| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 184. Ayet (2:184:23) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir.[50] Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. | |||||
| 2 | Bakara 271. Ayet (2:271:10) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | bu | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. | |||||
| 3 | Mâide 45. Ayet (5:45:20) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onda (Tevrat’ta) üzerlerine şunu da yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş kısas edilir. Yaralar da kısasa tabidir. Kim de bu hakkını bağışlar, sadakasına sayarsa o, kendisi için keffaret olur. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 4 | En'am 17. Ayet (6:17:13) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | kuşkusuz O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O’ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir. | |||||
| 5 | En'am 136. Ayet (6:136:25) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar![194] | |||||
| 6 | A'raf 178. Ayet (7:178:0) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | işte odur | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse, odur doğru yolu bulan. Kimleri de saptırırsa, işte onlar, ziyana uğrayanların ta kendileridir. | |||||
| 7 | Enfal 19. Ayet (8:19:0) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | bu | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey inkârcılar!) Eğer fetih[245] istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü’minlerle beraberdir. | |||||
| 8 | Tevbe 3. Ayet (9:3:0) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | bu | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hacc-ı ekber gününde[254], Allah ve Resûlünden bütün insanlara bir bildiridir: Allah ve Resûlü, Allah’a ortak koşanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz, bu sizin için hayırlıdır. Ama yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakabilecek değilsiniz. İnkârcılara, elem dolu bir azabı müjdele! | |||||
| 9 | Yusuf 75. Ayet (12:75:7) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | işte o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da: “Cezası, su kabı kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi(nin alıkonması) onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız” dediler. | |||||
| 10 | Yusuf 84. Ayet (12:84:12) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan yüz çevirdi ve, “Vah! Yûsuf’a vah!” dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu. | |||||
| 11 | Nahl 63. Ayet (16:63:12) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 12 | Nahl 75. Ayet (16:75:15) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | ki o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler. | |||||
| 13 | İsrâ 72. Ayet (17:72:6) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır. | |||||
| 14 | İsrâ 97. Ayet (17:97:4) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | işte odur | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O’nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız. | |||||
| 15 | Kehf 17. Ayet (18:17:26) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah’ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın. | |||||
| 16 | Hacc 30. Ayet (22:30:6) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | işte o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bu böyle. Kim Allah’ın hükümlerine saygı gösterirse, bu, Rabbi katında kendisi için bir hayırdır. Haramlığı size okunanların (bildirilenlerin) dışında[376] bütün hayvanlar size helâl kılındı. Artık putlara tapma pisliğinden kaçının, yalan sözden kaçının. | |||||
| 17 | Şu'arâ 78. Ayet (26:78:3) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O'dur | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.” | |||||
| 18 | Şu'arâ 80. Ayet (26:80:3) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O'dur | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Hastalandığımda da O bana şifa verir.” | |||||
| 19 | Kasas 61. Ayet (28:61:5) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | ve o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? | |||||
| 20 | Rum 35. Ayet (30:35:5) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o (delil) | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yoksa biz kendilerine bir delil mi indirdik de o, Allah’a ortak koşmaları konusunda (isabetli olduklarını) söylüyor? | |||||
| 21 | Sebe' 39. Ayet (34:39:16) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 22 | Sebe' 47. Ayet (34:47:6) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.” | |||||
| 23 | Zümer 22. Ayet (39:22:6) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, göğsünü İslâm’a açtığı, böylece Rabbinden bir nur üzere bulunan kimse, kalbi imana kapalı kimse gibi midir? Allah’ın zikrine karşı kalpleri katı olanların vay hâline! İşte onlar açık bir sapıklık içindedirler. | |||||
| 24 | Zuhruf 36. Ayet (43:36:9) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | artık o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. | |||||
| 25 | Necm 35. Ayet (53:35:4) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | ve o (mu?) | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Gayb’ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor? | |||||
| 26 | Talak 3. Ayet (65:3:10) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | O | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur. | |||||
| 27 | Hâkka 21. Ayet (69:21:1) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | artık o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık o, hoşnut bir hayat içindedir. | |||||
| 28 | Kâri'a 7. Ayet (101:7:1) | فَهُوَ | فهو | fe-huve | o | فَهُوَ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. | |||||