| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 150 | Hûd 36. Ayet (11:36:11) | قَدْ | قد | kad | (şimdiye kadar) | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’a vahyolundu ki: “Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme.” | |||||
| 151 | Hûd 57. Ayet (11:57:3) | فَقَدْ | فقد | fe-kad | artık | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Eğer yüz çevirirseniz; bilin ki ben, benimle gönderileni size tebliğ ettim. Rabbim (dilerse) sizden başka bir kavmi sizin yerinize getirir ve siz O’na bir zarar veremezsiniz. Şüphesiz Rabbim, her şeyi koruyup gözetendir.” | |||||
| 152 | Hûd 62. Ayet (11:62:4) | قَدْ | قد | kad | doğrusu | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar şöyle dediler: “Ey Salih! Bundan önce sen, aramızda ümit beslenen bir kimseydin. Şimdi babalarımızın taptıklarına tapmamızı bize yasaklıyor musun? Şüphesiz, biz senin bizi çağırdığın şeyden derin bir şüphe içindeyiz.” | |||||
| 153 | Hûd 69. Ayet (11:69:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirip “Selâm sana!” dediler. O, “Size de selâm” dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi. | |||||
| 154 | Hûd 76. Ayet (11:76:7) | قَدْ | قد | kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elçilerimiz, “Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir” dediler. | |||||
| 155 | Hûd 79. Ayet (11:79:2) | لَقَدْ | لقد | lekad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler. | |||||
| 156 | Hûd 96. Ayet (11:96:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 96,97. Andolsun, biz Mûsâ’yı âyetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun’a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun’un emrine uydular. Hâlbuki Firavun’un emri doğru değildi. | |||||
| 157 | Hûd 110. Ayet (11:110:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler. | |||||
| 158 | Yusuf 7. Ayet (12:7:1) | لَقَدْ | لقد | lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Yûsuf ve kardeşlerinde (hakikati arayıp) soranlar için ibretler vardır. | |||||
| 159 | Yusuf 24. Ayet (12:24:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı. | |||||
| 160 | Yusuf 30. Ayet (12:30:11) | قَدْ | قد | kad | muhakak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehirde birtakım kadınlar, “Aziz’in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler. | |||||
| 161 | Yusuf 32. Ayet (12:32:6) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: “İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı bundan kaçındı. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa, mutlaka zindana atılacak ve zillete uğrayanlardan olacak.” | |||||
| 162 | Yusuf 73. Ayet (12:73:3) | لَقَدْ | لقد | lekad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Allah’a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz.” | |||||
| 163 | Yusuf 77. Ayet (12:77:4) | فَقَدْ | فقد | fe-kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı.” Yûsuf, bunu içinde sakladı ve onlara belli etmedi. İçinden, “Siz kötü bir durumdasınız; anlattığınızı Allah çok daha iyi biliyor” dedi. | |||||
| 164 | Yusuf 80. Ayet (12:80:12) | قَدْ | قد | kad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: “Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Artık babam bana izin verinceye veya Allah, hakkımda hükmedinceye kadar buradan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” | |||||
| 165 | Yusuf 90. Ayet (12:90:10) | قَدْ | قد | kad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi. | |||||
| 166 | Yusuf 91. Ayet (12:91:3) | لَقَدْ | لقد | lekad | doğrusu | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Allah’a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik.” | |||||
| 167 | Yusuf 100. Ayet (12:100:16) | قَدْ | قد | kad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 168 | Yusuf 100. Ayet (12:100:20) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” | |||||
| 169 | Yusuf 101. Ayet (12:101:2) | قَدْ | قد | kad | gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.” | |||||
| 170 | Yusuf 110. Ayet (12:110:7) | قَدْ | قد | kad | gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hâle gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler kurtuluşa erdirildi. Azabımız ise, suçlular topluluğundan geri çevrilemez. | |||||
| 171 | Yusuf 111. Ayet (12:111:1) | لَقَدْ | لقد | lekad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki, onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir. | |||||
| 172 | Ra'd 6. Ayet (13:6:5) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve oysa | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de senden, iyilikten önce kötülüğün acele gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Şüphesiz Rabbin, insanların zulümlerine rağmen bağışlama sahibidir. Bununla beraber Rabbinin azabı pek şiddetlidir. | |||||
| 173 | Ra'd 30. Ayet (13:30:5) | قَدْ | قد | kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin geçmiş olduğu bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahmân’ı inkâr ederken sana vahyettiğimizi kendilerine okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na tevekkül ettim, dönüşüm de yalnız O’nadır.” | |||||
| 174 | Ra'd 38. Ayet (13:38:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah’ın izni olmadan hiçbir peygamber bir mucize getiremez. Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır. | |||||
| 175 | Ra'd 42. Ayet (13:42:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve kuşkusuz | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Bütün tuzaklar Allah’a aittir. O, her nefsin kazandığını bilir. İnkâr edenler de dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir. | |||||
| 176 | İbrahim 5. Ayet (14:5:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır. | |||||
| 177 | İbrahim 12. Ayet (14:12:7) | وَقَدْ | وقد | ve kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Allah, bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, biz ne diye O’na tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler, yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” | |||||
| 178 | İbrahim 46. Ayet (14:46:1) | وَقَدْ | وقد | ve kad | ve kuşkusuz | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar gerçekten tuzaklarını kurmuşlardı. Tuzakları yüzünden dağlar yerinden oynayacak olsa bile, tuzakları Allah katındadır (Allah, onu bilir). | |||||
| 179 | Hicr 10. Ayet (15:10:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! Andolsun, senden önceki topluluklara da peygamber gönderdik. | |||||
| 180 | Hicr 13. Ayet (15:13:4) | وَقَدْ | وقد | ve kad | elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Önceki milletlerin (helâkine dair Allah’ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur’an’a) inanmazlar. | |||||
| 181 | Hicr 16. Ayet (15:16:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik. | |||||
| 182 | Hicr 24. Ayet (15:24:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. | |||||
| 183 | Hicr 24. Ayet (15:24:5) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da. | |||||
| 184 | Hicr 26. Ayet (15:26:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık. | |||||
| 185 | Hicr 80. Ayet (15:80:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.[300] | |||||
| 186 | Hicr 87. Ayet (15:87:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz sana tekrarlanan yedi âyeti[301] ve büyük Kur’an’ı verdik. | |||||
| 187 | Hicr 97. Ayet (15:97:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı göğsünün daraldığını biliyoruz. | |||||
| 188 | Nahl 26. Ayet (16:26:1) | قَدْ | قد | kad | kuşkusuz | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Allah’ın azabı binalarını, temelinden gelip yıktı da tavanları başlarına çöküverdi ve azap kendilerine fark edemedikleri yerden geldi. | |||||
| 189 | Nahl 36. Ayet (16:36:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan[303] kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün. | |||||
| 190 | Nahl 63. Ayet (16:63:2) | لَقَدْ | لقد | lekad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah’a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar için elem dolu bir azap vardır. | |||||
| 191 | Nahl 91. Ayet (16:91:11) | وَقَدْ | وقد | ve kad | çünkü | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir. | |||||
| 192 | Nahl 103. Ayet (16:103:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve elbette | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun ki biz onların, “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapça’dır.[306] | |||||
| 193 | Nahl 113. Ayet (16:113:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, onlara içlerinden bir peygamber geldi de onu yalanladılar. Böylece zulmederlerken azap onları yakalayıverdi. | |||||
| 194 | İsrâ 33. Ayet (17:33:12) | فَقَدْ | فقد | fekad | muhakkak | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. | |||||
| 195 | İsrâ 41. Ayet (17:41:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur’an’da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu, onların ancak kaçışlarını artırıyor. | |||||
| 196 | İsrâ 55. Ayet (17:55:7) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun ki | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318] | |||||
| 197 | İsrâ 70. Ayet (17:70:1) | وَلَقَدْ | ولقد | ve lekad | ve andolsun | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. | |||||
| 198 | İsrâ 74. Ayet (17:74:4) | لَقَدْ | لقد | lekad | gerçekten | قَدْ |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin. | |||||
| 199 | İsrâ 77. Ayet (17:77:3) | قَدْ | قد | kad | قَدْ | |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. | |||||