| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 200 | Fussilet 22. Ayet (41:22:6) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | aleyhinize | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” | |||||
| 201 | Şûrâ 48. Ayet (42:48:8) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür. | |||||
| 202 | Zuhruf 68. Ayet (43:68:5) | عَلَيْكُمُ | عليكم | ‘aleykumu | size | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 68,69. (Allah, şöyle der:) “Ey âyetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de.” | |||||
| 203 | Câsiye 6. Ayet (45:6:5) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar? | |||||
| 204 | Câsiye 29. Ayet (45:29:4) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | aleyhinize | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk. | |||||
| 205 | Câsiye 31. Ayet (45:31:8) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | size | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenlere gelince, onlara şöyle denir: “Âyetlerim size okunmuştu da sizler büyüklük taslamış ve günahkâr bir kavim olmuş değil miydiniz?” | |||||
| 206 | Ahkaf 21. Ayet (46:21:22) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizin | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini, “Ancak Allah’a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı. | |||||
| 207 | Fetih 2. Ayet (48:2:12) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana olan | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir zaferle yardım etsin. | |||||
| 208 | Hucurât 17. Ayet (49:17:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.” | |||||
| 209 | Hucurât 17. Ayet (49:17:13) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | size | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Müslüman olmalarını bir lütufta bulunmuş gibi sana hatırlatıyorlar. De ki: “Müslüman olmanızı bir lütuf gibi bana hatırlatıp durmayın. Tam tersine eğer doğru kimselerseniz sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuş oluyor.” | |||||
| 210 | Tûr 16. Ayet (52:16:7) | عَلَيْكُمْۜ | عليكم | ‘aleykum | sizin için | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.” | |||||
| 211 | Rahman 35. Ayet (55:35:2) | عَلَيْكُمَا | عليكما | ‘aleykumâ | ikinizin üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız. | |||||
| 212 | Mücadele 13. Ayet (58:13:13) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizi | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Baş başa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekâtı verin, Allah’a ve Resûlüne itaat edin. Allah, bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 213 | Mümtehine 4. Ayet (60:4:47) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İbrahim’de ve onunla birlikte bulunanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Hani onlar kavimlerine, “Biz sizden ve Allah’ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah’a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir” demişlerdi. Yalnız İbrahim’in, babasına, “Senin için mutlaka bağışlama dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”[538] | |||||
| 214 | Mümtehine 10. Ayet (60:10:33) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizin için | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kâfirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikâhlarına tutunmayın. (Zira bu nikâhlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kâfir kocalarından) isteyin. Kâfirler de (İslâm’ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah’ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.[539] | |||||
| 215 | Talak 11. Ayet (65:11:3) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | size | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İman edip salih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir peygamber gönderdi. Kim Allah’a inanır ve salih bir amel işlerse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona güzel bir rızık vermiştir. | |||||
| 216 | Mülk 17. Ayet (67:17:8) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut göktekinin, üzerinize taş yağdıran rüzgâr göndermeyeceğinden mi emin oldunuz? O zaman, uyarım nasılmış bileceksiniz! | |||||
| 217 | Kalem 24. Ayet (68:24:5) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | yanınıza | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 23,24. Bunun üzerine, “Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın” diye fısıldaşarak yola koyuldular. | |||||
| 218 | Nûh 11. Ayet (71:11:3) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | üzerinize | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | ‘(Bağışlama dileyin ki,) üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’ | |||||
| 219 | Müzzemmil 5. Ayet (73:5:3) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | senin üzerine | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahyedeceğiz. | |||||
| 220 | Müzzemmil 15. Ayet (73:15:6) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | aleyhinize | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Mekkeliler!) Şüphesiz biz size üzerinize şahitlik edecek bir peygamber gönderdik. Nitekim, Firavun’a da bir peygamber göndermiştik. | |||||
| 221 | Müzzemmil 20. Ayet (73:20:25) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | sizi | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah, gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık, Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah’ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O hâlde, Kur’an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, Allah’a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz, onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 222 | İnsân 23. Ayet (76:23:4) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphe yok ki, Kur’an’ı sana elbette biz indirdik biz. | |||||
| 223 | Abese 7. Ayet (80:7:2) | عَلَيْكَ | عليك | ‘aleyke | sana düşen | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne! | |||||
| 224 | İnfitâr 10. Ayet (82:10:2) | عَلَيْكُمْ | عليكم | ‘aleykum | üzerinizde vardır | عَلَىٰ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 10,11. Hâlbuki üzerinizde muhakkak bekçiler, değerli yazıcılar vardır. | |||||