| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 7. Ayet (2:7:4) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. | |||||
| 2 | Bakara 10. Ayet (2:10:2) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kablerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 3 | Bakara 74. Ayet (2:74:3) | قُلُوبُكُمْ | قلوبكم | kulûbukum | kalbleriniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir. | |||||
| 4 | Bakara 88. Ayet (2:88:2) | قُلُوبُنَا | قلوبنا | kulûbunâ | kalblerimiz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Kalplerimiz muhafazalıdır” dediler. Öyle değil. İnkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[27] | |||||
| 5 | Bakara 93. Ayet (2:93:17) | قُلُوبِهِمُ | قلوبهم | kulûbihimu | kalblerine | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Tûr’u tepenize dikerek sizden söz almıştık, “Size verdiğimiz Kitab’a sımsıkı sarılın; ona kulak verin” demiştik. Onlar, “Dinledik, karşı geldik”[28] demişlerdi. İnkârları yüzünden buzağı sevgisi onların kalplerine sindirilmişti. Onlara de ki: (Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz! | |||||
| 6 | Bakara 118. Ayet (2:118:19) | قُلُوبُهُمْۜ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bilmeyenler, “Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!” derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti. Onların kalpleri (anlayışları) birbirine benziyor. Biz âyetleri, kesin olarak inanacak bir toplum için açıkladık. | |||||
| 7 | Bakara 225. Ayet (2:225:11) | قُلُوبُكُمْۜ | قلوبكم | kulûbukum | kalblerinizin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat sizi kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah, çok bağışlayandır, halîmdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.) | |||||
| 8 | Âl-i İmran 7. Ayet (3:7:17) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.[84] Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. | |||||
| 9 | Âl-i İmran 8. Ayet (3:8:4) | قُلُوبَنَا | قلوبنا | kulûbenâ | kalblerimizi | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” | |||||
| 10 | Âl-i İmran 103. Ayet (3:103:16) | قُلُوبِكُمْ | قلوبكم | kulûbikum | kalblerinizin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. | |||||
| 11 | Âl-i İmran 126. Ayet (3:126:8) | قُلُوبُكُمْ | قلوبكم | kulûbukum | kalbleriniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bununla yatışsın diye yaptı. Yardım ve zafer ancak mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi Allah katındadır. | |||||
| 12 | Âl-i İmran 151. Ayet (3:151:3) | قُلُوبِ | قلوب | kulûbi | kalblerine | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri Allah’a ortak koştuklarından dolayı; inkâr edenlerin kalplerine korku salacağız. Barınakları da cehennemdir. Zalimlerin kalacakları yer ne kötüdür. | |||||
| 13 | Âl-i İmran 154. Ayet (3:154:71) | قُلُوبِكُمْۜ | قلوبكم | kulûbikum | kalbleriniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.” | |||||
| 14 | Âl-i İmran 156. Ayet (3:156:30) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, “Onlar bizim yanımızda olsalardı, ölmezlerdi ve öldürülmezlerdi” diyen inkârcılar gibi olmayın. Allah, bunu (bu düşünceyi) onların kalplerine bir hasret (yarası) olarak koydu. Allah, yaşatır ve öldürür. Allah, yaptıklarınızı görmektedir. | |||||
| 15 | Âl-i İmran 167. Ayet (3:167:29) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 166,167. İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah’ın izniyledir. Bu da mü’minleri ortaya çıkarması ve münafıklık yapanları belli etmesi içindi. Onlara (münafıklara), “Gelin, Allah yolunda savaşın veya savunmaya geçin” denildi de onlar, “Eğer savaşmayı bilseydik, arkanızdan gelirdik” dediler. Onlar o gün, imandan çok küfre yakın idiler. Ağızlarıyla kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Oysa Allah, içlerinde gizledikleri şeyi çok iyi bilmektedir. | |||||
| 16 | Nisâ 63. Ayet (4:63:7) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, Allah’ın kalplerindekini bildiği kimselerdir. Öyleyse onlara aldırma. Onlara öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle. | |||||
| 17 | Nisâ 155. Ayet (4:155:12) | قُلُوبُنَا | قلوبنا | kulûbunâ | kalblerimiz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah’ın âyetlerini inkâr etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve “kalplerimiz muhafazalıdır” demelerinden dolayı (başlarına türlü belâlar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkârları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.[133] | |||||
| 18 | Mâide 13. Ayet (5:13:6) | قُلُوبَهُمْ | قلوبهم | kulûbehum | kalblerini | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lânetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip) değiştiriyorlar. Akıllarından çıkarmamaları istenen şeylerden önemli bir kısmını da unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onların daima bir hainliğini görüyorsun. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Çünkü Allah, iyilik yapanları sever. | |||||
| 19 | Mâide 41. Ayet (5:41:17) | قُلُوبُهُمْۚ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 20 | Mâide 41. Ayet (5:41:59) | قُلُوبَهُمْۜ | قلوبهم | kulûbehum | kalblerini | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Kalpten inanmadıkları hâlde, ağızlarıyla “İnandık” diyenler (münafıklar) ile Yahudilerden küfürde yarışanlar seni üzmesin. Onlar (Yahudiler) yalan uydurmak için (seni) dinlerler[150], sana gelmeyen bir topluluk hesabına dinlerler. Kelimelerin (ifade içindeki) yerlerini bildikten sonra yerlerini değiştirir ve şöyle derler: “Eğer size şu hüküm verilirse, onu tutun. O verilmezse sakının.” Allah, kimin azaba uğramasını istemişse artık sen onun için asla Allah’a karşı hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah’ın kalplerini temizlemeyi istemediği kimselerdir.[151] Onlara dünyada bir rüsvaylık, ahirette ise yine onlara büyük bir azap vardır. | |||||
| 21 | Mâide 52. Ayet (5:52:4) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, “Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasında koşup durduklarını görürsün. Ama Allah, yakın bir fetih veya katından bir emir getirir ve onlar içlerinde gizledikleri şeye (nifaka) pişman olurlar. | |||||
| 22 | Mâide 113. Ayet (5:113:7) | قُلُوبُنَا | قلوبنا | kulûbunâ | kalblerimizin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “İstiyoruz ki ondan yiyelim, kalplerimiz yatışsın. Senin bize doğru söylediğini bilelim ve ona, (gözü ile) görmüş şahitlerden olalım” demişlerdi. | |||||
| 23 | En'am 25. Ayet (6:25:7) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden, (Kur’an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız.[173] Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkâr edenler, “Bu (Kur’an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil” derler. | |||||
| 24 | En'am 43. Ayet (6:43:8) | قُلُوبُهُمْ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hiç olmazsa onlara azabımız geldiği zaman yakarıp tövbe etselerdi ya.. Fakat (onu yapmadılar) kalpleri katılaştı. Şeytan da yapmakta olduklarını zaten onlara süslü göstermişti. | |||||
| 25 | En'am 46. Ayet (6:46:10) | قُلُوبِكُمْ | قلوبكم | kulûbikum | kalblerinizin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilâh kimmiş?” Bak, biz âyetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz, sonra onlar nasıl yüz çeviriyorlar? | |||||
| 26 | A'raf 100. Ayet (7:100:16) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler. | |||||
| 27 | A'raf 101. Ayet (7:101:22) | قُلُوبِ | قلوب | kulûbi | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 28 | A'raf 179. Ayet (7:179:0) | قُلُوبٌ | قلوب | kulûbun | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.[235] | |||||
| 29 | Enfal 2. Ayet (8:2:0) | قُلُوبُهُمْ | قلوبهم | kulûbuhum | yürekleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. O’nun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.[241] | |||||
| 30 | Enfal 10. Ayet (8:10:0) | قُلُوبُكُمْۚ | قلوبكم | kulûbukum | kalbiniz | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yoksa yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 31 | Enfal 11. Ayet (8:11:0) | قُلُوبِكُمْ | قلوبكم | kulûbikum | kalblerinizin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten yağmur yağdırıyordu. | |||||
| 32 | Enfal 12. Ayet (8:12:0) | قُلُوبِ | قلوب | kulûbi | yüreklerine | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Rabbin meleklere, “Ben sizinle beraberim. İman edenlere sebat verin. Ben kâfirlerin kalplerine korku salacağım. Şimdi vurun boyunlarının üstüne. Vurun, onların bütün parmaklarına” diye vahyediyordu. | |||||
| 33 | Enfal 49. Ayet (8:49:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalblerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Hâlbuki kim Allah’a tevekkül ederse, hiç şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 34 | Enfal 63. Ayet (8:63:0) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 62,63. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 35 | Enfal 63. Ayet (8:63:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalblerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 62,63. Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah’tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 36 | Enfal 70. Ayet (8:70:0) | قُلُوبِكُمْ | قلوبكم | kulûbikum | sizin kalblerinizde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere söyle: Eğer Allah, kalplerinizde (iman, ihlâs, iyi niyet gibi) bir hayır (olduğunu) bilirse, sizden alınan fidyeden daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. | |||||
| 37 | Tevbe 8. Ayet (9:8:0) | قُلُوبُهُمْۚ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların bir ahdi nasıl olabilir ki! Eğer onlar size üstün gelselerdi, sizin hakkınızda ne akrabalık (bağlarını), ne de antlaşma (yükümlülüğünü) gözetirlerdi. Ağızlarıyla sizi hoşnut etmeye çalışıyorlar, oysa kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların pek çoğu fasık kimselerdir. | |||||
| 38 | Tevbe 15. Ayet (9:15:0) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | yüreklerinin | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 14,15. Onlarla savaşın ki, Allah onlara sizin ellerinizle azap etsin, onları rezil etsin, onlara karşı size yardım etsin, mü’min topluluğun gönüllerini ferahlatsın ve onların kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 39 | Tevbe 45. Ayet (9:45:0) | قُلُوبُهُمْ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp kendileri de o şüphelerinin içinde bocalayan kimseler senden izin isterler. | |||||
| 40 | Tevbe 60. Ayet (9:60:0) | قُلُوبُهُمْ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslâm’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 41 | Tevbe 64. Ayet (9:64:0) | قُلُوبِهِمْۜ | قلوبهم | kulûbihim | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir sûrenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: “Siz alay ede durun! Allah, çekindiğiniz o şeyi ortaya çıkaracaktır.” | |||||
| 42 | Tevbe 77. Ayet (9:77:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalblerine | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a verdikleri sözü tutmadıkları ve yalan söyledikleri için O da kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar (sürecek) bir nifak soktu. | |||||
| 43 | Tevbe 87. Ayet (9:87:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar. | |||||
| 44 | Tevbe 93. Ayet (9:93:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | onların kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sorumluluk ancak, zengin oldukları hâlde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler. | |||||
| 45 | Tevbe 110. Ayet (9:110:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | yüreklerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 46 | Tevbe 110. Ayet (9:110:0) | قُلُوبُهُمْۜ | قلوبهم | kulûbuhum | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kurmuş oldukları binaları, (ölüp de) kalpleri paramparça olmadıkça yüreklerinde sürekli bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. | |||||
| 47 | Tevbe 117. Ayet (9:117:0) | قُلُوبُ | قلوب | kulûbu | kalbleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. | |||||
| 48 | Tevbe 125. Ayet (9:125:0) | قُلُوبِهِمْ | قلوبهم | kulûbihim | yüreklerinde | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. | |||||
| 49 | Tevbe 127. Ayet (9:127:0) | قُلُوبَهُمْ | قلوبهم | kulûbehum | onların kalblerini | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir sûre indirildi mi, “Sizi bir kimse görüyor mu?” diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir. | |||||
| 50 | Yunus 74. Ayet (10:74:0) | قُلُوبِ | قلوب | kulûbi | kalpleri | ق ل ب |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra, onun ardından birçok peygamberi kendi toplumlarına gönderdik. Onlara apaçık mucizeler getirdiler. Fakat onlar önceden yalanlamakta oldukları şeye inanacak değillerdi. İşte biz haddi aşanların kalplerini böylece mühürleriz. | |||||