"عدو" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 106 sonuç bulundu.
50 - 100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
50 Hûd 108. Ayet (11:108:3) سُعِدُوا سعدوا su’idû mutlu olan(lar) س ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.
51 Yusuf 5. Ayet (12:5:15) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun bir düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Babası, şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.”
52 Yusuf 20. Ayet (12:20:5) مَعْدُودَةٍۚ معدودة ma’dûdetin birkaç ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.[284]
53 İbrahim 34. Ayet (14:34:7) تَعُدُّوا تعدوا te’uddû saymak isteseniz ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.
54 Nahl 18. Ayet (16:18:2) تَعُدُّوا تعدوا te’uddû saysanız ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
55 İsrâ 53. Ayet (17:53:15) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven düşmanıdır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
56 Kehf 50. Ayet (18:50:23) عَدُوٌّۜ عدو ‘aduvv(un) düşmanınızdır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
57 Meryem 75. Ayet (19:75:14) يُوعَدُونَ يوعدون yû’adûne va'dedildikleri و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
58 Tâhâ 39. Ayet (20:39:12) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşman olan ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”
59 Tâhâ 39. Ayet (20:39:14) وَعَدُوٌّ وعدو ve ’aduvvun ve düşman olan ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.”
60 Tâhâ 80. Ayet (20:80:7) عَدُوِّكُمْ عدوكم ‘aduvvikum düşmanınız- ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.”
61 Tâhâ 117. Ayet (20:117:6) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz de şöyle dedik: “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis), sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun.”
62 Tâhâ 123. Ayet (20:123:7) عَدُوٌّۚ عدو ‘aduvv(un) düşmansınız ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker.”
63 Enbiyâ 101. Ayet (21:101:9) مُبْعَدُونَۙ مبعدون mub’adûn(e) uzaklaştırılmışlardır ب ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz kendileri için tarafımızdan en güzel mükâfat hazırlanmış olanlar var ya; işte bunlar cehennemden uzaklaştırılmışlardır.
64 Enbiyâ 103. Ayet (21:103:11) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûn(e) va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, “İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür” diyerek karşılarlar.
65 Enbiyâ 109. Ayet (21:109:13) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûn(e) tehdid edildiğiniz و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yüz çevirirlerse, de ki: “(Bana emrolunanı, ayırım yapmadan) size eşit olarak bildirdim. Tehdit edildiğiniz şey yakın mı yoksa uzak mı, bilmiyorum.”
66 Hacc 47. Ayet (22:47:14) تَعُدُّونَ تعدون te’uddûn(e) sizin saydıklarınızdan ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
67 Mü'minûn 36. Ayet (23:36:4) تُوعَدُونَۖ توعدون tû’adûn(e) size va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “Hâlbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!”
68 Mü'minûn 93. Ayet (23:93:6) يُوعَدُونَۙ يوعدون yû’adûn(e) onların tehdid edildikleri و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) 93,94. De ki: “Ey Rabbim! Onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen, beni o zalim milletin içinde bulundurma.”
69 Furkan 31. Ayet (25:31:5) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven bir düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. Yol gösterici ve yardım edici olarak Rabbin yeter.
70 Şu'arâ 77. Ayet (26:77:2) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşmanımdır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak âlemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur.”
71 Şu'arâ 206. Ayet (26:206:5) يُوعَدُونَۙ يوعدون yû’adûn(e) tehdid ediliyor و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (hâlleri nice olurdu?)
72 Kasas 8. Ayet (28:8:6) عَدُوًّا عدوا ‘aduvven bir düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
73 Kasas 15. Ayet (28:15:17) عَدُوِّه۪ۚ عدوه ‘aduvvih(i) düşmanları- ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
74 Kasas 15. Ayet (28:15:25) عَدُوِّه۪ۙ عدوه ‘aduvvihi düşmanları- ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
75 Kasas 15. Ayet (28:15:36) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun bir düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, “Bu şeytanın işidir. O, gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır” dedi.[413]
76 Kasas 19. Ayet (28:19:8) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.
77 Kasas 28. Ayet (28:28:9) عُدْوَانَ عدوان ‘udvâne düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah, söylediklerimize vekildir.”
78 Secde 5. Ayet (32:5:17) تَعُدُّونَ تعدون te’uddûn(e) sizin hesabınızca ع د د
Diyanet İşleri (Yeni) Gökten yere kadar bütün işleri Allah yürütür. Sonra bu işler, süresi sizin hesabınızla bin yıl olan bir günde O’na yükselir.
79 Fâtır 6. Ayet (35:6:4) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
80 Fâtır 6. Ayet (35:6:6) عَدُوًّاۜ عدوا ‘aduvvâ(en) düşman ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz şeytan sizin için bir düşmandır. Öyle ise (siz de) onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını ancak alevli ateşe girecek kimselerden olmaya çağırır.
81 Yâsîn 60. Ayet (36:60:13) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşmanınızdır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) 60,61. “Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?”
82 Yâsîn 63. Ayet (36:63:5) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûn(e) va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) “İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir.”
83 Sâd 53. Ayet (38:53:3) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûne size söz verilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) İşte bunlar, hesap günü için size vaad edilenlerdir.
84 Fussilet 30. Ayet (41:30:19) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûn(e) size söz verilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”
85 Zuhruf 62. Ayet (43:62:6) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun bir düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.
86 Zuhruf 67. Ayet (43:67:5) عَدُوٌّ عدو ‘aduvvun düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
87 Zuhruf 83. Ayet (43:83:8) يُوعَدُونَ يوعدون yû’adûn(e) kendilerine vadedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.
88 Ahkaf 16. Ayet (46:16:18) يُوعَدُونَ يوعدون yû’adûn(e) kendilerine va'd و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir.
89 Ahkaf 35. Ayet (46:35:15) يُوعَدُونَۙ يوعدون yû’adûne tehdit edildikleri و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
90 Kaf 32. Ayet (50:32:3) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûne size va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) 32,33. (Onlara şöyle denir:) “İşte bu, size (dünyada) vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, O’nun emrini gözeten için, görmediği hâlde sırf saygıdan dolayı Rahmân’dan korkan ve O’na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir.”
91 Zâriyât 5. Ayet (51:5:2) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûne size va'dedilen و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2,3,4,5,6. Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir.[504]
92 Zâriyât 22. Ayet (51:22:5) تُوعَدُونَ توعدون tû’adûn(e) uyarıldığınız و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır.
93 Zâriyât 60. Ayet (51:60:7) يُوعَدُونَ يوعدون yû’adûn(e) uyarıldıkları و ع د
Diyanet İşleri (Yeni) Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkâr edenlerin hâline!
94 Mücadele 8. Ayet (58:8:15) وَالْعُدْوَانِ والعدوان vel-’udvâni ve düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde Allah’ın seni selâmlamadığı selâmla selâmlıyorlar. İçlerinden de, “Söylediklerimizden dolayı Allah bize azap etse ya!” diyorlar. Cehennem onlara yeter! Oraya girecekler. Ne kötü varış yeridir orası![530]
95 Mücadele 9. Ayet (58:9:10) وَالْعُدْوَانِ والعدوان vel-’udvâni ve düşmanlık ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah’a karşı gelmekten sakının.
96 Mümtehine 1. Ayet (60:1:7) عَدُوّ۪ي عدوي ‘aduvvî benim düşmanımı ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.
97 Mümtehine 1. Ayet (60:1:8) وَعَدُوَّكُمْ وعدوكم ve ’aduvvekum ve sizin düşmanınızı ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Hâlbuki onlar size gelen hakkı inkâr ettiler. Rabbiniz olan Allah’a inandınız diye Resûlü ve sizi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer rızamı kazanmak üzere benim yolumda cihad etmek için çıktıysanız (böyle yapmayın). Onlara gizlice sevgi besliyorsunuz.[537] Oysa ben sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. Sizden kim bunu yaparsa, mutlaka doğru yoldan sapmıştır.
98 Saf 14. Ayet (61:14:34) عَدُوِّهِمْ عدوهم ‘aduvvihim düşmanlarına ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun.[544] Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.[545]
99 Münafikun 4. Ayet (63:4:17) الْعَدُوُّ العدو l-’aduvvu düşmandır ع د و
Diyanet İşleri (Yeni) Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!