"ع ج ل" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 47 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 51. Ayet (2:51:8) الْعِجْلَ العجل l-’icle buzağıyı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, biz Mûsâ ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
2 Bakara 54. Ayet (2:54:11) الْعِجْلَ العجل l’icle buzağıyı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine dedi ki: “Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilâh edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün[17] (kendinizi düzeltin). Bu, Yaratıcınız katında sizin için daha iyidir. Böylece Allah da onların tövbesini kabul etti. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhametlidir.”
3 Bakara 92. Ayet (2:92:7) الْعِجْلَ العجل l-’icle buzağıyı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz.
4 Bakara 93. Ayet (2:93:18) الْعِجْلَ العجل l-’icle buzağı (sevgisi) ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!
5 Bakara 203. Ayet (2:203:7) تَعَجَّلَ تعجل te’accele acele ederse ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sayılı günlerde[61] Allah’ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina’dan Mekke’ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri kalırsa, ona da günah yoktur. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve onun huzurunda toplanacağınızı bilin.
6 Nisâ 153. Ayet (4:153:25) الْعِجْلَ العجل l-’icle buzağıyı (tanrı) ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Mûsâ’dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve “Allah’ı bize açıkça göster” demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Mûsâ’ya apaçık bir güç ve yetki verdik.
7 En'am 57. Ayet (6:57:12) تَسْتَعْجِلُونَ تستعجلون testa’cilûne acele istediğiniz ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”
8 En'am 58. Ayet (6:58:6) تَسْتَعْجِلُونَ تستعجلون testa’cilûne acele istediğiniz ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177]
9 A'raf 148. Ayet (7:148:8) عِجْلًا عجلا ‘iclen bir buzağı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ’nın kavmi onun (Tur’a gitmesinin) ardından, ziynet eşyalarından, böğürmesi olan bir buzağı heykeli (yaparak ilâh) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onlara hiçbir yol göstermediğini görmediler mi? (Böyle iken) onu (ilâh) edindiler de zalim kimseler oldular.
10 A'raf 150. Ayet (7:150:0) اَعَجِلْتُمْ اعجلتم e’aciltum acele mi ettiniz? ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, “Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.”
11 A'raf 152. Ayet (7:152:0) الْعِجْلَ العجل l-’icle buzağıyı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Buzağıyı ilâh edinenlere mutlaka (ahirette) Rablerinden bir gazab, dünya hayatında ise bir zillet erişecektir. İşte biz iftiracıları böyle cezalandırırız.
12 Yunus 11. Ayet (10:11:0) يُعَجِّلُ يعجل yu’accilu acele verseydi ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.
13 Yunus 11. Ayet (10:11:0) اسْتِعْجَالَهُمْ استعجالهم -sti’câlehum acele istemeleri gibi ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız.
14 Yunus 50. Ayet (10:50:0) يَسْتَعْجِلُ يستعجل yesta’cilu acele ediyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Söyleyin bakalım, O’nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular bunun hangisini acele isterler?!” (Bunların hiçbiri istenecek bir şey değildir.)
15 Yunus 51. Ayet (10:51:0) تَسْتَعْجِلُونَ تستعجلون testa’cilûn(e) acele istiyordunuz ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek).
16 Hûd 69. Ayet (11:69:14) بِعِجْلٍ بعجل bi’iclin bir buzağı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
17 Ra'd 6. Ayet (13:6:1) وَيَسْتَعْجِلُونَكَ ويستعجلونك ve yesta’cilûneke ve senden acele istiyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir.
18 Nahl 1. Ayet (16:1:5) تَسْتَعْجِلُوهُۜ تستعجلوه testa’cilûh(u) onu acele istemeyin ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın emri gelecektir. Artık onun acele gelmesini istemeyin. Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.
19 İsrâ 11. Ayet (17:11:8) عَجُولًا عجولا ‘acûlâ(n) pek acelecidir ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.
20 İsrâ 18. Ayet (17:18:4) الْعَاجِلَةَ العاجلة l-’âcilete acele olanı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
21 İsrâ 18. Ayet (17:18:5) عَجَّلْنَا عجلنا ‘accelnâ çabucak veririz ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekân yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah’ın rahmetinden kovulmuş olarak girer.
22 Kehf 58. Ayet (18:58:9) لَعَجَّلَ لعجل le’accele çabuklaştırırdı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
23 Meryem 84. Ayet (19:84:2) تَعْجَلْ تعجل ta’cel acele etme ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Şu hâlde, onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız.
24 Tâhâ 83. Ayet (20:83:2) اَعْجَلَكَ اعجلك a’celeke seni aceleyle sevk eden ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Mûsâ, Tûr’a varınca): “Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Mûsâ?” (dedik.)[358]
25 Tâhâ 84. Ayet (20:84:6) وَعَجِلْتُ وعجلت ve ’aciltu ve ben acele ettim ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, şöyle dedi: “Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim.”
26 Tâhâ 88. Ayet (20:88:3) عِجْلًا عجلا ‘iclen bir buzağı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Böylece (Sâmirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Sâmirî ve adamları) “Bu sizin de ilâhınızdır, Mûsâ’nın da ilâhıdır. Öyle iken Mûsâ, (ilâhını burada) unuttu (da onu Tûr’da aramaya gitti)” dediler.[359]
27 Tâhâ 114. Ayet (20:114:6) تَعْجَلْ تعجل ta’cel acele etme ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur’an’ı okumakta acele etme. “Rabbim! İlmimi arttır” de.
28 Enbiyâ 37. Ayet (21:37:4) عَجَلٍۜ عجل ‘acel(in) aceleden ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.[363] Şimdi acele etmeyin.
29 Enbiyâ 37. Ayet (21:37:8) تَسْتَعْجِلُونِ تستعجلون testa’cilûn(e) benden acele istemeyin ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) İnsan çok aceleci (tez canlı) yaratılmıştır. Size yakında âyetlerimi göstereceğim.[363] Şimdi acele etmeyin.
30 Hacc 47. Ayet (22:47:1) وَيَسْتَعْجِلُونَكَ ويستعجلونك ve yesta’cilûneke ve senden çabucak istiyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de senden acele azap istiyorlar. Hâlbuki Allah asla va’dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
31 Şu'arâ 204. Ayet (26:204:2) يَسْتَعْجِلُونَ يستعجلون yesta’cilûn(e) acele istiyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar?
32 Neml 46. Ayet (27:46:5) تَسْتَعْجِلُونَ تستعجلون testa’cilûne koşuyorsunuz ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Salih, onlara “Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorsunuz? Merhamet edilmeniz için Allah’tan bağışlanma dileseniz ya!”
33 Neml 72. Ayet (27:72:9) تَسْتَعْجِلُونَ تستعجلون testa’cilûn(e) acele ettiğiniz(azab)ın ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
34 Ankebut 53. Ayet (29:53:1) وَيَسْتَعْجِلُونَكَ ويستعجلونك ve yesta’cilûneke senden çabuk istiyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. (Hikmet gereği) belirlenmiş bir süre olmasaydı, azap onlara mutlaka gelirdi. Onlar farkında değillerken kendilerine ansızın elbette gelecektir.
35 Ankebut 54. Ayet (29:54:1) يَسْتَعْجِلُونَكَ يستعجلونك yesta’cilûneke senden çabucak istiyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) 54,55. Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kâfirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları mutlaka kuşatmış olacaktır. Allah, onlara, “Yapmakta olduklarınızın cezasını tadın” diyecektir.
36 Sâffât 176. Ayet (37:176:2) يَسْتَعْجِلُونَ يستعجلون yesta’cilûn(e) acele istiyorlar ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
37 Sâd 16. Ayet (38:16:3) عَجِّلْ عجل ‘accil hemen ver ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Müşrikler (alay ederek) şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!”
38 Şûrâ 18. Ayet (42:18:1) يَسْتَعْجِلُ يستعجل yesta’cilu çabuk gelmesini isterler ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise, ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki, Kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler.
39 Ahkaf 24. Ayet (46:24:13) اسْتَعْجَلْتُمْ استعجلتم -sta’celtum sizin acele gelmesini istediğinizdir ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) O azabı vadilerine doğru yayılan bir bulut olarak gördüklerinde, “Bu, bize yağmur getiren bir buluttur” dediler. Hûd, “Hayır, o sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde elem dolu azabın bulunduğu bir rüzgârdır” dedi.
40 Ahkaf 35. Ayet (46:35:9) تَسْتَعْجِلْ تستعجل testa’cil acele etme ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
41 Fetih 20. Ayet (48:20:6) فَعَجَّلَ فعجل fe’accele şimdilik verdi ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size, elde edeceğiniz birçok ganimetler vaad etmiştir. Şimdilik bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir. (Allah, böyle yaptı) ki, bunlar mü’minler için bir delil olsun, sizi de doğru bir yola iletsin.
42 Zâriyât 14. Ayet (51:14:7) تَسْتَعْجِلُونَ تستعجلون testa’cilûn(e) acele istiyor(lar) ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) 13,14. Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
43 Zâriyât 26. Ayet (51:26:5) بِعِجْلٍ بعجل bi-’iclin bir buzağı ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi.
44 Zâriyât 59. Ayet (51:59:9) يَسْتَعْجِلُونِ يستعجلون yesta’cilûn(e) acele etmesinler ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler.
45 Kıyamet 16. Ayet (75:16:5) لِتَعْجَلَ لتعجل li-ta’cele okumak için ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma.
46 Kıyamet 20. Ayet (75:20:4) الْعَاجِلَةَۙ العاجلة l-’âcile(te) çarçabuk geçeni ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) 20,21. Hayır! Siz dünyayı seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz.
47 İnsân 27. Ayet (76:27:4) الْعَاجِلَةَ العاجلة l-’âcilete çabuk geçeni (dünyayı) ع ج ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.