| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 119. Ayet (7:119:1) | فَغُلِبُوا | فغلبوا | fe-ġulibû | yenildiler | غ ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi. | |||||
| 2 | Enfal 65. Ayet (8:65:0) | يَغْلِبُوا | يغلبوا | yaġlibû | yenerler | غ ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. | |||||
| 3 | Enfal 65. Ayet (8:65:0) | يَغْلِبُٓوا | يغلبوا | yaġlibû | yenerler | غ ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir. | |||||
| 4 | Enfal 66. Ayet (8:66:0) | يَغْلِبُوا | يغلبوا | yaġlibû | yenerler | غ ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir. | |||||
| 5 | Enfal 66. Ayet (8:66:0) | يَغْلِبُٓوا | يغلبوا | yaġlibû | yenerler | غ ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi ise, Allah yükünüzü hafifletti ve sizde muhakkak bir zaaf olduğunu bildi. Eğer içinizde sabırlı yüz kişi olursa iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) bin kişi olursa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelirler. Allah, sabredenlerle beraberdir. | |||||
| 6 | Kehf 21. Ayet (18:21:27) | غَلَبُوا | غلبوا | ġalebû | gâlip gelenler | غ ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece biz, (insanları) onların hâlinden haberdar ettik ki, Allah’ın va’dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevî tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), “Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların hâlini daha iyi bilir” dediler. Duruma hâkim olanlar ise, “Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız” dediler. | |||||