"غفور" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 91 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Bakara 173. Ayet (2:173:24) غَفُورٌ غفور ġafûrun çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[46]
2 Bakara 182. Ayet (2:182:15) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını düzeltirse ona hiçbir günah yoktur. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
3 Bakara 192. Ayet (2:192:5) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer onlar (savaştan ve küfürden) vazgeçerlerse, (şunu iyi bilin ki) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
4 Bakara 199. Ayet (2:199:11) غَفُورٌ غفور ġafûrun Gafurdur غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra insanların akın ettiği yerden siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
5 Bakara 218. Ayet (2:218:15) غَفُورٌ غفور ġafûrun çok bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
6 Bakara 225. Ayet (2:225:13) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
7 Bakara 226. Ayet (2:226:12) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eşlerine yaklaşmamağa yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardır. Eğer (bu süre içinde) dönerlerse, şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
8 Bakara 235. Ayet (2:235:46) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda sizin için bir günah yoktur. Allah biliyor ki, siz onlara (bunu er geç mutlaka) söyleyeceksiniz. Meşru sözler söylemeniz dışında sakın onlarla gizliden gizliye buluşma yönünde sözleşmeyin. Bekleme müddeti bitinceye kadar da nikâh yapmaya kalkışmayın.[65] Şunu da bilin ki, Allah içinizden geçeni hakkıyla bilir. Onun için Allah’a karşı gelmekten sakının ve yine şunu da bilin ki Allah gerçekten çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
9 Âl-i İmran 31. Ayet (3:31:13) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
10 Âl-i İmran 89. Ayet (3:89:10) غَفُورٌ غفور ġafûrun çok bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
11 Âl-i İmran 129. Ayet (3:129:15) غَفُورٌ غفور ġafûrun çok bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerdeki her şey ve yerdeki her şey Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
12 Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:20) غَفُورٌ غفور ġafûrun çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
13 Nisâ 23. Ayet (4:23:53) غَفُورًا غفورا ġafûran çok bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
14 Nisâ 25. Ayet (4:25:57) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden kimin, hür mü’min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü’min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin imanınızı daha iyi bilir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları hâlinde, sahiplerinin izniyle onlarla evlenin, mehirlerini de güzelce verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı uygulanır. Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
15 Nisâ 43. Ayet (4:43:49) غَفُورًا غفورا ġafûrâ(n) çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
16 Nisâ 96. Ayet (4:96:7) غَفُورًا غفورا ġafûran bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) 95,96. Mü’minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü’minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va’detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükâfat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
17 Nisâ 99. Ayet (4:99:10) غَفُورًا غفورا ġafûrâ(n) çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
18 Nisâ 100. Ayet (4:100:30) غَفُورًا غفورا ġafûran bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
19 Nisâ 106. Ayet (4:106:6) غَفُورًا غفورا ġafûran bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
20 Nisâ 110. Ayet (4:110:12) غَفُورًا غفورا ġafûran bağışlayıcı غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah’tan bağışlama dilerse, Allah’ı çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici bulur.
21 Nisâ 129. Ayet (4:129:21) غَفُورًا غفورا ġafûran bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kadınlar arasında adaleti yerine getiremezsiniz. Öyle ise (birine) büsbütün gönül verip ötekini (kocası hem var, hem yok) askıda kalmış kadın gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.
22 Nisâ 152. Ayet (4:152:16) غَفُورًا غفورا ġafûran çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte onlara Allah mükâfatlarını verecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
23 Mâide 3. Ayet (5:3:60) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar[142] üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız[143] size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.[144] Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
24 Mâide 34. Ayet (5:34:12) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.
25 Mâide 39. Ayet (5:39:13) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Her kim de işlediği zulmünün arkasından tövbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
26 Mâide 74. Ayet (5:74:7) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlâ mı Allah’a tövbe etmezler ve O’ndan bağışlanma istemezler? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
27 Mâide 98. Ayet (5:98:8) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bilin ki, Allah’ın cezası çetindir ve Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
28 Mâide 101. Ayet (5:101:25) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde, sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın.[161] Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Hâlbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
29 En'am 54. Ayet (6:54:26) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
30 En'am 145. Ayet (6:145:38) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “Bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yeme zorunda kalırsa yiyebilir.” Şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhametlidir.[200]
31 En'am 165. Ayet (6:165:20) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi yeryüzünde halifeler (oraya hâkim kimseler) yapan, size verdiği nimetler konusunda sizi sınamak için bazınızı bazınıza derece derece üstün kılandır. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır. Şüphe yok ki O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
32 A'raf 153. Ayet (7:153:0) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun elbette bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile iman(larında sebat) edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
33 A'raf 167. Ayet (7:167:0) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun çok bağışlayan غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hani Rabbin, elbette kıyamet gününe kadar onlara azabın en kötüsünü tattıracak kimseleri göndereceğini bildirmişti. Şüphesiz Rabbin, elbette cezayı çabuk verendir. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
34 Enfal 69. Ayet (8:69:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
35 Enfal 70. Ayet (8:70:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
36 Tevbe 5. Ayet (9:5:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
37 Tevbe 27. Ayet (9:27:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra Allah, bunun ardından yine dilediği kimsenin tövbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
38 Tevbe 91. Ayet (9:91:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ve Resûlüne karşı sadık ve samimi oldukları takdirde, güçsüzlere, hastalara ve (seferde) harcayacakları bir şey bulamayanlara (sefere katılmadıkları için) bir günah yoktur. İyilikte bulunan kimselerin (kınanması) için de bir sebep yoktur. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
39 Tevbe 99. Ayet (9:99:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Bedevîlerden kimileri de vardır ki, Allah’a ve ahiret gününe inanır. Harcayacaklarını, Allah katında yakınlığa ve Peygamberin dualarını almağa vesile sayarlar. Bilesiniz ki bu, (Allah katında) onlar için yakınlıktır. Allah, onları rahmetine sokacaktır. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
40 Tevbe 102. Ayet (9:102:0) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Diğer bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
41 Yunus 107. Ayet (10:107:0) الْغَفُورُ الغفور l-ġafûru bağışlayıcıdır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer Allah sana herhangi bir zarar verecek olursa, bil ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu engelleyebilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğine eriştirir. O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
42 Hûd 41. Ayet (11:41:10) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun bağışlayıcıdır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) (Nûh), “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi.
43 Yusuf 53. Ayet (12:53:14) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
44 Yusuf 98. Ayet (12:98:8) الْغَفُورُ الغفور l-ġafûru bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Yakub, “Rabbimden sizin bağışlanmanızı dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
45 İbrahim 36. Ayet (14:36:14) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayansın غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) “Rabbim! Çünkü o putlar insanlardan birçoğunu saptırdılar. Artık kim bana uyarsa, o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, şüphesiz sen çok bağışlayan, çok merhamet edensin.”
46 Hicr 49. Ayet (15:49:5) الْغَفُورُ الغفور l-ġafûru bağışlayanım غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) 49,50. Ey Muhammed! Kullarıma, benim elbette çok bağışlayıcı, çok merhametli olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu haber ver.
47 Nahl 18. Ayet (16:18:9) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun çok bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Hâlbuki Allah’ın nimetini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
48 Nahl 110. Ayet (16:110:17) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun elbette bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra şüphesiz ki Rabbin, eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, sonra Allah yolunda cihad edip sabreden kimselerin yanındadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
49 Nahl 115. Ayet (16:115:21) غَفُورٌ غفور ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[307]
50 Nahl 119. Ayet (16:119:18) لَغَفُورٌ لغفور le-ġafûrun bağışlayandır غ ف ر
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra, şüphesiz ki Rabbin; cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra bunun ardından tövbe eden ve durumunu düzeltenlerden yanadır. Şüphesiz Rabbin bundan sonra da elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.[308]