| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 350 | Sâffât 159. Ayet (37:159:3) | عَمَّا | عما | ‘ammâ | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 351 | Sâffât 174. Ayet (37:174:2) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O hâlde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir | |||||
| 352 | Sâffât 178. Ayet (37:178:2) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir. | |||||
| 353 | Sâffât 180. Ayet (37:180:5) | عَمَّا | عما | ‘ammâ | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. | |||||
| 354 | Sâd 26. Ayet (38:26:16) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” | |||||
| 355 | Sâd 26. Ayet (38:26:22) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ona dedik ki: “Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır.” | |||||
| 356 | Sâd 32. Ayet (38:32:6) | عَنْ | عن | ‘an | -tan (ötürü) | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 32,33. Süleyman, “Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman[463], “Onları bana geri getirin” dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. | |||||
| 357 | Sâd 63. Ayet (38:63:5) | عَنْهُمُ | عنهم | ‘anhumu | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Cehennemlik değillerdi de) biz onları alaya mı almış olduk, yoksa (buradalar da) gözlerimizden mi kaçtılar?” | |||||
| 358 | Sâd 68. Ayet (38:68:2) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | ondan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.” | |||||
| 359 | Zümer 7. Ayet (39:7:6) | عَنْكُمْ | عنكم | ‘ankum | sizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkâr etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir. | |||||
| 360 | Zümer 8. Ayet (39:8:25) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman daha önce O’na yalvardığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na eşler koşar. De ki: “Küfrünle az bir süre yaşayıp geçin! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.” | |||||
| 361 | Zümer 35. Ayet (39:35:3) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, işlediklerinin en kötüsünü örtmek ve onlara yaptıklarının en güzeli ile karşılık vermek için (onları böyle mükâfatlandırdı). | |||||
| 362 | Zümer 50. Ayet (39:50:8) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | kendilerine | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı. | |||||
| 363 | Zümer 67. Ayet (39:67:16) | عَمَّا | عما | ‘ammâ | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Yeryüzü kıyamet gününde bütünüyle O’nun elindedir. Gökler de O’nun kudretiyle dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzaktır, yücedir. | |||||
| 364 | Mü'min 37. Ayet (40:37:16) | عَنِ | عن | ‘ani | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 36,37. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı. | |||||
| 365 | Mü'min 47. Ayet (40:47:16) | عَنَّا | عنا | ‘annâ | bizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. | |||||
| 366 | Mü'min 49. Ayet (40:49:10) | عَنَّا | عنا | ‘annâ | bizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşte olanlar cehennem bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da (hiç değilse) bir gün bizden azabı hafifletsin” derler. | |||||
| 367 | Mü'min 60. Ayet (40:60:9) | عَنْ | عن | ‘an | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.” | |||||
| 368 | Mü'min 74. Ayet (40:74:6) | عَنَّا | عنا | ‘annâ | bizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 73,74. Sonra onlara, “Allah’ı bırakıp da ortak koştuklarınız nerede?” denilir. Onlar da, “(Yüzüstü bırakıp) bizden uzaklaştılar. Hayır, demek ki, biz önceleri hiçbir şeye tapmıyormuşuz, (taptıklarımız bir hiçmiş)” derler. İşte Allah, inkârcıları böyle saptırır. | |||||
| 369 | Mü'min 82. Ayet (40:82:22) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | kendilerine | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti. | |||||
| 370 | Fussilet 48. Ayet (41:48:2) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır. | |||||
| 371 | Şûrâ 25. Ayet (42:25:5) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. | |||||
| 372 | Şûrâ 25. Ayet (42:25:8) | عَنِ | عن | ‘ani | -den | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kullarından tövbeyi kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir. | |||||
| 373 | Şûrâ 30. Ayet (42:30:9) | عَنْ | عن | ‘an | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. | |||||
| 374 | Şûrâ 34. Ayet (42:34:6) | عَنْ | عن | ‘an | عَنْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut (içlerindekilerin) yaptıklarından dolayı onları helâk eder, birçoğunu da affeder. | |||||
| 375 | Zuhruf 5. Ayet (43:5:2) | عَنْكُمُ | عنكم | ‘ankumu | sizi | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir’le (Kur’an’la) sizi uyarmaktan geri mi duralım? | |||||
| 376 | Zuhruf 36. Ayet (43:36:3) | عَنْ | عن | ‘an | -nden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. | |||||
| 377 | Zuhruf 37. Ayet (43:37:3) | عَنِ | عن | ‘ani | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar. | |||||
| 378 | Zuhruf 50. Ayet (43:50:3) | عَنْهُمُ | عنهم | ‘anhumu | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar. | |||||
| 379 | Zuhruf 75. Ayet (43:75:3) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | kendilerinden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler. | |||||
| 380 | Zuhruf 82. Ayet (43:82:7) | عَمَّا | عما | ‘ammâ | -nden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerin ve yerin Rabbi, Arş’ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır. | |||||
| 381 | Zuhruf 89. Ayet (43:89:2) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdilik sen onları hoş gör ve “size selâm olsun” de. Yakında bilecekler. | |||||
| 382 | Duhân 12. Ayet (44:12:3) | عَنَّا | عنا | ‘annâ | bizden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler. | |||||
| 383 | Duhân 14. Ayet (44:14:3) | عَنْهُ | عنه | ‘anhu | ondan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler. | |||||
| 384 | Duhân 41. Ayet (44:41:5) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez. | |||||
| 385 | Câsiye 10. Ayet (45:10:6) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | kendilerine | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah’tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır. | |||||
| 386 | Câsiye 19. Ayet (45:19:4) | عَنْكَ | عنك | ‘anke | senden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Çünkü onlar, Allah’a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur. | |||||
| 387 | Ahkaf 3. Ayet (46:3:13) | عَمَّٓا | عما | ‘ammâ | şeyden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları hak ve hikmete uygun olarak ve belirli bir süre için yarattık. İnkâr edenler ise, uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler. | |||||
| 388 | Ahkaf 5. Ayet (46:5:16) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’ı bırakıp da, kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapıktır? Oysa onlar, bunların tapınmalarından habersizdirler. | |||||
| 389 | Ahkaf 16. Ayet (46:16:4) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. | |||||
| 390 | Ahkaf 16. Ayet (46:16:9) | عَنْ | عن | ‘an | -nden | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, onlara öteden beri yapılagelen doğru bir va’ddir. | |||||
| 391 | Ahkaf 22. Ayet (46:22:4) | عَنْ | عن | ‘an | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise, “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler. | |||||
| 392 | Ahkaf 26. Ayet (46:26:14) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | kendilerine | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı. | |||||
| 393 | Ahkaf 28. Ayet (46:28:12) | عَنْهُمْۚ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ı bırakıp O’na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilâhlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanı ve uydurmakta oldukları şeydir. | |||||
| 394 | Muhammed 1. Ayet (47:1:4) | عَنْ | عن | ‘an | -dan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler ve Allah yolundan alıkoyanlar var ya; işte, Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır. | |||||
| 395 | Muhammed 2. Ayet (47:2:15) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onlardan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnanıp salih ameller işleyenlerin ve Muhammed’e indirilene -ki o Rablerinden gelen haktır- inananların ise Allah günahlarını örtmüş ve hâllerini düzeltmiştir. | |||||
| 396 | Muhammed 32. Ayet (47:32:5) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı gelenler hiçbir şekilde Allah’a zarar veremezler. Allah, onların amellerini boşa çıkaracaktır. | |||||
| 397 | Muhammed 34. Ayet (47:34:5) | عَنْ | عن | ‘an | -ndan | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnkâr eden, Allah yolundan alıkoyan, sonra da inkârcılar olarak ölenler var ya, Allah onları asla bağışlamayacaktır. | |||||
| 398 | Muhammed 38. Ayet (47:38:16) | عَنْ | عن | ‘an | karşı | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O’ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar. | |||||
| 399 | Fetih 5. Ayet (48:5:12) | عَنْهُمْ | عنهم | ‘anhum | onların | عَنْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bütün bunlar Allah’ın; inanan erkek ve kadınları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyması, onların kötülüklerini örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir başarıdır. | |||||