| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Enfal 72. Ayet (8:72:0) | فَعَلَيْكُمُ | فعليكم | fe-’aleykumu | sizin üzerinize borçtur | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip hicret etmeyenlere gelince, hicret edinceye kadar, onların velayetleri size ait değildir. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavme karşı olmadıkça, yardım etmek üzerinize borçtur. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. | |||||
| 2 | Tâhâ 12. Ayet (20:12:5) | نَعْلَيْكَۚ | نعليك | na’leyk(e) | pabuçlarını | ن ع ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.” | |||||
| 3 | Nûr 54. Ayet (24:54:12) | وَعَلَيْكُمْ | وعليكم | ve ’aleykum | ve sizin sorumluluğunuz | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin” de. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ona yüklenen sorumluluğu ancak ona ait; size yüklenen görevin sorumluluğu da yalnızca size aittir. Eğer ona itaat ederseniz doğru yola erersiniz. Peygambere düşen ancak apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 4 | Nisâ 164. Ayet (4:164:10) | عَلَيْكَۜ | عليك | ‘aleyk(e) | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Mûsa ile de doğrudan konuştu. | |||||
| 5 | Hûd 100. Ayet (11:100:6) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyk(e) | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de. | |||||
| 6 | Meryem 47. Ayet (19:47:3) | عَلَيْكَۚ | عليك | ‘aleyk(e) | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim, şöyle dedi: “Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır.” | |||||
| 7 | Kasas 27. Ayet (28:27:23) | عَلَيْكَۜ | عليك | ‘aleyk(e) | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şu’ayb, “Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birisini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın” dedi. | |||||
| 8 | Ahzab 51. Ayet (33:51:15) | عَلَيْكَۜ | عليك | ‘aleyk(e) | senin üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 9 | Mü'min 78. Ayet (40:78:14) | عَلَيْكَۜ | عليك | ‘aleyk(e) | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar. | |||||
| 10 | Bakara 252. Ayet (2:252:5) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın âyetleridir. Biz onları sana hak olarak okuyoruz. Şüphesiz sen, Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerdensin. | |||||
| 11 | Bakara 272. Ayet (2:272:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Hayır olarak ne harcarsanız, kendiniz içindir. Zaten siz ancak Allah’ın rızasını kazanmak için harcarsınız. Hayır olarak her ne harcarsanız -hiç hakkınız yenmeden- karşılığı size tastamam ödenir. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 3. Ayet (3:3:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 3,4. O, sana Kitab’ı hak ve kendisinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, daha önce Tevrat’ı ve İncil’i insanlar için birer hidayet olarak indirmişti. Furkan’ı[83] da indirdi. Şüphesiz, Allah’ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, mutlak güç sahibidir, intikam sahibidir. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 14 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:22) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 58. Ayet (3:58:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bunu (bildirdiklerimizi) biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur’an’dan okuyoruz. | |||||
| 16 | Âl-i İmran 108. Ayet (3:108:5) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar Allah’ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah, âlemlere hiç zulüm etmek istemez. | |||||
| 17 | Nisâ 113. Ayet (4:113:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 18 | Nisâ 113. Ayet (4:113:21) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 19 | Nisâ 113. Ayet (4:113:32) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer Allah’ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Hâlbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah’ın sana lütfu çok büyüktür. | |||||
| 20 | Nisâ 164. Ayet (4:164:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Mûsa ile de doğrudan konuştu. | |||||
| 21 | Mâide 110. Ayet (5:110:10) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana olan | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 22 | En'am 7. Ayet (6:7:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Eğer sana kâğıda yazılı bir kitap indirseydik, onlar da elleriyle ona dokunsalardı, yine o inkâr edenler, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” diyeceklerdi. | |||||
| 23 | En'am 35. Ayet (6:35:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O hâlde, sakın cahillerden olma. | |||||
| 24 | En'am 52. Ayet (6:52:11) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rab’lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.[176] | |||||
| 25 | A'raf 101. Ayet (7:101:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 26 | Hûd 48. Ayet (11:48:8) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona denildi ki: “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.” | |||||
| 27 | Hûd 120. Ayet (11:120:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü’minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir. | |||||
| 28 | Yusuf 3. Ayet (12:3:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Hâlbuki daha önce sen bunlardan habersiz idin. | |||||
| 29 | Yusuf 6. Ayet (12:6:10) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana (rüyada görülen) olayların yorumunu öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 30 | Ra'd 40. Ayet (13:40:10) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara va’dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir.[292] | |||||
| 31 | Hicr 35. Ayet (15:35:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 34,35. Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. | |||||
| 32 | Nahl 64. Ayet (16:64:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik. | |||||
| 33 | Nahl 82. Ayet (16:82:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin üzerine düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Eğer yüz çevirirlerse, artık sana düşen açık bir tebliğden ibarettir. | |||||
| 34 | Nahl 89. Ayet (16:89:16) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik. | |||||
| 35 | Nahl 118. Ayet (16:118:7) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce sana anlattıklarımızı yahudi olanlara da haram kılmıştık. Biz (bununla) onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 36 | İsrâ 14. Ayet (17:14:6) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter” denilecektir. | |||||
| 37 | İsrâ 87. Ayet (17:87:8) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana olan | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür. | |||||
| 38 | Kehf 13. Ayet (18:13:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.[326] | |||||
| 39 | Tâhâ 2. Ayet (20:2:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. (Ey Muhammed!) Biz, Kur’an’ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah’ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik.[353] | |||||
| 40 | Tâhâ 37. Ayet (20:37:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.” | |||||
| 41 | Tâhâ 39. Ayet (20:39:17) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onu (bebek Mûsâ’yı) sandığın içine koy ve denize (Nil’e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım.” | |||||
| 42 | Tâhâ 99. Ayet (20:99:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik. | |||||
| 43 | Kasas 3. Ayet (28:3:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun’un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. | |||||
| 44 | Kasas 85. Ayet (28:85:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kur’an’ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: “Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir.”[416] | |||||
| 45 | Ankebut 51. Ayet (29:51:5) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine okunan kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?[419] Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. | |||||
| 46 | Ahzab 37. Ayet (33:37:10) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | yanında | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sen Allah’ın kendisine nimet verdiği, senin de (azat etmek suretiyle) iyilikte bulunduğun kimseye, “Eşini nikâhında tut (onu boşama) ve Allah’tan sakın” diyordun. İçinde, Allah’ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince (eşini boşayınca), onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde (onları boşadıklarında), evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü’minlere bir zorluk olmasın. Allah’ın emri mutlaka yerine getirilmiştir.[439] | |||||
| 47 | Ahzab 50. Ayet (33:50:17) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 48 | Ahzab 50. Ayet (33:50:57) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. | |||||
| 49 | Sâd 78. Ayet (38:78:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin üzerinedir | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphesiz benim lânetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir.” | |||||
| 50 | Zümer 41. Ayet (39:41:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab’ı (Kur’an’ı) insanlar için, hak olarak indirdik. Kim doğru yola girerse, kendisi için girmiş olur. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Sen onlara vekil değilsin. | |||||