"عدوا" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 32 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 85. Ayet (2:85:14) وَالْعُدْوَانِۜ والعدوان vel-’udvâni ve düşmanlıkla ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu hâlde onları yurtlarından çıkaran, size esir olarak geldiklerinde ise, fidye verip kendilerini kurtaran kimselersiniz. Yoksa siz Kitab’ın (Tevrat’ın) bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Çünkü Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
2 Bakara 97. Ayet (2:97:4) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”
3 Bakara 98. Ayet (2:98:3) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır.
4 Bakara 193. Ayet (2:193:12) عُدْوَانَ عدوان ‘udvâne düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.
5 Âl-i İmran 168. Ayet (3:168:4) وَقَعَدُوا وقعدوا ve ka’adû (Savaştan geri kalıp) oturarak ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlar), kendileri oturup kaldıkları hâlde kardeşleri için, “Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi” diyen kimselerdir. De ki: “Eğer doğru söyleyenler iseniz kendinizden ölümü savın.”
6 Nisâ 30. Ayet (4:30:4) عُدْوَانًا عدوانا ‘udvânen düşmanlık ile ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah’a pek kolaydır.
7 Nisâ 101. Ayet (4:101:22) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşmanınızdır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129]
8 Nisâ 140. Ayet (4:140:16) تَقْعُدُوا تقعدوا tak’udû oturmayın ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır.
9 Nisâ 154. Ayet (4:154:13) تَعْدُوا تعدوا ta’dû çiğnemeyin ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle “Tûr”u üzerlerine kaldırdık ve onlara, “Tevazu ile kapıdan girin” dedik. Yine onlara, “Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın” dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.
10 Mâide 2. Ayet (5:2:47) وَالْعُدْوَانِۖ والعدوان vel- ’udvân(i) ve düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
11 Mâide 62. Ayet (5:62:7) وَالْعُدْوَانِ والعدوان vel-’udvâni ve düşmanlıkta ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yapmakta oldukları şey ne kötüdür!
12 En'am 108. Ayet (6:108:10) عَدْوًا عدوا ‘adven taşkınlıkla ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Onların, Allah’ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah’a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.
13 En'am 112. Ayet (6:112:5) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O hâlde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
14 A'raf 86. Ayet (7:86:2) تَقْعُدُوا تقعدوا tak’udû ve oturmayın ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “Bir de, tehdit ederek Allah’ın yolundan O’na iman edenleri çevirmek, Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?”
15 Enfal 60. Ayet (8:60:0) وَاَعِدُّوا واعدوا ve e’iddû hazırlayın ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir. Size zulmedilmez.
16 Tevbe 5. Ayet (9:5:0) وَاقْعُدُوا واقعدوا vak’udû ve otur(up) bekleyin ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
17 Tevbe 46. Ayet (9:46:0) لَاَعَدُّوا لاعدوا lee’addû yaparladı ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, “Oturun, oturan âcizlerle beraber” denildi.
18 Tevbe 46. Ayet (9:46:0) اقْعُدُوا اقعدوا k’udû oturun ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar eğer savaşa çıkmak isteselerdi, elbette bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların harekete geçmelerini istemedi de onları geri bıraktı ve onlara, “Oturun, oturan âcizlerle beraber” denildi.
19 Tevbe 83. Ayet (9:83:0) عَدُوًّاۜ عدوا ‘aduvvâ(en) düşmanla ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.”
20 Tevbe 83. Ayet (9:83:0) فَاقْعُدُوا فاقعدوا fak’udû öyle ise oturun ق ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: “Artık siz benimle birlikte ebediyyen çıkmayacak ve benimle birlikte hiçbir düşmanla asla savaşmayacaksınız. Çünkü siz baştan yerinizde oturup kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte oturun.”
21 Yunus 90. Ayet (10:90:0) وَعَدْوًاۜ وعدوا ve’advâ(en) ve düşmanlıkla ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi.
22 Hûd 108. Ayet (11:108:3) سُعِدُوا سعدوا su’idû mutlu olan(lar) س ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.
23 İbrahim 34. Ayet (14:34:7) تَعُدُّوا تعدوا te’uddû saymak isteseniz ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
24 Nahl 18. Ayet (16:18:2) تَعُدُّوا تعدوا te’uddû saysanız ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
25 İsrâ 53. Ayet (17:53:15) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşmanıdır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
26 Furkan 31. Ayet (25:31:5) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven bir düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
27 Kasas 8. Ayet (28:8:6) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven bir düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
28 Kasas 28. Ayet (28:28:9) عُدْوَانَ عدوان ‘udvâne düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.”
29 Fâtır 6. Ayet (35:6:6) عَدُوًّاۜ عدوا ‘aduvvâ(en) düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
30 Mücadele 8. Ayet (58:8:15) وَالْعُدْوَانِ والعدوان vel-’udvâni ve düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530]
31 Mücadele 9. Ayet (58:9:10) وَالْعُدْوَانِ والعدوان vel-’udvâni ve düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.
32 Teğabun 14. Ayet (64:14:9) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.