| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 51. Ayet (2:51:2) | وٰعَدْنَا | وعدنا | vâ’adnâ | sözleşmiştik | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz. | |||||
| 2 | A'raf 16. Ayet (7:16:4) | لَاَقْعُدَنَّ | لاقعدن | le-ak’udenne | ben de oturacağım | ق ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.” | |||||
| 3 | A'raf 44. Ayet (7:44:10) | وَعَدَنَا | وعدنا | ve’adenâ | bize va'dettiğini | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. | |||||
| 4 | A'raf 70. Ayet (7:70:13) | تَعِدُنَٓا | تعدنا | ta’idunâ | bizi tehdidettiğin | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Sen bize tek Allah’a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir” dediler. | |||||
| 5 | A'raf 77. Ayet (7:77:12) | تَعِدُنَٓا | تعدنا | ta’idunâ | bizi tehdidettiğin | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. | |||||
| 6 | A'raf 89. Ayet (7:89:7) | عُدْنَا | عدنا | ‘udnâ | tekrar ona dönersek | ع و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah’a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah’ın dilemesi olmadıkça, sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah’a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” | |||||
| 7 | A'raf 142. Ayet (7:142:1) | وَوٰعَدْنَا | ووعدنا | ve vâ’adnâ | ve sözleştik | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mûsâ’ya otuz gece süre belirledik, buna on (gece) daha kattık. Böylece Rabbinin belirlediği vakit kırk geceye tamamlandı. Mûsâ, kardeşi Hârûn’a, “Kavmim arasında benim yerime geç ve yapıcı ol. Sakın bozguncuların yoluna uyma” dedi.[227] | |||||
| 8 | Tevbe 72. Ayet (9:72:0) | عَدْنٍۜ | عدن | ‘adn(in) | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, ebedî olarak kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde çok güzel köşkler va’detti. Allah’ın rızası ise, bunların hepsinden daha büyüktür. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 9 | Hûd 32. Ayet (11:32:10) | تَعِدُنَٓا | تعدنا | te’idunâ | bize vaadettiğin | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Nûh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir.” | |||||
| 10 | Ra'd 23. Ayet (13:23:2) | عَدْنٍ | عدن | ‘adnin | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu sonuç da Adn cennetleridir. Atalarından, eşlerinden ve çocuklarından iyi olanlarla beraber oraya girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerler (ve şöyle derler): | |||||
| 11 | Nahl 31. Ayet (16:31:2) | عَدْنٍ | عدن | ‘adnin | adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçinden nehirler akan Adn cennetlerine gireceklerdir. Kendileri için orada diledikleri her şey vardır. Allah, kendine karşı gelmekten sakınanları böyle mükâfatlandırır. | |||||
| 12 | İsrâ 8. Ayet (17:8:7) | عُدْنَاۢ | عدنا | ‘udnâ | biz de döneriz | ع و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirlere bir zindan yapmışızdır. | |||||
| 13 | Kehf 31. Ayet (18:31:4) | عَدْنٍ | عدن | ‘adnin | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir! | |||||
| 14 | Meryem 61. Ayet (19:61:2) | عَدْنٍۨ | عدن | ‘adnin(i) | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 60,61. Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân’ın, kullarına gıyaben vaad ettiği “Adn” cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O’nun va’di kesinlikle gerçekleşir. | |||||
| 15 | Tâhâ 76. Ayet (20:76:2) | عَدْنٍ | عدن | ‘âdnin | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 75,76. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır. | |||||
| 16 | Tâhâ 80. Ayet (20:80:8) | وَوٰعَدْنَاكُمْ | ووعدناكم | ve vâ’adnâkum | ve size va'dettik | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.” | |||||
| 17 | Mü'minûn 83. Ayet (23:83:2) | وُعِدْنَا | وعدنا | vu’idnâ | yapıldı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir. | |||||
| 18 | Mü'minûn 107. Ayet (23:107:5) | عُدْنَا | عدنا | ‘udnâ | bir daha dönersek | ع و د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.” | |||||
| 19 | Neml 68. Ayet (27:68:2) | وُعِدْنَا | وعدنا | vu’idnâ | vadedildi (yapıldı) | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, bizler de bizden önce babalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” | |||||
| 20 | Kasas 61. Ayet (28:61:2) | وَعَدْنَاهُ | وعدناه | ve’adnâhu | kendisine vadettiğimiz | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 21 | Ahzab 12. Ayet (33:12:9) | وَعَدَنَا | وعدنا | ve ’adena | bize vaadde bulunmadı | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, “Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar” diyorlardı. | |||||
| 22 | Ahzab 22. Ayet (33:22:8) | وَعَدَنَا | وعدنا | ve ’adena | bize va'dettiğidir | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, düşman birliklerini görünce, “İşte bu, Allah’ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir” dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. | |||||
| 23 | Fâtır 33. Ayet (35:33:2) | عَدْنٍ | عدن | ‘adnin | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Adn cennetlerine girerler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Oradaki elbiseleri de ipektir. | |||||
| 24 | Sâd 50. Ayet (38:50:2) | عَدْنٍ | عدن | ‘adnin | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 49,50. Bu bir öğüttür. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri vardır. | |||||
| 25 | Mü'min 8. Ayet (40:8:4) | عَدْنٍۨ | عدن | ‘adnin(i) | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Rabbimiz! Onları da, onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanları da, kendilerine vaad ettiğin Adn cennetlerine koy. Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.” | |||||
| 26 | Zuhruf 42. Ayet (43:42:4) | وَعَدْنَاهُمْ | وعدناهم | ve’adnâhum | onları uyardığımız | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter. | |||||
| 27 | Ahkaf 22. Ayet (46:22:8) | تَعِدُنَٓا | تعدنا | te’idunâ | bizi tehdidettiğin | و ع د |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. | |||||
| 28 | Saf 12. Ayet (61:12:14) | عَدْنٍۜ | عدن | ‘adn(in) | durulmağa değer | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koysun. İşte bu büyük başarıdır. | |||||
| 29 | Beyyine 8. Ayet (98:8:5) | عَدْنٍ | عدن | ‘adnin | Adn | عَدْنٍ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rableri katında onların mükâfatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedî kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur. | |||||