| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Ankebut 41. Ayet (29:41:9) | الْعَنْكَبُوتِۚ | العنكبوت | l-’ankebûti | örümcek | ع ن ك ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi! | |||||
| 2 | Ankebut 41. Ayet (29:41:16) | الْعَنْكَبُوتِۢ | العنكبوت | l-’ankebût(i) | örümcek | ع ن ك ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi! | |||||
| 3 | Meryem 42. Ayet (19:42:15) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | sana | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” | |||||
| 4 | Bakara 120. Ayet (2:120:3) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır. | |||||
| 5 | Nisâ 61. Ayet (4:61:14) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklara, “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Peygambere gelin” dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün. | |||||
| 6 | Mâide 110. Ayet (5:110:52) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 7 | Câsiye 19. Ayet (45:19:4) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. | |||||
| 8 | Kaf 22. Ayet (50:22:8) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ona) “Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir” (denir.) | |||||
| 9 | Tevbe 43. Ayet (9:43:0) | عَنْكَۚ | عنك | ‘anke | seni | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin? | |||||
| 10 | İnşirâh 2. Ayet (94:2:2) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senin üzerinden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 2,3. Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? | |||||