"فضل" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 104 sonuç bulundu.
50 - 100 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
50 Yusuf 38. Ayet (12:38:17) فَضْلِ فضل fadli bir lutfudur ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) “Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. Bizim, Allah’a herhangi bir şeyi ortak koşmamız (söz konusu) olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah’ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler.”
51 Ra'd 4. Ayet (13:4:16) وَنُفَضِّلُ ونفضل ve nufaddilu ama üstün yaparız ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünde birbirine komşu kara parçaları, üzüm bağları, ekinler; bir kökten çıkan çok gövdeli ve tek gövdeli hurma ağaçları vardır ki hepsi aynı su ile sulanır. Ama biz ürünleri konusunda bir kısmını bir kısmına üstün kılıyoruz. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir kavim için (Allah’ın varlığını gösteren) deliller vardır.
52 Nahl 14. Ayet (16:14:19) فَضْلِه۪ فضله fadlihi O'nun lutfunu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) O, taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi sizin hizmetinize verendir. Gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün. (Bütün bunlar) O’nun lütfundan nasip aramanız ve şükretmeniz içindir.
53 Nahl 71. Ayet (16:71:2) فَضَّلَ فضل faddale üstün kıldı ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
54 Nahl 71. Ayet (16:71:10) فُضِّلُوا فضلوا fuddilû üstün kılınanlar ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı. Üstün kılınanlar, rızıklarını ellerinin altındakilere vermezler ki rızıkta hep eşit olsunlar. Şimdi Allah’ın nimetini mi inkâr ediyorlar?
55 İsrâ 12. Ayet (17:12:13) فَضْلًا فضلا fadlen lutfunu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık.
56 İsrâ 21. Ayet (17:21:3) فَضَّلْنَا فضلنا faddalnâ üstün yaptık ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür.
57 İsrâ 48. Ayet (17:48:6) فَضَلُّوا فضلوا fe-dallû şaştılar ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bak, senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar.
58 İsrâ 55. Ayet (17:55:8) فَضَّلْنَا فضلنا faddalnâ biz üstün kıldık ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318]
59 İsrâ 66. Ayet (17:66:10) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutfundan ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbiniz, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir.
60 İsrâ 70. Ayet (17:70:12) وَفَضَّلْنَاهُمْ وفضلناهم ve faddalnâhum ve onları üstün kıldık ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık.
61 İsrâ 87. Ayet (17:87:6) فَضْلَهُ فضله fadlehu O'nun lutfu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür.
62 Mü'minûn 24. Ayet (23:24:14) يَتَفَضَّلَ يتفضل yetefaddale üstün gelmek ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kendi kavminden inkâr eden ileri gelenler şöyle dediler: “Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, bir melek gönderirdi. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.”
63 Nûr 10. Ayet (24:10:2) فَضْلُ فضل fadlu lutfu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tövbeleri kabul eden, hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
64 Nûr 14. Ayet (24:14:2) فَضْلُ فضل fadlu lutfu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer size dünya ve ahirette Allah’ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!
65 Nûr 20. Ayet (24:20:2) فَضْلُ فضل fadlu lutfu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, hâliniz nice olurdu?
66 Nûr 21. Ayet (24:21:18) فَضْلُ فضل fadlu lutfu ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah’ın size lütfu ve merhameti olmasaydı, sizden hiçbiriniz asla temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediği kimseyi tertemiz kılar. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
67 Nûr 22. Ayet (24:22:4) الْفَضْلِ الفضل l-fadli fazilet ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
68 Nûr 32. Ayet (24:32:14) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sizden bekâr olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
69 Nûr 33. Ayet (24:33:10) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden “mükâtebe” yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın.[387] Allah’ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
70 Nûr 38. Ayet (24:38:8) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Bütün bunları) Allah, kendilerini yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara daha da fazlasını versin diye (yaparlar). Allah, dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır.
71 Furkan 9. Ayet (25:9:6) فَضَلُّوا فضلوا fe-dallû saptılar ض ل ل
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. Artık onlar doğru yolu bulamazlar.
72 Neml 15. Ayet (27:15:10) فَضَّلَنَا فضلنا faddalenâ bizi üstün kıldı ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz Dâvûd’a ve Süleyman’a ilim verdik. Onlar, “Hamd, bizi mü’min kullarının birçoğundan üstün kılan Allah’a mahsustur” dediler.
73 Neml 16. Ayet (27:16:18) الْفَضْلُ الفضل l-fadlu bir lutuftur ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Dâvûd’a varis oldu ve, “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur” dedi.
74 Neml 40. Ayet (27:40:22) فَضْلِ فضل fadli lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”
75 Neml 73. Ayet (27:73:4) فَضْلٍ فضل fadlin lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Şüphesiz senin Rabbin insanlara karşı lütuf sahibidir. Ancak onların çoğu şükretmezler.
76 Kasas 73. Ayet (28:73:11) فَضْلِه۪ فضله fadlihi O'nun lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.
77 Rum 23. Ayet (30:23:8) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) O'nun lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Geceleyin uyumanız ve gündüzün O’nun lütfundan istemeniz de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir toplum için ibretler vardır.
78 Rum 45. Ayet (30:45:7) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu hazırlığı Allah’ın; iman edip salih amel işleyenleri kendi lütfundan mükâfatlandırması için yaparlar. Şüphesiz O, inkâr edenleri sevmez.
79 Rum 46. Ayet (30:46:15) فَضْلِه۪ فضله fadlihi O'nun lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rüzgârları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah’ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle gemilerin yol alması, O’nun lütfundan rızkınızı aramanız ve şükretmeniz için yapar.
80 Ahzab 47. Ayet (33:47:7) فَضْلًا فضلا fadlen bir lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minlere kendileri için Allah’tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
81 Sebe' 10. Ayet (34:10:5) فَضْلًاۜ فضلا fadlâ(en) bir üstünlük ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik.
82 Fâtır 12. Ayet (35:12:26) فَضْلِه۪ فضله fadlihi lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah’ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün.
83 Fâtır 30. Ayet (35:30:5) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendilerine mükâfatlarını tam olarak versin ve kendi lütfundan daha da artırsın diye (böyle yaparlar). Şüphesiz O, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.
84 Fâtır 32. Ayet (35:32:20) الْفَضْلُ الفضل l-fadlu lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra biz, o kitabı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere (Muhammed’in ümmetine) miras olarak verdik. Onlardan kendine zulmedenler vardır. Onlardan ortada olanlar vardır. Yine onlardan Allah’ın izniyle hayırlı işlerde öne geçenler vardır. İşte bu büyük lütuftur.
85 Fâtır 35. Ayet (35:35:6) فَضْلِه۪ۚ فضله fadlihi lutfuyla ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) “O, lütfuyla bizi kalınacak yurda yerleştirendir. Bize orada bir yorgunluk dokunmaz. Bize orada usanç da gelmez.”
86 Mü'min 61. Ayet (40:61:13) فَضْلٍ فضل fadlin lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, içinde rahat edesiniz diye geceyi ve (her şeyi) gösterici (aydınlık) olarak da gündüzü yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı sonsuz iyilik sahibidir, fakat insanların çoğu şükretmezler.
87 Şûrâ 22. Ayet (42:22:23) الْفَضْلُ الفضل l-fadlu lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.
88 Şûrâ 26. Ayet (42:26:8) فَضْلِه۪ۜ فضله fadlih(i) lutuf ve keremi- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, iman edip salih ameller işleyenlerin dualarına karşılık verir; lütfundan onlara fazlasını da verir. Kâfirler için ise çetin bir azap vardır.
89 Duhân 57. Ayet (44:57:1) فَضْلًا فضلا fadlen bir lutuf olarak ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
90 Câsiye 12. Ayet (45:12:12) فَضْلِه۪ فضله fadlihi O'nun lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, içinde gemilerin, emriyle akıp gitmesi, O’nun lütfunu aramanız ve şükretmeniz için denizi sizin hizmetinize verendir.
91 Câsiye 16. Ayet (45:16:11) وَفَضَّلْنَاهُمْ وفضلناهم ve faddalnâhum ve onları üstün kıldık ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
92 Fetih 29. Ayet (48:29:15) فَضْلًا فضلا fadlen bir lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.
93 Hucurât 8. Ayet (49:8:1) فَضْلًا فضلا fadlen bir lutuftur ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, kendi katından bir lütuf ve nimet olarak böyle yaptı. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir
94 Hadîd 21. Ayet (57:21:17) فَضْلُ فضل fadlu lutfudur ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
95 Hadîd 21. Ayet (57:21:24) الْفَضْلِ الفضل l-fadli lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah’a ve Resûlüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
96 Hadîd 29. Ayet (57:29:10) فَضْلِ فضل fadli lutfu- ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
97 Hadîd 29. Ayet (57:29:13) الْفَضْلَ الفضل l-fadle lutfun ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
98 Hadîd 29. Ayet (57:29:21) الْفَضْلِ الفضل l-fadli lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bunları açıkladık ki, kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şeyi kendilerine has kılmaya güçlerinin yetmeyeceğini ve lütfun, Allah’ın elinde olduğunu, onu dilediği kimseye vereceğini bilsinler. Allah, büyük lütuf sahibidir.
99 Haşr 8. Ayet (59:8:9) فَضْلًا فضلا fadlen bir lutuf ف ض ل
Diyanet İşleri (Yeni) Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.