"قَدْ" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 406 sonuç bulundu.
1 - 50 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Nisâ 22. Ayet (4:22:10) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayâsızlık, öfke ve nefret gerektiren bir iştir. Bu, ne kötü bir yoldur.
2 Nisâ 23. Ayet (4:23:48) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren sütanneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, -eğer anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur- öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikâh altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.[113] Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
3 A'raf 38. Ayet (7:38:5) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle der: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan toplulukları ile birlikte ateşe girin.” Her topluluk (arkasından gidip sapıklığa düştüğü) yoldaşına lânet eder. Nihayet hepsi orada toplandığı zaman peşlerinden gidenler, kendilerine öncülük edenler için, “Ey Rabbimiz! Şunlar bizi saptırdılar. Onlara bir kat daha ateş azabı ver” derler. Allah, der ki: “Her biriniz için bir kat daha fazla azap vardır. Fakat bilmiyorsunuz.”
4 Enfal 38. Ayet (8:38:0) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! İnkâr edenlere söyle: Eğer (iman edip, düşmanlık ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlık ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilâhî kanun devam etmiş olacaktır.[250]
5 İsrâ 77. Ayet (17:77:3) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın.
6 Tâhâ 99. Ayet (20:99:7) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
7 Fussilet 25. Ayet (41:25:16) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
8 Fussilet 43. Ayet (41:43:6) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
9 Fetih 23. Ayet (48:23:4) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.
10 Kamer 12. Ayet (54:12:8) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
11 Mümtehine 13. Ayet (60:13:11) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey iman edenler! Kendilerine Allah’ın gazap ettiği, kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş[542] bir toplumu dost edinmeyin.
12 Hûd 36. Ayet (11:36:11) قَدْ قد kad (şimdiye kadar) قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.”
13 Âl-i İmran 155. Ayet (3:155:14) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ama elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine de Allah onları affetti. Kuşkusuz Allah çok bağışlayandır, halîmdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).
14 Bakara 92. Ayet (2:92:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad Andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Mûsâ size açık mucizeler getirmişti de, arkasından sizler nefislerinize zulüm ederek buzağıyı ilâh edinmiştiniz.
15 Bakara 99. Ayet (2:99:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz sana apaçık âyetler indirdik. Bunları ancak fasıklar inkâr eder.
16 Bakara 102. Ayet (2:102:57) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil’deki Hârût ve Mârût adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Hâlbuki o iki melek, “Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme” demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Hâlbuki onlar, Allah’ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!
17 Nisâ 21. Ayet (4:21:3) وَقَدْ وقد ve kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hem, siz eşlerinizle birleşmiş ve onlar da sizden sağlam bir söz almış iken, onu nasıl (geri) alırsınız?
18 Mâide 12. Ayet (5:12:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: “Sizinle beraberim. Andolsun eğer namazı kılar, zekâtı verir ve elçilerime inanır, onları desteklerseniz, (fakirlere gönülden yardımda bulunarak) Allah’a güzel bir borç verirseniz, elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve andolsun sizi, içinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim inkâr ederse, mutlaka o, dümdüz yoldan sapmıştır.”
19 Mâide 17. Ayet (5:17:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir”, diyenler kesinlikle kâfir oldular.[146] De ki: “Şâyet Allah, Meryem oğlu Mesih’i, onun anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
20 Mâide 70. Ayet (5:70:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, İsrailoğullarından sağlam söz almış ve onlara peygamberler göndermiştik. Fakat her ne zaman bir Peygamber, onlara nefislerinin hoşlanmadığı bir hükmü getirdiyse; onlardan bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.
21 Mâide 72. Ayet (5:72:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir oldu.[154] Oysa Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Yalnız, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim Allah’a ortak koşarsa, artık, Allah ona cenneti muhakkak haram kılmıştır. Onun barınağı da ateştir. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.”
22 En'am 34. Ayet (6:34:18) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur.[174] Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
23 En'am 94. Ayet (6:94:22) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geldiniz. Size verdiğimiz dünyalık nimetleri de arkanızda bıraktınız. Hani hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu zannettiğiniz şefaatçilerinizi de yanınızda görmüyoruz? Artık aranızdaki bağlar tamamen kopmuş ve (Allah’ın ortağı olduklarını) iddia ettikleriniz, sizi yüzüstü bırakıp kaybolmuşlardır.
24 A'raf 59. Ayet (7:59:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin için O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
25 A'raf 93. Ayet (7:93:6) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?”
26 A'raf 105. Ayet (7:105:10) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bana, Allah’a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.[223]
27 Tevbe 25. Ayet (9:25:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisingeriye dönüp kaçmıştınız.[255]
28 Tevbe 66. Ayet (9:66:0) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Boşuna özür dilemeyin! Çünkü siz, (sözde) iman ettikten sonra küfrünüzü açığa vurdunuz. İçinizden (tövbe eden) bir zümreyi affetsek bile, suçlarında ısrar etmeleri sebebiyle, diğer bir zümreye azap edeceğiz.
29 Tevbe 117. Ayet (9:117:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun Allah; Peygamber ile içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeğe yüz tuttuktan sonra, sıkıntılı bir zamanda ona uyan muhacirlerle ensarın tövbelerini kabul etmiştir. Evet, onların tövbelerini kabul etmiştir. Şüphesiz O, onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
30 Tevbe 128. Ayet (9:128:0) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
31 Yunus 93. Ayet (10:93:0) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
32 Yusuf 7. Ayet (12:7:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır.
33 Yusuf 24. Ayet (12:24:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
34 Yusuf 32. Ayet (12:32:6) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.”
35 Hicr 24. Ayet (15:24:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
36 İsrâ 41. Ayet (17:41:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor.
37 İsrâ 101. Ayet (17:101:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323]
38 İsrâ 102. Ayet (17:102:2) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ise, “İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti.
39 Kehf 48. Ayet (18:48:5) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir.
40 Tâhâ 80. Ayet (20:80:4) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.”
41 Tâhâ 90. Ayet (20:90:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.”
42 Tâhâ 125. Ayet (20:125:6) وَقَدْ وقد ve kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?”
43 Enbiyâ 10. Ayet (21:10:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
44 Mü'minûn 1. Ayet (23:1:1) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
45 Mü'minûn 76. Ayet (23:76:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve O’na yalvarıp yakarmadılar.
46 Mü'minûn 83. Ayet (23:83:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz de bizden önce atalarımız da bununla tehdit edildik. Bu, öncekilerin uydurduğu masallardan başka bir şey değildir.
47 Nûr 41. Ayet (24:41:14) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Göklerde ve yeryüzünde bulunan kimselerle, sıra sıra (kanat çırparak uçan) kuşların Allah’ı tespih ettiğini görmez misin? Her biri duasını ve tesbihini kesin olarak bilmektedir. Allah, onların yapmakta olduğu şeyleri hakkıyla bilendir.
48 Nûr 46. Ayet (24:46:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz açıklayıcı âyetler indirdik. Allah, dilediği kimseyi doğru yola iletir.
49 Nûr 63. Ayet (24:63:9) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey inananlar!) Peygamberin (sizi) çağırmasını aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. İçinizden biribirini siper ederek sıvışıp gidenleri Allah gerçekten bilir. Artık onun emrine muhalefet edenler, başlarına bir belânın gelmesinden veya elem dolu bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
50 Nûr 64. Ayet (24:64:8) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bilmiş olun ki şüphesiz göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah’ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu gerçekten bilir. Allah’a döndürülecekleri ve yaptıklarını Allah’ın onlara haber vereceği günü hatırla. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.