"ف ق ه" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 20 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Nisâ 78. Ayet (4:78:36) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûne anlamaya ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
2 En'am 25. Ayet (6:25:10) يَفْقَهُوهُ يفقهوه yefkahûhu onu anlamalarına engel ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler.
3 En'am 65. Ayet (6:65:27) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlasınlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) De ki: “O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.” Bak, anlasınlar diye, âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
4 En'am 98. Ayet (6:98:13) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlayan ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.
5 A'raf 179. Ayet (7:179:0) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûne fakat anlamazlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235]
6 Enfal 65. Ayet (8:65:0) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlamaz ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Eğer içinizde sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kişiye galip gelirler. Eğer içinizde (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkâr edenlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir kavimdir.
7 Tevbe 81. Ayet (9:81:0) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlıyor(lar) ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın Resûlüne karşı gelerek (sefere çıkmayıp) geri bırakılanlar, oturup kalmalarına sevindiler. Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihad etmek hoşlarına gitmedi ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın” dediler. De ki: “Cehennemin ateşi daha sıcaktır.” Keşke anlasalardı.
8 Tevbe 87. Ayet (9:87:0) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlamazlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
9 Tevbe 122. Ayet (9:122:0) لِيَتَفَقَّهُوا ليتفقهوا li-yetefekkahû iyice öğrenmek için ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) (Ne var ki) mü’minlerin hepsi toptan seferber olacak değillerdir. Öyleyse onların her kesiminden bir grup da, din konusunda köklü ve derin bilgi sahibi olmak ve döndükleri zaman kavimlerini uyarmak için geri kalsa ya! Umulur ki sakınırlar.[265]
10 Tevbe 127. Ayet (9:127:0) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlamaz ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.
11 Hûd 91. Ayet (11:91:5) نَفْقَهُ۬ نفقه nefkahu biz anlamıyoruz ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Dediler ki: “Ey Şu’ayb! Dediklerinin çoğunu anlamıyoruz. Hem biz seni aramızda zayıf görüyoruz. Eğer kabilen olmasaydı, seni taşa tutardık. Zaten sen bizce itibarlı biri değilsin.”
12 İsrâ 44. Ayet (17:44:16) تَفْقَهُونَ تفقهون tefkahûne siz anlamazsınız ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.
13 İsrâ 46. Ayet (17:46:6) يَفْقَهُوهُ يفقهوه yefkahûhu onu anlamalarına engel olacak ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kur’an’ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur’an’da (ibadete lâyık ilâh olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar.[317]
14 Kehf 57. Ayet (18:57:19) يَفْقَهُوهُ يفقهوه yefkahûhu onu anlamalarına ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.[329]
15 Kehf 93. Ayet (18:93:12) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûne hiç anlamayan ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.
16 Tâhâ 28. Ayet (20:28:1) يَفْقَهُوا يفقهوا yefkahû anlasınlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) 27,28. “Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar.”
17 Fetih 15. Ayet (48:15:29) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûne anlamazlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Savaştan geri bırakılanlar, siz ganimetleri almaya giderken, “Bırakın biz de sizinle gelelim” diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: “Siz bizimle asla gelmeyeceksiniz. Allah, önceden böyle buyurmuştur.” Onlar, “Bizi kıskanıyorsunuz” diyeceklerdir. Hayır, onlar pek az anlarlar.
18 Haşr 13. Ayet (59:13:12) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlamaz ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.
19 Münafikun 3. Ayet (63:3:11) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlamazlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Bu, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
20 Münafikun 7. Ayet (63:7:20) يَفْقَهُونَ يفقهون yefkahûn(e) anlamazlar ف ق ه
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Allah Resûlü’nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler” diyenlerdir. Hâlbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.