| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 26. Ayet (2:26:23) | فَيَقُولُونَ | فيقولون | fe-yekûlûne | derler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.[12] | |||||
| 2 | Mâide 109. Ayet (5:109:5) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, peygamberleri toplayıp[163] “siz(den sonra davetiniz)e ne derece uyuldu?” diyeceği, onların da, “Bizim hiçbir bilgimiz yok. Gaybleri hakkıyla bilen ancak sensin” diyecekleri günü hatırlayın. | |||||
| 3 | İbrahim 44. Ayet (14:44:6) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | ve diyecekleri | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Zira o gün zalimler, “Ey Rabbimiz! Yakın bir süreye kadar bizi ertele de senin çağrına uyalım ve peygamberlerin izinden gidelim” diyecekler. Onlara şöyle denilecek: “Daha önce siz, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz?” | |||||
| 4 | Furkan 17. Ayet (25:17:8) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbinin, onları ve Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), “Siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar” diyeceği günü hatırla. | |||||
| 5 | Şu'arâ 203. Ayet (26:203:1) | فَيَقُولُوا | فيقولوا | fe-yekûlû | derler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 201,202,203. Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, “Bize mühlet verilmez mi?” demedikçe, ona inanmazlar. | |||||
| 6 | Kasas 47. Ayet (28:47:8) | فَيَقُولُوا | فيقولوا | feyekûlû | diyecekler | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, “Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü’minlerden olsaydık” diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. | |||||
| 7 | Kasas 62. Ayet (28:62:3) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?” diyeceği günü hatırla! | |||||
| 8 | Kasas 65. Ayet (28:65:3) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın onlara seslenerek, “Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla.” | |||||
| 9 | Kasas 74. Ayet (28:74:3) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’ın, onlara seslenerek, “Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım”? diyeceği günü hatırla. | |||||
| 10 | Mü'min 47. Ayet (40:47:5) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | dediler ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, “Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?” derler. | |||||
| 11 | Ahkaf 17. Ayet (46:17:23) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | derken o der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. | |||||
| 12 | Hâkka 19. Ayet (69:19:6) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!” | |||||
| 13 | Hâkka 25. Ayet (69:25:6) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.” | |||||
| 14 | Fecr 15. Ayet (89:15:9) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, “Rabbim bana ikram etti” der. | |||||
| 15 | Fecr 16. Ayet (89:16:8) | فَيَقُولُ | فيقول | fe-yekûlu | der ki | ق و ل |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, “Rabbim beni aşağıladı” der. | |||||