| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 15. Ayet (2:15:6) | طُغْيَانِهِمْ | طغيانهم | tuġyânihim | taşkınları | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. | |||||
| 2 | Bakara 90. Ayet (2:90:10) | بَغْيًا | بغيا | baġyen | çekemeyerek | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 3 | Bakara 213. Ayet (2:213:31) | بَغْيًا | بغيا | baġyen | sırf kıskançlıktan ötürü | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir. | |||||
| 4 | Âl-i İmran 19. Ayet (3:19:17) | بَغْيًا | بغيا | baġyen | aşırılıkları | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir. | |||||
| 5 | Mâide 64. Ayet (5:64:25) | طُغْيَانًا | طغيانا | tuġyânen | azgınlığını | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Yahudiler, “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Söylediklerinden ötürü kendi elleri bağlansın ve lânete uğrasınlar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Andolsun, sana Rabbinden indirilen (Kur’an) onlardan birçoğunun azgınlık ve küfrünü artıracaktır. Biz onların arasına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah, bozguncuları sevmez. | |||||
| 6 | Mâide 68. Ayet (5:68:25) | طُغْيَانًا | طغيانا | tuġyânen | azgınlık | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. | |||||
| 7 | En'am 110. Ayet (6:110:12) | طُغْيَانِهِمْ | طغيانهم | tuġyânihim | azgınlıkları | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. | |||||
| 8 | A'raf 186. Ayet (7:186:0) | طُغْيَانِهِمْ | طغيانهم | tuġyânihim | azgınlıkları | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar. | |||||
| 9 | Yunus 11. Ayet (10:11:0) | طُغْيَانِهِمْ | طغيانهم | tuġyânihim | taşkınlıkları içinde | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer Allah, insanlara onların hemen hayra kavuşmayı istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecellerine hükmolunurdu. İşte biz, bize kavuşmayı ummayanları, kendi azgınlıkları içinde bocalar hâlde bırakırız. | |||||
| 10 | Yunus 90. Ayet (10:90:0) | بَغْيًا | بغيا | baġyen | taşkınlıkla | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi. | |||||
| 11 | Yusuf 10. Ayet (12:10:9) | غَيَابَتِ | غيابت | ġayâbeti | dibine | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan bir sözcü, “Yûsuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu bulup alsın. Eğer yapacaksanız böyle yapın” dedi. | |||||
| 12 | Yusuf 15. Ayet (12:15:8) | غَيَابَتِ | غيابت | ġayâbeti | dibine | غ ي ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yûsuf’u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, “Andolsun, (senin Yûsuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin” diye vahyettik. | |||||
| 13 | İsrâ 60. Ayet (17:60:24) | طُغْيَانًا | طغيانا | tuġyânen | azgınlıklarından | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani sana, “Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır” demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur’an’da lânetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı.[320] | |||||
| 14 | Kehf 80. Ayet (18:80:9) | طُغْيَانًا | طغيانا | tuġyânen | azgınlık | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Çocuğa gelince, anası babası mü’min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk.” | |||||
| 15 | Meryem 20. Ayet (19:20:11) | بَغِيًّا | بغيا | beġiyyâ(n) | iffetsiz | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Meryem, “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım hâlde, benim nasıl çocuğum olabilir?” dedi. | |||||
| 16 | Meryem 28. Ayet (19:28:12) | بَغِيًّاۚ | بغيا | beġiyyâ(n) | iffetsiz | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi.” | |||||
| 17 | Meryem 59. Ayet (19:59:11) | غَيًّاۙ | غيا | ġayyâ(n) | kötülük | غ و ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.[347] | |||||
| 18 | Mü'minûn 75. Ayet (23:75:10) | طُغْيَانِهِمْ | طغيانهم | tuġyânihim | azgınlıklarında | ط غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlara merhamet edip başlarına gelen zararı giderseydik, yine de azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlardı. | |||||
| 19 | Şûrâ 14. Ayet (42:14:9) | بَغْيًا | بغيا | baġyen | çekememezlik | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab’a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 20 | Câsiye 17. Ayet (45:17:13) | بَغْيًا | بغيا | baġyen | çekememezlik | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlara din işi konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir. | |||||
| 21 | Rahman 20. Ayet (55:20:4) | يَبْغِيَانِۚ | يبغيان | yebġiyân(i) | (birbirine) geçip karışmıyorlar | ب غ ي |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar. | |||||