| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Mâide 91. Ayet (5:91:18) | فَهَلْ | فهل | fehel | artık değil mi? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz? | |||||
| 2 | A'raf 44. Ayet (7:44:13) | فَهَلْ | فهل | fehel | mu? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’dettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın lâneti zalimlere!” diye seslenir. | |||||
| 3 | A'raf 53. Ayet (7:53:18) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | var mı ki? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlâh diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır. | |||||
| 4 | Yunus 102. Ayet (10:102:0) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | mı? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sadece, kendilerinden önce gelip geçenlerin başlarına gelen (azap dolu) günlerin benzerini mi bekliyorlar? De ki: “Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” | |||||
| 5 | Hûd 14. Ayet (11:14:14) | فَهَلْ | فهل | fehel | artık olur musunuz? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer size (bu konuda) cevap veremedilerse, bilin ki o (Kur’an) ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Artık müslüman oluyor musunuz? | |||||
| 6 | İbrahim 21. Ayet (14:21:12) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | misiniz? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: “Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?” Onlar da, “Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur” derler. | |||||
| 7 | Nahl 35. Ayet (16:35:27) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | değil midir? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz, ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen sadece apaçık bir tebliğdir. | |||||
| 8 | Kehf 94. Ayet (18:94:11) | فَهَلْ | فهل | fehel | mi? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”[335] | |||||
| 9 | Enbiyâ 80. Ayet (21:80:8) | فَهَلْ | فهل | fehel | (o halde) misiniz? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Davud’a, sizin için, zırh yapma sanatını öğrettik ki, savaşlarınızda sizi korusun. Şimdi siz şükrediyor musunuz? | |||||
| 10 | Enbiyâ 108. Ayet (21:108:9) | فَهَلْ | فهل | fehel | -mısınız? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Bana ancak, ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz?” | |||||
| 11 | Fâtır 43. Ayet (35:43:12) | فَهَلْ | فهل | fehel | -mı? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamazsın. | |||||
| 12 | Mü'min 11. Ayet (40:11:9) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | var mı? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar da şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa da dirilttin.[472] Günahlarımızı kabulleniyoruz. Şimdi (bu ateşten) bir çıkış yolu var mı?” | |||||
| 13 | Mü'min 47. Ayet (40:47:13) | فَهَلْ | فهل | fehel | -misiniz? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. | |||||
| 14 | Ahkaf 35. Ayet (46:35:23) | فَهَلْ | فهل | fehel | هَلْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir. | |||||
| 15 | Muhammed 18. Ayet (47:18:1) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | -mı? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek? | |||||
| 16 | Muhammed 22. Ayet (47:22:1) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | öyle mi? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Demek, yüz çevirdiğinizde[494] yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi? | |||||
| 17 | Kamer 15. Ayet (54:15:4) | فَهَلْ | فهل | fehel | yok mudur? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 18 | Kamer 17. Ayet (54:17:5) | فَهَلْ | فهل | fehel | yok mudur? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 19 | Kamer 22. Ayet (54:22:5) | فَهَلْ | فهل | fehel | yok mudur? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 20 | Kamer 32. Ayet (54:32:5) | فَهَلْ | فهل | fehel | yok mudur? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 21 | Kamer 40. Ayet (54:40:5) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | yok mudur? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 22 | Kamer 51. Ayet (54:51:4) | فَهَلْ | فهل | fehel | yok mudur? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan? | |||||
| 23 | Hâkka 8. Ayet (69:8:1) | فَهَلْ | فهل | fe-hel | -musun? | هَلْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun? | |||||