| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | A'raf 77. Ayet (7:77:1) | فَعَقَرُوا | فعقروا | fe-’akarû | derken boğazladılar | ع ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve “Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir” dediler. | |||||
| 2 | Hûd 65. Ayet (11:65:1) | فَعَقَرُوهَا | فعقروها | fe-’akarûhâ | yine de onu kestiler | ع ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helâk olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir.” | |||||
| 3 | Şu'arâ 157. Ayet (26:157:1) | فَعَقَرُوهَا | فعقروها | fe-’akarûhâ | nihayet onu kestiler | ع ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken onu kestiler, fakat pişman oldular. | |||||
| 4 | Kamer 29. Ayet (54:29:4) | فَعَقَرَ | فعقر | fe’akar(a) | (deveyi) kesti | ع ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti. | |||||
| 5 | Şems 14. Ayet (91:14:2) | فَعَقَرُوهَاۙۖ | فعقروها | fe’akarûhâ | ve onu kestiler | ع ق ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helâk etti ve kendilerini yerle bir etti. | |||||