| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 77. Ayet (7:77:3) | وَعَتَوْا | وعتوا | ve ’atev | ve dışına çıktılar | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. | |||||
| 2 | A'raf 166. Ayet (7:166:0) | عَتَوْا | عتوا | ‘atev | vazgeçmediler | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yasaklandıkları şeylerden vazgeçmeye yanaşmayınca da onlara “aşağılık maymunlar olun” dedik. | |||||
| 3 | Meryem 8. Ayet (19:8:14) | عِتِيًّا | عتيا | ‘itiyyâ(n) | son sınırına | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi. | |||||
| 4 | Meryem 69. Ayet (19:69:10) | عِتِيًّاۚ | عتيا | ‘itiyyâ(n) | isyan edeni | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra her bir topluluktan, Rahman’a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. | |||||
| 5 | Furkan 21. Ayet (25:21:17) | وَعَتَوْ | وعتو | ve ’atev | ve haddi aştılar | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. | |||||
| 6 | Furkan 21. Ayet (25:21:18) | عُتُوًّا | عتوا | ‘utuvven | bir azgınlıkla | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bize kavuşacaklarını ummayanlar, “Bize melekler indirilseydi, yahut Rabbimizi görseydik ya!” dediler. Andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler. | |||||
| 7 | Zâriyât 44. Ayet (51:44:1) | فَعَتَوْا | فعتوا | fe-’atev | başkaldırdılar | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. | |||||
| 8 | Talak 8. Ayet (65:8:4) | عَتَتْ | عتت | ‘atet | baş kaldırdı | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nice kentlerin halkı Rablerinin ve O’nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azdılar. Bu yüzden kendilerini çetin bir hesaba çektik ve görülmedik bir azaba çarptırdık. | |||||
| 9 | Mülk 21. Ayet (67:21:11) | عُتُوٍّ | عتو | ‘utuvvin | azgınlık | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peki, Allah rızkını keserse, kimdir size rızık verecek olan? Hayır, onlar azgınlık ve nefretle direnip durdular. | |||||
| 10 | Hâkka 6. Ayet (69:6:6) | عَاتِيَةٍۙ | عاتية | ‘âtiye(tin) | azgın | ع ت و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgârla helâk edildi. | |||||