| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 85. Ayet (2:85:11) | تَظَاهَرُونَ | تظاهرون | tezâherûne | birleşiyorsunuz | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir. | |||||
| 2 | Bakara 101. Ayet (2:101:19) | ظُهُورِهِمْ | ظهورهم | zuhûrihim | sırtlarının | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar. | |||||
| 3 | Bakara 189. Ayet (2:189:15) | ظُهُورِهَا | ظهورها | zuhûrihâ | arkaları- | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54] | |||||
| 4 | Âl-i İmran 187. Ayet (3:187:14) | ظُهُورِهِمْ | ظهورهم | zuhûrihim | sırtlarının | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür! | |||||
| 5 | En'am 31. Ayet (6:31:23) | ظُهُورِهِمْۜ | ظهورهم | zuhûrihim | sırtlarına | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını sırtlarına yüklenerek, “Hayatta yaptığımız kusurlardan ötürü vay hâlimize!” diyecekler. Dikkat edin, yüklendikleri günah yükü ne kötüdür! | |||||
| 6 | En'am 94. Ayet (6:94:12) | ظُهُورِكُمْۚ | ظهوركم | zuhûrikum | sırtlarınız | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 7 | En'am 120. Ayet (6:120:2) | ظَاهِرَ | ظاهر | zâhira | açığını | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Çünkü günah kazananlar yaptıkları karşılığında cezalandırılacaklardır. | |||||
| 8 | En'am 138. Ayet (6:138:14) | ظُهُورُهَا | ظهورها | zuhûruhâ | sırtı(na binilmesi) | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de (asılsız iddialarda bulunarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da) sırtları (binilmesi ve yük yüklemesi) haram edilmiş hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar. (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır. | |||||
| 9 | En'am 146. Ayet (6:146:17) | ظُهُورُهُمَٓا | ظهورهما | zuhûruhumâ | sırtlarının | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık.[201] Biz elbette doğru söyleyenleriz. | |||||
| 10 | En'am 151. Ayet (6:151:26) | ظَهَرَ | ظهر | zahera | açığına | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın.[203] Meşrû bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin.[204] İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” | |||||
| 11 | A'raf 33. Ayet (7:33:7) | ظَهَرَ | ظهر | zahera | açığını | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Rabbim ancak, açık ve gizli çirkin işleri, günahı, haksız saldırıyı, hakkında hiçbir delil indirmediği herhangi bir şeyi Allah’a ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” | |||||
| 12 | A'raf 172. Ayet (7:172:0) | ظُهُورِهِمْ | ظهورهم | zuhûrihim | belleri- | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin (ezelde) Âdemoğullarının sulplerinden zürriyetlerini almış, onları kendilerine karşı şahit tutarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da, “Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)” demişlerdi. Böyle yapmamız kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik” dememeniz içindir. | |||||
| 13 | Tevbe 4. Ayet (9:4:0) | يُظَاهِرُوا | يظاهروا | yuzâhirû | arka çıkmayanlar | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin aleyhinize hiç kimseye yardım etmemiş olanlar, bu hükmün dışındadır. Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları sever. | |||||
| 14 | Tevbe 8. Ayet (9:8:0) | يَظْهَرُوا | يظهروا | yazherû | onlar galib gelselerdi | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 15 | Tevbe 33. Ayet (9:33:0) | لِيُظْهِرَهُ | ليظهره | li-yuzhirahu | onu çıkarsın diye | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Allah’a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. | |||||
| 16 | Tevbe 35. Ayet (9:35:0) | وَظُهُورُهُمْۜ | وظهورهم | ve zuhûruhum | ve sırtları | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, “İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım, biriktirip sakladıklarınızı!” denilecek. | |||||
| 17 | Tevbe 48. Ayet (9:48:0) | وَظَهَرَ | وظهر | vezahera | galebe çaldı | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, bunlar daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana karşı türlü türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri hâlde, Allah’ın dini galip geldi. | |||||
| 18 | Hûd 92. Ayet (11:92:11) | ظِهْرِيًّاۜ | ظهريا | zihriyyâ(en) | sırt dönerek | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, şöyle dedi: “Ey kavmim! Benim kabilem sizce Allah’tan daha itibarlı mı ki, O’na sırt çevirdiniz. Şüphesiz Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatmıştır.” | |||||
| 19 | Ra'd 33. Ayet (13:33:22) | بِظَاهِرٍ | بظاهر | bi-zâhirin | boş | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 20 | İsrâ 88. Ayet (17:88:19) | ظَه۪يرًا | ظهيرا | zahîrâ(n) | arka (destek) | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” | |||||
| 21 | Kehf 20. Ayet (18:20:3) | يَظْهَرُوا | يظهروا | yazherû | ellerine geçirirlerse | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz.” | |||||
| 22 | Kehf 22. Ayet (18:22:28) | ظَاهِرًۖا | ظاهرا | zâhiran | sathi | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: “Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir” diyecekler. Yine, “Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir” diyecekler. Şöyle de diyecekler: “Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir.” De ki: “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O hâlde, onlar hakkında (Kur’an’daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma.” | |||||
| 23 | Kehf 97. Ayet (18:97:4) | يَظْهَرُوهُ | يظهروه | yazherûhu | onu aşmaya | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler. | |||||
| 24 | Enbiyâ 39. Ayet (21:39:13) | ظُهُورِهِمْ | ظهورهم | zuhûrihim | sırtları- | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, yüzlerinden ve sırtlarından ateşi savamayacakları ve hiçbir yardım da görmeyecekleri vakti bir bilseler! | |||||
| 25 | Nûr 31. Ayet (24:31:13) | ظَهَرَ | ظهر | zahera | görünenler | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 26 | Nûr 31. Ayet (24:31:59) | يَظْهَرُوا | يظهروا | yazherû | henüz anlamazlar | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz! | |||||
| 27 | Nûr 58. Ayet (24:58:24) | الظَّه۪يرَةِ | الظهيرة | zzahîrati | öğle vakti | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunanlar (köleleriniz) ve sizden henüz bulûğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler. Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 28 | Furkan 55. Ayet (25:55:14) | ظَه۪يرًا | ظهيرا | zahîrâ(n) | (şeytanın) yardımcısıdır | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. Kâfir, Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır. | |||||
| 29 | Kasas 17. Ayet (28:17:8) | ظَه۪يرًا | ظهيرا | zahîran | arka çıkan | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. | |||||
| 30 | Kasas 48. Ayet (28:48:22) | تَظَاهَرَا۠ | تظاهرا | tezâherâ | birbirine destek olan | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler. | |||||
| 31 | Kasas 86. Ayet (28:86:14) | ظَه۪يرًا | ظهيرا | zahîran | arka | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma. | |||||
| 32 | Rum 7. Ayet (30:7:2) | ظَاهِرًا | ظاهرا | zâhiran | dış yüzünü | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler. | |||||
| 33 | Rum 18. Ayet (30:18:8) | تُظْهِرُونَ | تظهرون | tuzhirûn(e) | öğleye erdiğiniz | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin. | |||||
| 34 | Rum 41. Ayet (30:41:1) | ظَهَرَ | ظهر | zahera | çıktı | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır.[427] | |||||
| 35 | Lokman 20. Ayet (31:20:16) | ظَاهِرَةً | ظاهرة | zâhiraten | görünür | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerde, yerde ne varsa hepsini Allah’ın sizin hizmetinize verdiğini ve açıkça yahut gizlice üzerinizdeki nimetlerini tamamladığını görmediniz mi? Yine de insanlar arasında, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan Allah hakkında tartışıp duranlar vardır. | |||||
| 36 | Ahzab 4. Ayet (33:4:13) | تُظَاهِرُونَ | تظاهرون | tuzâhirûne | zıhar yaptığınız | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâr[434] yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı[435] da öz çocuklarınız (gibi) kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz (fakat gerçekliği olmayan) sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. | |||||
| 37 | Ahzab 26. Ayet (33:26:3) | ظَاهَرُوهُمْ | ظاهروهم | zâherûhum | onlara yardım eden | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. | |||||
| 38 | Sebe' 18. Ayet (34:18:9) | ظَاهِرَةً | ظاهرة | zâhiraten | açıkça görünen | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sebe’ halkı ile bereketlendirdiğimiz kentler arasına (her biri diğerinden) görülen kentler oluşturduk. Oralarda gidiş-gelişi belirledik (seyahati kolaylaştırdık) ve onlara da şöyle dedik: “Oralarda gece gündüz güvenlik içinde dolaşın.” | |||||
| 39 | Sebe' 22. Ayet (34:22:26) | ظَه۪يرٍ | ظهير | zahîr(in) | yardımcısı | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Allah’ı bırakıp da ilâh olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın. Göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların yerde ve gökte hiçbir ortaklıkları yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur. | |||||
| 40 | Fâtır 45. Ayet (35:45:10) | ظَهْرِهَا | ظهرها | zahrihâ | onun sırtı | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, insanları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, yerkürenin sırtında hiçbir canlı bırakmazdı. Ne var ki, onları belirli bir süreye kadar erteliyor. Nihayet süreleri gelince, (gerekeni yapar). Çünkü Allah, kullarını hakkıyla görmektedir. | |||||
| 41 | Mü'min 26. Ayet (40:26:15) | يُظْهِرَ | يظهر | yuzhira | çıkaracak | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun dedi ki: “Bırakın beni, Mûsâ’yı öldüreyim. (Faydası olacaksa) Rabbini yardıma çağırsın! Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde bozgunculuk çıkaracağından korkuyorum.” | |||||
| 42 | Mü'min 29. Ayet (40:29:6) | ظَاهِر۪ينَ | ظاهرين | zâhirîne | hakimsiniz | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Bugün yeryüzüne hâkim kimseler olarak iktidar ve saltanat sizindir. Ama başımıza geldiğinde bizi, Allah’ın azabından kim kurtarır?” Firavun, “Ben size ancak kendi görüşümü bildiriyorum ve sizi ancak doğru yola götürüyorum” dedi. | |||||
| 43 | Şûrâ 33. Ayet (42:33:8) | ظَهْرِه۪ۜ | ظهره | zahrih(i) | (denizin) sırtında | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, dilerse rüzgârı durdurur da onlar denizin üstünde durakalırlar. Elbette bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 44 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:3) | ظُهُورِه۪ | ظهوره | zuhûrihi | onların sırtları | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 45 | Zuhruf 33. Ayet (43:33:17) | يَظْهَرُونَۙ | يظهرون | yazherûn(e) | binip çıkacakları | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer bütün insanlar (kâfirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahmân’ı inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. | |||||
| 46 | Fetih 28. Ayet (48:28:8) | لِيُظْهِرَهُ | ليظهره | li-yuzhirahu | onu üstün kılmak için | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter. | |||||
| 47 | Hadîd 3. Ayet (57:3:4) | وَالظَّاهِرُ | والظاهر | ve zzâhiru | ve zahirdir | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, ilk ve sondur. Zâhir ve Bâtın’dır.[524] O, her şeyi hakkıyla bilendir. | |||||
| 48 | Hadîd 13. Ayet (57:13:24) | وَظَاهِرُهُ | وظاهره | ve zâhiruhu | ve dış | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, “Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım”[527] diyecekleri gün kendilerine, “Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayın” denilecektir. Derken aralarına kapısı olan bir sur çekilir. Bunun iç tarafında rahmet, onlar (münafıklar) tarafındaki dış cihetinde ise azap vardır. | |||||
| 49 | Mücadele 2. Ayet (58:2:2) | يُظَاهِرُونَ | يظاهرون | yuzâhirûne | zıhar eden(ler) | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinizden kadınlarına zıhar[529] yapanlar bilsinler ki, o kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak, kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar (zıhar yaparlarken) hoş karşılanmayan ve yalan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. | |||||
| 50 | Mücadele 3. Ayet (58:3:2) | يُظَاهِرُونَ | يظاهرون | yuzâhirûne | zıhar eden(ler) | ظ ه ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||