضلوا | dallû | sapmış olduklarını | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğulları (yaptıklarına) pişman olup, gerçekten sapmış olduklarını görünce, “Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, mutlaka ziyana uğrayanlardan oluruz” dediler. | |||||
| 8 | En'am 140. Ayet (6:140:17) | ضَلُّوا | ضلوا | dallû | sapmışlardır | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Beyinsizlikleri yüzünden bilgisizce çocuklarını öldürenler, Allah’ın kendilerine verdiği rızkı -Allah’a iftira ederek- haram sayanlar, mutlaka ziyan etmişlerdir. Gerçekten onlar sapmışlardır. Doğru yolu bulmuş da değillerdir. | |||||
| 9 | Tâhâ 92. Ayet (20:92:8) | ضَلُّواۙ | ضلوا | dallû | saptıklarını | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 92,93. Mûsâ, (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” | |||||
| 10 | Furkan 9. Ayet (25:9:6) | فَضَلُّوا | فضلوا | fe-dallû | saptılar | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar. | |||||
| 11 | İbrahim 30. Ayet (14:30:4) | لِيُضِلُّوا | ليضلوا | li-yudillû | saptırmak için | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.” | |||||
| 12 | Yunus 88. Ayet (10:88:0) | لِيُضِلُّوا | ليضلوا | li-yudillû | saptırmaları için mi? | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ, şöyle dedi: “Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler.” | |||||
| 13 | Nisâ 176. Ayet (4:176:46) | تَضِلُّواۜ | تضلوا | tadillû | şaşırırsınız | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden fetva istiyorlar. De ki: “Allah, size “kelâle” (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona varis olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, o zaman (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 14 | Nûh 27. Ayet (71:27:4) | يُضِلُّوا | يضلوا | yudillû | şaşırtırlar | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını saptırırlar; sadece ahlâksız ve kâfir kimseler yetiştirirler.” | |||||
| 15 | İsrâ 48. Ayet (17:48:6) | فَضَلُّوا | فضلوا | fe-dallû | şaştılar | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar. | |||||
| 16 | Nisâ 44. Ayet (4:44:13) | تَضِلُّوا | تضلوا | tadillû | sizin sapıtmanızı | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine Kitap’tan bir nasip verilmiş olanları görmüyor musun? Onlar sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. | |||||
| 17 | Nahl 71. Ayet (16:71:10) | فُضِّلُوا | فضلوا | fuddilû | üstün kılınanlar | ف ض ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar? | |||||
| 18 | Mâide 77. Ayet (5:77:19) | وَاَضَلُّوا | واضلوا | ve edallû | ve saptırmış | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.” | |||||
| 19 | Mâide 77. Ayet (5:77:21) | وَضَلُّوا | وضلوا | ve dallû | ve şaşmış | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.” | |||||
| 20 | Nûh 24. Ayet (71:24:2) | اَضَلُّوا | اضلوا | edallû | yoldan çıkardılar | ض ل ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin sadece sapıklıklarını artır.” | |||||