| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 189. Ayet (2:189:2) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana, hilâlleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.[53] İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.[54] | |||||
| 2 | Bakara 217. Ayet (2:217:2) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 3 | Bakara 219. Ayet (2:219:2) | عَنِ | عن | ‘ani | -tan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.[63] | |||||
| 4 | Bakara 220. Ayet (2:220:5) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dünya ve ahiret hakkında düşünesiniz, diye böyle yapıyor. Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir. Allah, bozguncuyu yapıcı olandan ayırır. Allah, dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 5 | Bakara 222. Ayet (2:222:2) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: “O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay hâlinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri sever, çok temizlenenleri sever.”[64] | |||||
| 6 | Âl-i İmran 20. Ayet (3:20:8) | اتَّبَعَنِۜ | اتبعن | ttebe’an(i) | bana uyan | ت ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir. | |||||
| 7 | Âl-i İmran 97. Ayet (3:97:24) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim[97] vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün âlemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır.) | |||||
| 8 | Âl-i İmran 104. Ayet (3:104:10) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 110. Ayet (3:110:9) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz. Kitap ehli de inansalardı elbette kendileri için hayırlı olurdu. Onlardan iman edenler de var. Ama pek çoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 10 | Âl-i İmran 114. Ayet (3:114:8) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 118. Ayet (3:118:15) | عَنِتُّمْۚ | عنتم | ‘anittum | size sıkıntı verecek | ع ن ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar. Hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların kinleri konuşmalarından apaçık ortaya çıkmıştır. Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Eğer düşünürseniz size âyetleri açıkladık. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 134. Ayet (3:134:9) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 185. Ayet (3:185:12) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete sokulursa, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. | |||||
| 14 | Nisâ 52. Ayet (4:52:6) | يَلْعَنِ | يلعن | yel’ani | la'netlerse | ل ع ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın lânet ettiği kimselerdir. Allah, kime lânet ederse, artık ona asla bir yardımcı bulamazsın. | |||||
| 15 | Nisâ 107. Ayet (4:107:3) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkârı sevmez. | |||||
| 16 | Mâide 2. Ayet (5:2:34) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine[140], haram aya[141], hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir. | |||||
| 17 | Mâide 91. Ayet (5:91:16) | وَعَنِ | وعن | ve ’ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 18 | En'am 106. Ayet (6:106:12) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’a ortak koşanlardan yüz çevir. | |||||
| 19 | En'am 147. Ayet (6:147:11) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: “Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan O’nun azabı geri çevrilmez.” | |||||
| 20 | A'raf 157. Ayet (7:157:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resûle, o ümmî[229] peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helâl, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.[230] Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an’a) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. | |||||
| 21 | A'raf 163. Ayet (7:163:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının[233] durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil yaptıkları Cumartesi günü balıklar onlara akın akın geliyor, tatil yapmadıkları (diğer) günlerde ise gelmiyorlardı. İşte onları yoldan çıkmaları sebebiyle böyle imtihan ediyorduk.[234] | |||||
| 22 | A'raf 165. Ayet (7:165:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir azapla yakaladık. | |||||
| 23 | A'raf 187. Ayet (7:187:0) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir.” Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.” | |||||
| 24 | A'raf 199. Ayet (7:199:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir. | |||||
| 25 | Enfal 1. Ayet (8:1:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana ganimetler hakkında soruyorlar. De ki: “Ganimetler, Allah’a ve Resûlüne aittir. O hâlde, eğer mü’minler iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızı düzeltin, Allah ve Rasûlüne itaat edin.” | |||||
| 26 | Enfal 34. Ayet (8:34:0) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Mescid-i Haram’dan (mü’minleri) alıkoyarken ve oranın bakımına ehil de değillerken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. Fakat onların çoğu bilmez. | |||||
| 27 | Tevbe 67. Ayet (9:67:0) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah’ı unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta kendileridir. | |||||
| 28 | Tevbe 71. Ayet (9:71:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 29 | Tevbe 96. Ayet (9:96:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -tan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden razı olasınız diye, size yemin edeceklerdir. Siz onlardan razı olsanız bile, Allah o fasıklar topluluğundan asla razı olmaz. | |||||
| 30 | Tevbe 112. Ayet (9:112:0) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, tövbe edenler, ibâdet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[262], rükû’ ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele. | |||||
| 31 | Tevbe 128. Ayet (9:128:0) | عَنِتُّمْ | عنتم | ‘anittum | sıkıntıya uğramanız | ع ن ت |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir. | |||||
| 32 | Hûd 116. Ayet (11:116:10) | عَنِ | عن | ‘ani | -tan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 33 | Yusuf 110. Ayet (12:110:17) | عَنِ | عن | ‘ani | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez. | |||||
| 34 | Ra'd 33. Ayet (13:33:31) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Herkesin kazandığını görüp gözeten Allah inkâr edilir mi? Hâlbuki onlar, Allah’a ortaklar koştular. De ki: “Onların isimlerini açıklayın. Yoksa siz (bununla) O’na yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber vermiş olacaksınız, yoksa boş söz mü etmiş olacaksınız?” Hayır, inkâr edenlere hileleri güzel gösterildi ve onlar doğru yoldan saptırıldılar. Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. | |||||
| 35 | Hicr 70. Ayet (15:70:4) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik” dediler. | |||||
| 36 | Hicr 94. Ayet (15:94:5) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme. | |||||
| 37 | Nahl 48. Ayet (16:48:11) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın yarattığı şeyleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah’a secde ederek ve tevazu ile boyun eğerek sağa ve sola dönmektedir. | |||||
| 38 | Nahl 90. Ayet (16:90:10) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. | |||||
| 39 | İsrâ 73. Ayet (17:73:4) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. | |||||
| 40 | İsrâ 85. Ayet (17:85:2) | عَنِ | عن | ‘ani | -tan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” | |||||
| 41 | Tâhâ 93. Ayet (20:93:2) | تَتَّبِعَنِۜ | تتبعن | tettebi’an(i) | neden bana uymadın? | ت ب ع |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 92,93. Mûsâ, (Tûr’dan dönünce) şöyle dedi: “Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?” | |||||
| 42 | Tâhâ 105. Ayet (20:105:2) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) hâlini soruyorlar. De ki: “Rabbim onları toz edip savuracak.” | |||||
| 43 | Hacc 38. Ayet (22:38:4) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, Allah inananları savunur. Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez. | |||||
| 44 | Hacc 41. Ayet (22:41:13) | عَنِ | عن | ‘ani | -ten | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar öyle kimselerdir ki, şâyet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. Bütün işlerin âkıbeti Allah’a aittir. | |||||
| 45 | Mü'minûn 3. Ayet (23:3:3) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler. | |||||
| 46 | Mü'minûn 17. Ayet (23:17:8) | عَنِ | عن | ‘ani | -tan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık.[383] Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz. | |||||
| 47 | Mü'minûn 74. Ayet (23:74:6) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan çıkmaktadırlar. | |||||
| 48 | Furkan 29. Ayet (25:29:3) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Andolsun, Kur’an bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.” | |||||
| 49 | Şu'arâ 212. Ayet (26:212:2) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır. | |||||
| 50 | Neml 24. Ayet (27:24:13) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Onun ve kavminin, Allah’ı bırakıp güneşe taptıklarını gördüm. Şeytan, onlara yaptıklarını süslü göstermiş ve böylece onları yoldan çıkarmış. Bu yüzden de onlar doğru yolu bulamıyorlar.” | |||||