| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 260. Ayet (2:260:21) | الطَّيْرِ | الطير | ttayri | kuşlar- | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani İbrahim, “Rabbim! Bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster” demişti. (Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti. “Öyleyse, dört kuş tut. Onları kendine alıştır. Sonra onları parçalayıp her bir parçasını bir dağın üzerine bırak. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 2 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:17) | الطَّيْرِ | الطير | -ttayri | kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 3 | Âl-i İmran 49. Ayet (3:49:21) | طَيْرًا | طيرا | tayran | bir kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): “Şüphesiz ben size Rabbinizden bir mucize getirdim. Ben çamurdan kuş şeklinde bir şey yapar, ona üflerim. O da Allah’ın izniyle hemen kuş oluverir. Körü ve alacalıyı iyileştiririm ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltirim. Evlerinizde ne yiyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer mü’minler iseniz bunda sizin için elbette bir ibret vardır.” | |||||
| 4 | Mâide 110. Ayet (5:110:33) | الطَّيْرِ | الطير | ttayri | kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 5 | Mâide 110. Ayet (5:110:38) | طَيْرًا | طيرا | tayran | kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 6 | En'am 38. Ayet (6:38:7) | طَٓائِرٍ | طائر | tâ-irin | kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 7 | En'am 38. Ayet (6:38:8) | يَط۪يرُ | يطير | yatîru | uçan | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. | |||||
| 8 | A'raf 131. Ayet (7:131:10) | يَطَّيَّرُوا | يطيروا | yettayyerû | uğursuz sayarlardı | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler. | |||||
| 9 | A'raf 131. Ayet (7:131:16) | طَٓائِرُهُمْ | طائرهم | tâiruhum | onların uğursuzluğu | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlara iyilik geldiği zaman, “Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)” derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse, Mûsâ ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki, onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler. | |||||
| 10 | Yusuf 36. Ayet (12:36:20) | الطَّيْرُ | الطير | ttayru | kuşlar | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onunla beraber zindana iki delikanlı daha girdi. Biri, “Ben rüyamda şaraplık üzüm sıktığımı gördüm” dedi. Diğeri, “Ben de rüyamda başımın üzerinde, kuşların yediği bir ekmek taşıdığımı gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz” dedi. | |||||
| 11 | Yusuf 41. Ayet (12:41:13) | الطَّيْرُ | الطير | ttayru | kuşlar | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyanızın yorumuna gelince,) biriniz efendisine şarap sunacak, diğeri ise asılacak ve kuşlar başından yiyecektir. Yorumunu sorduğunuz iş böylece kesinleşmiştir.” | |||||
| 12 | Nahl 79. Ayet (16:79:4) | الطَّيْرِ | الطير | ttayri | kuşlara | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır. | |||||
| 13 | İsrâ 13. Ayet (17:13:4) | طَٓائِرَهُ | طائره | tâirahu | kuşunu (kaderini) | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her insanın amelini boynuna yükledik.[310] Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. | |||||
| 14 | Enbiyâ 79. Ayet (21:79:12) | وَالطَّيْرَۜ | والطير | ve-ttayr(a) | ve kuşları | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz hüküm vermeyi Süleyman’a kavratmıştık. Zaten her birine hükümranlık ve ilim vermiştik. Dâvûd ile birlikte, Allah’ı tespih etmeleri için dağları ve kuşları onun emrine verdik. Bunları yapan biz idik.[368] | |||||
| 15 | Hacc 31. Ayet (22:31:14) | الطَّيْرُ | الطير | ttayru | kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a yönelen, O’na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah’a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgâr onu uzak bir yere sürüklüyor gibidir. | |||||
| 16 | Nûr 41. Ayet (24:41:11) | وَالطَّيْرُ | والطير | ve-ttayru | ve kuşlar | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir. | |||||
| 17 | Neml 16. Ayet (27:16:10) | الطَّيْرِ | الطير | ttayri | kuşların | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi. | |||||
| 18 | Neml 17. Ayet (27:17:7) | وَالطَّيْرِ | والطير | ve-ttayri | ve kuşlar(dan) | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı. | |||||
| 19 | Neml 20. Ayet (27:20:2) | الطَّيْرَ | الطير | ttayra | kuşları | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman, kuşlara göz atıp yokladı ve şöyle dedi: “Hüdhüd’ü niçin göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” | |||||
| 20 | Neml 47. Ayet (27:47:2) | اطَّيَّرْنَا | اطيرنا | ttayyernâ | uğursuzluğa uğradık | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. Salih, “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. | |||||
| 21 | Neml 47. Ayet (27:47:7) | طَٓائِرُكُمْ | طائركم | tâirukum | uğursuzluğunuz | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen ve beraberindekiler yüzünden uğursuzluğa uğradık” dediler. Salih, “Sizin uğursuzluğunuzun sebebi Allah katında(yazılı)dır. Aslında siz imtihan edilmekte olan bir kavimsiniz” dedi. | |||||
| 22 | Sebe' 10. Ayet (34:10:10) | وَالطَّيْرَۚ | والطير | ve-ttayr(a) | ve (ey) kuşlar | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik. | |||||
| 23 | Yâsîn 18. Ayet (36:18:3) | تَطَيَّرْنَا | تطيرنا | tetayyernâ | uğursuzluğa uğradık | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur.” | |||||
| 24 | Yâsîn 19. Ayet (36:19:2) | طَٓائِرُكُمْ | طائركم | tâirukum | uğursuzluğunuz | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçiler de, “Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz” dediler. | |||||
| 25 | Sâd 19. Ayet (38:19:1) | وَالطَّيْرَ | والطير | ve-ttayra | ve kuşlar | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 18,19. Kendisiyle birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd’un emrine verdik. Onların her biri Allah’a yönelmişlerdi. | |||||
| 26 | Vâkı'a 21. Ayet (56:21:2) | طَيْرٍ | طير | tayrin | kuş | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. | |||||
| 27 | Mülk 19. Ayet (67:19:4) | الطَّيْرِ | الطير | ttayri | uçan kuşları | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahmân tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir. | |||||
| 28 | İnsân 7. Ayet (76:7:7) | مُسْتَط۪يرًا | مستطيرا | mustetîrâ(n) | salgın | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O kullar adaklarını yerine getirirler. Kötülüğü her yanı kuşatmış bir günden korkarlar. | |||||
| 29 | Fîl 3. Ayet (105:3:3) | طَيْرًا | طيرا | tayran | kuşlar | ط ي ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4,5. Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları hâline getirdi. | |||||