| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Âl-i İmran 179. Ayet (3:179:28) | فَاٰمِنُوا | فامنوا | fe-âminû | o halde inanın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. Allah, size gaybı bildirecek de değildir. Fakat Allah, peygamberlerinden dilediğini seçer (gaybı ona bildirir). O hâlde, Allah’a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız sizin için büyük bir mükâfat vardır. | |||||
| 2 | Âl-i İmran 193. Ayet (3:193:10) | فَاٰمَنَّاۗ | فامنا | fe-âmennâ | hemen inandık | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” | |||||
| 3 | Nisâ 170. Ayet (4:170:10) | فَاٰمِنُوا | فامنوا | fe-âminû | inanın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey insanlar! Peygamber size Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. O hâlde, kendi iyiliğiniz için iman edin. Eğer inkâr ederseniz bilin ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 4 | Nisâ 171. Ayet (4:171:27) | فَاٰمِنُوا | فامنوا | fe-âminû | inanın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Kitab ehli! Dininizde sınırları aşmayın ve Allah hakkında ancak hakkı söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, ancak Allah’ın peygamberi, Meryem’e ulaştırdığı (emriyle onda var ettiği) kelimesi ve kendisinden bir ruhtur. Öyleyse Allah’a ve peygamberlerine iman edin, “(Allah) üçtür” demeyin.[136] Kendi iyiliğiniz için buna son verin. Allah, ancak bir tek ilâhtır. O, çocuk sahibi olmaktan uzaktır. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. | |||||
| 5 | A'raf 97. Ayet (7:97:1) | اَفَاَمِنَ | افامن | efe-emine | emin midirler? | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular? | |||||
| 6 | A'raf 99. Ayet (7:99:1) | اَفَاَمِنُوا | افامنوا | efe-eminû | emin mi oldular? | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa Allah’ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah’ın tuzağından emin olamaz.[222] | |||||
| 7 | A'raf 158. Ayet (7:158:0) | فَاٰمِنُوا | فامنوا | fe-âminû | gelin inanın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, diriltir ve öldürür. O hâlde, Allah’a ve O’nun sözlerine inanan Resûlüne, o ümmî peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” | |||||
| 8 | Yusuf 107. Ayet (12:107:1) | اَفَاَمِنُٓوا | افامنوا | efe-eminû | onlar emin midirler? | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular? | |||||
| 9 | Nahl 45. Ayet (16:45:1) | اَفَاَمِنَ | افامن | efe-emine | emin midirler? | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular? | |||||
| 10 | İsrâ 68. Ayet (17:68:1) | اَفَاَمِنْتُمْ | افامنتم | efe-emintum | emin misiniz? | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? | |||||
| 11 | Ankebut 26. Ayet (29:26:1) | فَاٰمَنَ | فامن | fe-âmene | bunun üzerine inandı | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine Lût, ona (İbrahim’e) iman etti. İbrahim, “Ben, Rabbime (gitmemi emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir” dedi. | |||||
| 12 | Sâffât 148. Ayet (37:148:1) | فَاٰمَنُوا | فامنوا | fe-âmenû | ve inandılar | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik. | |||||
| 13 | Sâd 39. Ayet (38:39:3) | فَامْنُنْ | فامنن | femnun | artık dilediğine ver | م ن ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “İşte bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de (istediğine) hesapsızca ver yahut verme” dedik. | |||||
| 14 | Ahkaf 10. Ayet (46:10:17) | فَاٰمَنَ | فامن | fe-âmene | ve inandığı halde | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ta görerek) şahitlik edip inandığı hâlde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız?). Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.” | |||||
| 15 | Saf 14. Ayet (61:14:23) | فَاٰمَنَتْ | فامنت | fe-âmenet | inandı | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun.[544] Nasıl ki Meryem oğlu İsa da havarilere, “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kimdir?” demişti. Havariler de, “Biz Allah’ın yardımcılarıyız” demişlerdi. Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.[545] | |||||
| 16 | Teğabun 8. Ayet (64:8:1) | فَاٰمِنُوا | فامنوا | fe-âminû | artık inanın | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık siz Allah’a, peygamberine ve indirdiğimiz nûra (Kur’an’a) iman edin. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 17 | Cin 2. Ayet (72:2:4) | فَاٰمَنَّا | فامنا | fe-âmennâ | ve inandık | أ م ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 1,2. (Ey Muhammed!) De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: “Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.” | |||||