"قَدْ" Analizi

Arapça Metin (Harekeli) ve benzeşen aramasında 397 sonuç bulundu.
200 - 250 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
200 İsrâ 89. Ayet (17:89:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkârda direttiler.
201 İsrâ 101. Ayet (17:101:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, “Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!” demişti.[323]
202 İsrâ 102. Ayet (17:102:2) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ ise, “İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helâk olmuş bir kişi olarak görüyorum” demişti.
203 Kehf 14. Ayet (18:14:16) لَقَدْ لقد lekad yoksa قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 14,15. Kalkıp da, “Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O’ndan başkasına asla ilâh demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O’ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?” dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.
204 Kehf 48. Ayet (18:48:5) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, “Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız” denir.
205 Kehf 54. Ayet (18:54:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.
206 Kehf 62. Ayet (18:62:7) لَقَدْ لقد lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oradan uzaklaştıklarında Mûsâ beraberindeki gence, “Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük” dedi.
207 Kehf 71. Ayet (18:71:12) لَقَدْ لقد lekad gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ, “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın.” dedi.
208 Kehf 74. Ayet (18:74:13) لَقَدْ لقد lekad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ, “Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
209 Kehf 76. Ayet (18:76:9) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, “Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme.[332] Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)” dedi.[333]
210 Kehf 91. Ayet (18:91:2) وَقَدْ وقد ve kad ve muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.
211 Meryem 8. Ayet (19:8:10) وَقَدْ وقد ve kad ve gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Zekeriyya, “Rabbim!” “Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?” dedi.
212 Meryem 9. Ayet (19:9:8) وَقَدْ وقد ve kad ve gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Vahiy meleği) dedi ki: Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: “Bu, bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım.”[338]
213 Meryem 24. Ayet (19:24:6) قَدْ قد kad gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı.”
214 Meryem 27. Ayet (19:27:8) لَقَدْ لقد lekad gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: “Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!”
215 Meryem 43. Ayet (19:43:4) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.”
216 Meryem 89. Ayet (19:89:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız.
217 Meryem 94. Ayet (19:94:1) لَقَدْ لقد lekad muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır.
218 Tâhâ 36. Ayet (20:36:2) قَدْ قد kad muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, şöyle dedi: “İstediğin sana verildi ey Mûsâ!”
219 Tâhâ 37. Ayet (20:37:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad zaten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk.”
220 Tâhâ 47. Ayet (20:47:12) قَدْ قد kad kuşkusuz قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Ona gidin ve şöyle deyin: ‘Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selâm, doğru yola uyanlara olsun.’ ”
221 Tâhâ 48. Ayet (20:48:2) قَدْ قد kad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu.”
222 Tâhâ 56. Ayet (20:56:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz ona (Firavun’a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
223 Tâhâ 61. Ayet (20:61:12) وَقَدْ وقد v ekad ve doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mûsâ, onlara şöyle dedi: “Yazıklar olsun size! Allah’a karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah’a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.”
224 Tâhâ 64. Ayet (20:64:6) وَقَدْ وقد ve kad ve muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra hâlinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.”
225 Tâhâ 75. Ayet (20:75:4) قَدْ قد kad muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 75,76. Her kim de O’na salih ameller işlemiş bir mü’min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu, günahlardan temizlenenlerin mükâfatıdır.
226 Tâhâ 77. Ayet (20:77:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Firavun’un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ’ya, “Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır’dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç” diye vahyettik.
227 Tâhâ 80. Ayet (20:80:4) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle dedi:) “Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr’un sağ yanını va’dettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik.”
228 Tâhâ 81. Ayet (20:81:16) فَقَدْ فقد fekad andolsun o قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helâl olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse, o muhakkak helâk olmuş demektir.”
229 Tâhâ 85. Ayet (20:85:3) قَدْ قد kad muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, “Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı” dedi.
230 Tâhâ 90. Ayet (20:90:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: “Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân’dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin.”
231 Tâhâ 99. Ayet (20:99:7) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
232 Tâhâ 99. Ayet (20:99:9) وَقَدْ وقد vekad gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur’an) verdik.
233 Tâhâ 111. Ayet (20:111:5) وَقَدْ وقد ve kad ve muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.
234 Tâhâ 115. Ayet (20:115:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, bundan önce biz Âdem’e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme, diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık.
235 Tâhâ 125. Ayet (20:125:6) وَقَدْ وقد ve kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) O da şöyle der: “Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum hâlde, niçin beni kör olarak haşrettin?”
236 Enbiyâ 10. Ayet (21:10:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki sizin bütün şeref ve şanınız ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
237 Enbiyâ 48. Ayet (21:48:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ ile Hârûn’a, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için o Furkân’ı[364] (Tevrat’ı) bir ışık ve öğüt olarak verdik.
238 Enbiyâ 51. Ayet (21:51:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce de İbrahim’e doğruyu yanlıştan ayırma yeteneğini verdik. Biz zaten onu biliyorduk.
239 Enbiyâ 54. Ayet (21:54:2) لَقَدْ لقد lekad doğrusu قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İbrahim, “Andolsun, siz de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz” dedi.
240 Enbiyâ 65. Ayet (21:65:5) لَقَدْ لقد lekad muhakkak قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sonra eski inanç ve inatlarına döndüler ve, “Andolsun, bunların konuşmayacağını sen de bilirsin” dediler.
241 Enbiyâ 97. Ayet (21:97:12) قَدْ قد kad gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Gerçek vaad (kıyametin kopması) yaklaşır, bir de bakarsın inkâr edenlerin gözleri açılıp donakalmıştır. “Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gafildik. Hatta biz zalim kimselermişiz” derler.
242 Enbiyâ 105. Ayet (21:105:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Zikir’den (Tevrat’tan) sonra Zebûr’da[370] da, “Yere muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır” diye yazmıştık.
243 Hacc 42. Ayet (22:42:3) فَقَدْ فقد fekad gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Muhammed! Eğer seni yalanlarlarsa bil ki, onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd kavimleri de (peygamberlerini) yalanlamışlardı.
244 Hacc 74. Ayet (22:74:5) قَدْرِه۪ۜ قدره kadrih(i) kadrini ق د ر
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.
245 Mü'minûn 1. Ayet (23:1:1) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir.
246 Mü'minûn 12. Ayet (23:12:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz insanı, çamurdan (süzülmüş) bir özden yarattık.
247 Mü'minûn 17. Ayet (23:17:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz sizin üzerinizde yedi yol yarattık.[383] Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.
248 Mü'minûn 23. Ayet (23:23:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, Nûh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.
249 Mü'minûn 49. Ayet (23:49:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, hidayete ersinler diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.