"علوا" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 42 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 22. Ayet (2:22:19) تَجْعَلُوا تجعلوا tec’alû koşmayın ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
2 Bakara 24. Ayet (2:24:3) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû yapmadınızsa ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
3 Bakara 24. Ayet (2:24:5) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû yapamayacaksınız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır.
4 Bakara 68. Ayet (2:68:21) فَافْعَلُوا فافعلوا fef’alû haydi yapın ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın.” dediler. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi arası bir sığırdır. Haydi, emrolunduğunuz işi yapın.”
5 Bakara 197. Ayet (2:197:17) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû yaptığınız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hac (ayları), bilinen aylardır.[58] Kim o aylarda hacca başlarsa, artık ona hacda cinsel ilişki, günaha sapmak, kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız, Allah onu bilir. (Ahiret için) azık toplayın. Kuşkusuz, azığın en hayırlısı takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma)dır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının.
6 Bakara 215. Ayet (2:215:16) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû yaparsanız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”
7 Bakara 224. Ayet (2:224:2) تَجْعَلُوا تجعلوا tec’alû kılmayın ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik etmemek, takvaya sarılmamak, insanlar arasını ıslah etmemek yolundaki yeminlerinize Allah’ı siper yapmayın. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
8 Bakara 279. Ayet (2:279:3) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû böyle yapmazsanız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer böyle yapmazsanız, Allah ve Resûlüyle savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.
9 Bakara 282. Ayet (2:282:118) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû (bir zarar) yaparsanız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin.[79] Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah, size öğretiyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.[80]
10 Âl-i İmran 115. Ayet (3:115:2) يَفْعَلُوا يفعلوا yef’alû yapacakları ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.
11 Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:3) فَعَلُوا فعلوا fe’alû yaptıkları ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
12 Âl-i İmran 135. Ayet (3:135:21) فَعَلُوا فعلوا fe’alû yaptıkları ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
13 Âl-i İmran 188. Ayet (3:188:12) يَفْعَلُوا يفعلوا yef’alû yapmadıkları ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ettiklerine sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi seven kimselerin, sakın azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlar için elem dolu bir azap vardır.
14 Nisâ 66. Ayet (4:66:19) فَعَلُوا فعلوا fe’alû yapsalardı ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer biz onlara, “Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.
15 Nisâ 127. Ayet (4:127:33) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû yapacağınız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: “Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere âdil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir.
16 Nisâ 144. Ayet (4:144:14) تَجْعَلُوا تجعلوا tec’alû vermek ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
17 En'am 100. Ayet (6:100:1) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû ve yaptılar ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de cinleri Allah’a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah’a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların niteledikleri şeylerden uzaktır, yücedir.
18 En'am 136. Ayet (6:136:1) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû ve kıldılar ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194]
19 A'raf 28. Ayet (7:28:2) فَعَلُوا فعلوا fe’alû onlar yaptıkları ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Çirkin bir iş işledikleri vakit, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti” derler. De ki: “Şüphesiz, Allah çirkin işleri emretmez. Siz bilmediğiniz şeyleri Allah’ın üzerine mi atıyorsunuz?”
20 Yunus 87. Ayet (10:87:0) وَاجْعَلُوا واجعلوا vec’alû ve edinin (diye) ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’ya ve kardeşine, “Kavminiz için Mısır’da (sığınak olarak) evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın. Namazı dosdoğru kılın. Mü’minleri müjdele” diye vahyettik.
21 Yusuf 62. Ayet (12:62:3) اجْعَلُوا اجعلوا c’alû koyun! ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, adamlarına dedi ki: “Onların ödedikleri zahire bedellerini yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine varınca onu anlarlar da belki yine dönüp gelirler.”
22 Ra'd 16. Ayet (13:16:30) جَعَلُوا جعلوا ce’alû buldular da ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır” de. De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir, mutlak hâkimiyet sahibidir.”
23 Ra'd 33. Ayet (13:33:9) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû onlar koştular ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
24 İbrahim 30. Ayet (14:30:1) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû ve koştular ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koştular. De ki: “Bir süre daha faydalanın. Çünkü varışınız ateşedir.”
25 Hicr 91. Ayet (15:91:2) جَعَلُوا جعلوا ce’alû ettiler ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ki onlar, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederek) Kur’an’ı da parça parça edenlerdir.
26 İsrâ 4. Ayet (17:4:12) عُلُوًّا علوا ‘uluvven büyüklenme ile ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Biz, Kitap’ta (Tevrat’ta) İsrailoğullarına, “Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz” diye hükmettik.
27 İsrâ 7. Ayet (17:7:22) عَلَوْا علوا ‘alev ele geçirdikleri ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis’e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.)
28 İsrâ 43. Ayet (17:43:5) عُلُوًّا علوا ‘uluvven yücedir ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir.
29 Hacc 77. Ayet (22:77:9) وَافْعَلُوا وافعلوا ve-f’alû ve işleyin ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.
30 Nûr 63. Ayet (24:63:2) تَجْعَلُوا تجعلوا tec’alû bir tutmayın ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
31 Neml 14. Ayet (27:14:6) وَعُلُوًّاۜ وعلوا ve ’uluvvâ(en) ve böbürlenmeleri yüzünden ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) Kendileri de bunların hak olduklarını kesin olarak bildikleri hâlde, sırf zalimliklerinden ve büyüklük taslamalarından ötürü onları inkâr ettiler. Ama bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak!”
32 Neml 31. Ayet (27:31:2) تَعْلُوا تعلوا ta’lû büyüklük taslamayın ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) 30,31. “Mektup, Süleyman’dan gelmiştir. O, ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ diye başlamakta ve içinde ‘Bana karşı büyüklük taslamayın ve teslimiyet göstererek bana gelin’ denilmektedir.”
33 Neml 34. Ayet (27:34:8) وَجَعَلُٓوا وجعلوا ve ce’alû ve kılarlar ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: “Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hâle getirirler. İşte onlar böyle yaparlar.”
34 Kasas 83. Ayet (28:83:8) عُلُوًّا علوا ‘uluvven böbürlenmeyi ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) İşte ahiret yurdu. Biz, onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah’a karşı gelmekten sakınanlarındır.
35 Ahzab 6. Ayet (33:6:21) تَفْعَلُٓوا تفعلوا tef’alû yapmanız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler.[436] Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır.
36 Sâffât 158. Ayet (37:158:1) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû ve uydurdular ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler.
37 Zuhruf 15. Ayet (43:15:1) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû ve tasarladılar ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.
38 Zuhruf 19. Ayet (43:19:1) وَجَعَلُوا وجعلوا ve ce’alû ve saydılar ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların (yalan) şahitlikleri yazılacak ve sorgulanacaklardır.
39 Duhân 19. Ayet (44:19:3) تَعْلُوا تعلوا ta’lû ululanmayın ع ل و
Diyanet İşleri (Yeni) “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.”
40 Zâriyât 51. Ayet (51:51:2) تَجْعَلُوا تجعلوا tec’alû uydurmayın ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah ile beraber başka bir ilâh edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.
41 Mücadele 13. Ayet (58:13:10) تَفْعَلُوا تفعلوا tef’alû yapmadınız ف ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
42 Nûh 7. Ayet (71:7:6) جَعَلُٓوا جعلوا ce’alû koydular ج ع ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.”