| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Fatiha 2. Ayet (1:2:4) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | Alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3,4. Hamd[4], Âlemlerin Rabbi[5], Rahmân[6], Rahîm[7], hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) mâliki Allah’a mahsustur. | |||||
| 2 | Bakara 47. Ayet (2:47:12) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l’âlemîn(e) | alemler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın. | |||||
| 3 | Bakara 122. Ayet (2:122:12) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın. | |||||
| 4 | Bakara 131. Ayet (2:131:9) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. | |||||
| 5 | Bakara 251. Ayet (2:251:27) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | bütün alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davud, Câlût’u öldürdü. Allah, ona (Davud’a) hükümdarlık ve hikmet verdi ve ona dilediğini öğretti. Eğer Allah’ın; insanların bir kısmıyla diğerlerini savması olmasaydı, yeryüzü bozulurdu. Ancak Allah, bütün âlemlere karşı lütuf sahibidir. | |||||
| 6 | Âl-i İmran 33. Ayet (3:33:11) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 33,34. Şüphesiz Allah, Âdem’i, Nûh’u, İbrahim ailesini (soyunu) ve İmran ailesini (soyunu) birbirinden gelmiş birer nesil olarak seçip âlemlere üstün kıldı. Allah, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 42. Ayet (3:42:13) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | dünyaların | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani melekler, “Ey Meryem! Allah, seni seçti. Seni tertemiz yaptı ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı.” | |||||
| 8 | Âl-i İmran 96. Ayet (3:96:10) | لِلْعَالَم۪ينَۚ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ibadet evi, elbette Mekke’de, âlemlere rahmet ve hidayet kaynağı olarak kurulan Kâ’be’dir. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 97. Ayet (3:97:25) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | bütün alemler- | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim[97] vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.) | |||||
| 10 | Âl-i İmran 108. Ayet (3:108:11) | لِلْعَالَم۪ينَ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah, âlemlere hiç zulüm etmek istemez. | |||||
| 11 | Mâide 20. Ayet (5:20:23) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | dünyalarda | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Mûsâ, kavmine demişti ki: “Ey kavmim! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani içinizden peygamberler çıkarmıştı. Sizi hükümdarlar kılmıştı[147] ve (diğer) toplumlardan hiçbirine vermediğini size vermişti.” | |||||
| 12 | Mâide 28. Ayet (5:28:16) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” | |||||
| 13 | Mâide 115. Ayet (5:115:17) | الْعَالَم۪ينَ۟ | العالمين | l-’âlemîn(e) | dünyalarda | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah da, “Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkâr ederse, artık ben ona kâinatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim” demişti. | |||||
| 14 | En'am 45. Ayet (6:45:9) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece zulmeden o toplumun kökü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. | |||||
| 15 | En'am 71. Ayet (6:71:39) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları ‘bize gel!’ diye doğru yola çağırdıkları hâlde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” De ki: “Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah’ın yoludur. Bize âlemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu.” | |||||
| 16 | En'am 73. Ayet (6:73:19) | عَالِمُ | عالم | ‘âlimu | bilendir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah’ın “ol” deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O’nun sözü gerçektir. Sûr’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O’nundur. Gaybı da, görülen âlemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır. | |||||
| 17 | En'am 86. Ayet (6:86:8) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsmail’i, Elyasa’ı, Yûnus’u ve Lût’u da doğru yola erdirmiştik. Her birini âlemlere üstün kılmıştık. | |||||
| 18 | En'am 90. Ayet (6:90:16) | لِلْعَالَم۪ينَ۟ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, o peygamberler, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: “Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.” | |||||
| 19 | En'am 162. Ayet (6:162:9) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.” | |||||
| 20 | A'raf 54. Ayet (7:54:32) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | Âlemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan ve Arş’a[219] kurulan, geceyi, kendisini durmadan takip eden gündüze katan, güneşi, ayı ve bütün yıldızları da buyruğuna tabi olarak yaratan Allah’tır. Dikkat edin, yaratmak da, emretmek de yalnız O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 21 | A'raf 61. Ayet (7:61:11) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Nûh onlara) şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” | |||||
| 22 | A'raf 67. Ayet (7:67:11) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hûd, şöyle dedi: “Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” | |||||
| 23 | A'raf 80. Ayet (7:80:13) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | dünyalarda | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Lût’u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: “Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?” | |||||
| 24 | A'raf 104. Ayet (7:104:9) | الْعَالَم۪ينَۚ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ dedi ki: “Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” | |||||
| 25 | A'raf 121. Ayet (7:121:4) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Âlemlerin Rabbine iman ettik” dediler. | |||||
| 26 | A'raf 140. Ayet (7:140:9) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Sizi âlemlere üstün kılmış iken, Allah’tan başka ilâh mı araştırayım size?” | |||||
| 27 | Tevbe 94. Ayet (9:94:0) | عَالِمِ | عالم | ‘âlimi | bilene | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara döndüğünüzde, size mazeret beyan edeceklerdir. De ki: “Mazeret beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecek. Sonra hepiniz, gaybı da görülen âlemi de bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecek.” | |||||
| 28 | Tevbe 105. Ayet (9:105:0) | عَالِمِ | عالم | ‘âlimi | bilene | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Çalışın, yapın. Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, mü’minler de göreceklerdir. Sonra gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah’ın huzuruna döndürüleceksiniz. O da size bütün yapmakta olduğunuz şeyleri haber verecektir.” | |||||
| 29 | Yunus 10. Ayet (10:10:0) | الْعَالَم۪ينَ۟ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunların oradaki duaları, “Seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım!”, aralarındaki esenlik dilekleri, “selâm”; dualarının sonu ise, “Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” sözleridir. | |||||
| 30 | Yunus 37. Ayet (10:37:0) | الْعَالَم۪ينَ۠ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu Kur’an, Allah’tan (indirilmiş olup) başkası tarafından uydurulmamıştır. Fakat o, kendinden öncekileri doğrulayıcı ve Kitab’ı (Allah’ın Levh-i Mahfuz’daki yazısını) açıklayıcı olarak, indirilmiştir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. (O) âlemlerin Rabbi tarafındandır. | |||||
| 31 | Yusuf 44. Ayet (12:44:8) | بِعَالِم۪ينَ | بعالمين | bi-’âlimîn(e) | bilen(kişi)ler | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Bunlar karma karışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz.” | |||||
| 32 | Yusuf 104. Ayet (12:104:10) | لِلْعَالَم۪ينَ۟ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | bütün alemler için | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür. | |||||
| 33 | Ra'd 9. Ayet (13:9:1) | عَالِمُ | عالم | ‘âlimu | (O) bilendir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, gaybı da görülen âlemi de bilendir, çok büyüktür, çok yücedir. | |||||
| 34 | Hicr 70. Ayet (15:70:5) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemler- | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler. | |||||
| 35 | Enbiyâ 51. Ayet (21:51:9) | عَالِم۪ينَۚ | عالمين | ‘âlimîn(e) | biliyor | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk. | |||||
| 36 | Enbiyâ 71. Ayet (21:71:8) | لِلْعَالَم۪ينَ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu Lût ile beraber kurtarıp, içinde âlemler için bereketler kıldığımız yere ulaştırdık.[366] | |||||
| 37 | Enbiyâ 81. Ayet (21:81:14) | عَالِم۪ينَ | عالمين | ‘âlimîn(e) | biliriz | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Süleyman’ın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz. | |||||
| 38 | Enbiyâ 91. Ayet (21:91:11) | لِلْعَالَم۪ينَ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Irzını korumuş olan kadını da (Meryem’i de) hatırla. Ona ruhumuzdan üflemiştik. Kendisini de, oğlunu da âlemlere (kudretimizi gösteren) birer delil yapmıştık. | |||||
| 39 | Enbiyâ 107. Ayet (21:107:5) | لِلْعَالَم۪ينَ | للعالمين | lil-’âlemîn(e) | alemler için | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. | |||||
| 40 | Mü'minûn 92. Ayet (23:92:1) | عَالِمِ | عالم | ‘âlimi | (O) bilir | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 91,92. Allah, hiçbir çocuk edinmemiştir. O’nunla birlikte başka hiçbir ilâh yoktur. Öyle olsaydı, her ilâh kendi yarattığını alır götürür ve mutlaka birbirlerine üstün gelmeye çalışırlardı. Gaybı da, görülen âlemi de bilen Allah, onların yakıştırdığı nitelemelerden uzaktır. Onların koştukları ortaklardan çok yücedir. | |||||
| 41 | Furkan 1. Ayet (25:1:8) | لِلْعَالَم۪ينَ | للعالمين | lil’-âlemîne | alemlere | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren Allah’ın şanı yücedir. | |||||
| 42 | Şu'arâ 16. Ayet (26:16:7) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Firavun’a gidin ve deyin: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçisiyiz”, | |||||
| 43 | Şu'arâ 23. Ayet (26:23:5) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Âlemlerin Rabbi de nedir?” dedi. | |||||
| 44 | Şu'arâ 47. Ayet (26:47:4) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Âlemlerin Rabbine inandık” dediler. | |||||
| 45 | Şu'arâ 77. Ayet (26:77:6) | الْعَالَم۪ينَۙ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.” | |||||
| 46 | Şu'arâ 98. Ayet (26:98:4) | الْعَالَم۪ينَ | العالمين | l’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.” | |||||
| 47 | Şu'arâ 109. Ayet (26:109:11) | الْعَالَم۪ينَۚ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 48 | Şu'arâ 127. Ayet (26:127:11) | الْعَالَم۪ينَۜ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 49 | Şu'arâ 145. Ayet (26:145:11) | الْعَالَم۪ينَۜ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||
| 50 | Şu'arâ 164. Ayet (26:164:11) | الْعَالَم۪ينَۜ | العالمين | l-’âlemîn(e) | alemlerin | ع ل م |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” | |||||