| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 96. Ayet (2:96:12) | يُعَمَّرُ | يعمر | yu’ammeru | yaşatılmasını | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Hâlbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür. | |||||
| 2 | Bakara 96. Ayet (2:96:21) | يُعَمَّرَۜ | يعمر | yu’ammer(a) | (o kadar) yaşaması | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah’a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl yaşamak ister. Hâlbuki uzun yaşamak, onları azaptan kurtaracak değildir. Allah, onların bütün işlediklerini görür. | |||||
| 3 | Bakara 158. Ayet (2:158:11) | اعْتَمَرَ | اعتمر | ’temera | ömre yaparsa | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Safa ile Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur.[42] Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz Allah onu bilir, karşılığını verir. | |||||
| 4 | Bakara 196. Ayet (2:196:3) | وَالْعُمْرَةَ | والعمرة | vel-’umrate | ve ömreyi | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 5 | Bakara 196. Ayet (2:196:38) | بِالْعُمْرَةِ | بالعمرة | bil-’umrati | ömre ile | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı gönderin. Bu kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden her kim hastalanır veya başından rahatsız olur (da tıraş olmak zorunda kalır)sa fidye olarak ya oruç tutması, ya sadaka vermesi, ya da kurban kesmesi gerekir. Güvende olduğunuz zaman hacca kadar umreyle faydalanmak isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurban bulamayan kimse üçü hacda, yedisi de döndüğünüz zaman (olmak üzere) tam on gün oruç tutar. Bu (durum), ailesi Mescid-i Haram civarında olmayanlar içindir. Allah’a karşı gelmekten sakının ve Allah’ın cezasının çetin olduğunu bilin. | |||||
| 6 | Tevbe 17. Ayet (9:17:0) | يَعْمُرُوا | يعمروا | ya’murû | imar etmeleri | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanların, inkârlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah’ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedî kalacaklardır. | |||||
| 7 | Tevbe 18. Ayet (9:18:0) | يَعْمُرُ | يعمر | ya’muru | imar ederler | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın mescitlerini, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. | |||||
| 8 | Tevbe 19. Ayet (9:19:0) | وَعِمَارَةَ | وعمارة | ve ’imârate | ve imar etmeyi | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ın bakım ve onarımını, Allah’a ve âhiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse(lerin amelleri) gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah, zâlim topluluğu doğru yola erdirmez. | |||||
| 9 | Yunus 16. Ayet (10:16:0) | عُمُرًا | عمرا | ‘umuran | belli bir ömür | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Eğer Allah dileseydi, ben size onu okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz?” | |||||
| 10 | Hûd 61. Ayet (11:61:19) | وَاسْتَعْمَرَكُمْ | واستعمركم | vesta’merakum | ve size ömür sürdürdü | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber gönderdik. Dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yok. O, sizi yeryüzünden (topraktan) yarattı ve sizi oranın imarında görevli (ve buna donanımlı) kıldı.[276] Öyle ise O’ndan bağışlanma dileyin; sonra da O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim yakındır ve dualara cevap verendir. | |||||
| 11 | Hicr 72. Ayet (15:72:1) | لَعَمْرُكَ | لعمرك | le’amruke | ömrüne andolsun ki | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Melekler, Lût’a:) “Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)” dediler. | |||||
| 12 | Nahl 70. Ayet (16:70:10) | الْعُمُرِ | العمر | l-’umuri | ömrün | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi yarattı. Sonra sizi öldürecek. İçinizden kimileri de, bilgili olduktan sonra hiçbir şeyi bilmesin diye ömrünün en düşkün çağına ulaştırılır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 13 | Enbiyâ 44. Ayet (21:44:8) | الْعُمُرُۜ | العمر | l-’umur(u) | ömür | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz? O hâlde, onlar mı galip gelecekler? | |||||
| 14 | Hacc 5. Ayet (22:5:50) | الْعُمُرِ | العمر | l-’umuri | ömrün | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan[372], sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan[373] yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir. | |||||
| 15 | Şu'arâ 18. Ayet (26:18:9) | عُمُرِكَ | عمرك | ‘umurike | ömründen | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.” | |||||
| 16 | Kasas 45. Ayet (28:45:6) | الْعُمُرُۚ | العمر | l-’umur(u) | uzun zamanlar | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. | |||||
| 17 | Rum 9. Ayet (30:9:18) | وَعَمَرُوهَٓا | وعمروها | ve ’amerûhâ | ve onu imar etmişlerdi | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 18 | Rum 9. Ayet (30:9:21) | عَمَرُوهَا | عمروها | ‘amerûhâ | bunların imar ettiklerinden | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Yine) onlar, yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler. Yeryüzünü sürüp işlemişler ve orayı kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Onlara da peygamberleri apaçık deliller getirmişlerdi. Allah, onlara asla zulmediyor değildi. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. | |||||
| 19 | Fâtır 11. Ayet (35:11:20) | يُعَمَّرُ | يعمر | yu’ammeru | ömür | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 20 | Fâtır 11. Ayet (35:11:22) | مُعَمَّرٍ | معمر | mu’ammerin | canlıya | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 21 | Fâtır 11. Ayet (35:11:26) | عُمُرِه۪ٓ | عمره | ‘umurihi | onun ömrü- | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi önce topraktan, sonra da az bir sudan (meniden) yarattı. Sonra sizi (erkekli dişili) eşler yaptı. Allah’ın ilmine dayanmadan hiçbir dişi ne hamile kalır, ne de doğurur. Herhangi bir kimseye uzun ömür verilmez, yahut ömrü kısaltılmaz ki bu bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a kolaydır. | |||||
| 22 | Fâtır 37. Ayet (35:37:13) | نُعَمِّرْكُمْ | نعمركم | nu’ammirkum | sizi yaşatmadık mı? | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” | |||||
| 23 | Yâsîn 68. Ayet (36:68:2) | نُعَمِّرْهُ | نعمره | nu’ammirhu | uzun ömür versek | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi? | |||||
| 24 | Tûr 4. Ayet (52:4:2) | الْمَعْمُورِۙ | المعمور | l-ma’mûr(i) | bakımlı | ع م ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2,3,4,5,6,7. Tûr’a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, “Beyt-i Ma’mur”a[506], yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir. | |||||