"قَدْ" Analizi

Kelime Kökü ve benzeşen aramasında 406 sonuç bulundu.
300 - 350 arasındaki sonuçlar gösteriliyor
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
300 Ahzab 50. Ayet (33:50:45) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
301 Ahzab 58. Ayet (33:58:8) فَقَدِ فقد fe-kadi elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.
302 Ahzab 71. Ayet (33:71:11) فَقَدْ فقد fekad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 70,71. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır.
303 Sebe' 10. Ayet (34:10:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun ki قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 10,11. Andolsun, Davud’a tarafımızdan bir lütuf verdik. “Ey dağlar! Kuşların eşliğinde onunla birlikte tespih edin” dedik ve “(Bütün vücudu örtecek) zırhlar yap, işçilikte de ölçüyü tuttur diye demiri ona yumuşattık. “Salih amel işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı görürüm” diye vahyettik.
304 Sebe' 15. Ayet (34:15:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Sebe’ halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: “Rabbinizin rızkından yiyin ve O’na şükredin. Beldeniz güzel bir belde, Rabbiniz de çok bağışlayıcı bir Rabdir.”
305 Sebe' 20. Ayet (34:20:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Şeytan, onlar hakkındaki zannını doğru çıkardı. İnananlardan bir grup dışında hepsi ona uydular.
306 Sebe' 53. Ayet (34:53:1) وَقَدْ وقد ve kad oysa andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Oysa daha önce onu inkâr etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
307 Fâtır 4. Ayet (35:4:3) فَقَدْ فقد fe-kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, senden önce de nice peygamberler yalancı sayılmıştır. Bütün işler ancak Allah’a döndürülür.
308 Fâtır 25. Ayet (35:25:3) فَقَدْ فقد fe-kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Oysa peygamberleri onlara apaçık delilleri, sahifeleri ve aydınlatıcı kitabı getirmişlerdi.
309 Yâsîn 7. Ayet (36:7:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
310 Yâsîn 62. Ayet (36:62:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?”
311 Sâffât 71. Ayet (37:71:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.
312 Sâffât 72. Ayet (37:72:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.
313 Sâffât 75. Ayet (37:75:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, Nûh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!
314 Sâffât 105. Ayet (37:105:1) قَدْ قد kad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.”
315 Sâffât 114. Ayet (37:114:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’ya ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.
316 Sâffât 158. Ayet (37:158:6) وَلَقَدْ ولقد ve lekad oysa قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah’ın huzuruna getirileceklerini bilirler.
317 Sâffât 171. Ayet (37:171:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
318 Sâd 24. Ayet (38:24:2) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Davud dedi ki: “Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Dâvûd, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi.
319 Sâd 34. Ayet (38:34:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Süleyman’ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık.[464] Sonra tövbe edip bize yöneldi.
320 Zümer 27. Ayet (39:27:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, öğüt alsınlar diye biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali verdik.
321 Zümer 50. Ayet (39:50:1) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.
322 Zümer 59. Ayet (39:59:2) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) (Allah, şöyle diyecek:) “Hayır, öyle değil! Âyetlerim sana geldi de sen onları yalanladın, büyüklük tasladın ve inkârcılardan oldun.”
323 Zümer 65. Ayet (39:65:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, sana ve senden önceki peygamberlere şöyle vahyedildi: “Eğer Allah’a ortak koşarsan elbette amelin boşa çıkar ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun.”
324 Mü'min 9. Ayet (40:9:7) فَقَدْ فقد fekad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) “Onları kötülüklerden koru. Sen o gün kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmiş olursun. İşte bu büyük başarıdır.
325 Mü'min 23. Ayet (40:23:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 23,24. Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a[473] gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler.
326 Mü'min 28. Ayet (40:28:15) وَقَدْ وقد ve kad oysa gerçekten قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.”
327 Mü'min 34. Ayet (40:34:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, daha önce Yûsuf da size apaçık deliller getirmişti de, onun size getirdikleri hakkında şüphe edip durmuştunuz. Daha sonra o ölünce de, “Allah, ondan sonra aslâ peygamber göndermez” demiştiniz. İşte Allah, aşırı giden şüpheci kimseleri böyle saptırır.
328 Mü'min 48. Ayet (40:48:9) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Büyüklük taslayanlar ise şöyle derler: “Biz hepimiz ateşin içindeyiz. Şüphesiz Allah, kullar arasında (böyle) hüküm vermiştir.”
329 Mü'min 53. Ayet (40:53:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 53,54. Andolsun, biz Mûsâ’ya hidayet verdik. İsrailoğulları’na da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olarak o kitabı (Tevrat’ı) miras bıraktık.
330 Mü'min 78. Ayet (40:78:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var. Hiçbir peygamber, Allah’ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Allah’ın emri gelince de hak yerine getirilir. İşte o zaman bunu batıl sayanlar hüsrana uğrarlar.
331 Mü'min 85. Ayet (40:85:11) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Fakat azâbımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkârcılar hüsrana uğradılar.
332 Fussilet 25. Ayet (41:25:16) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.
333 Fussilet 43. Ayet (41:43:6) قَدْ قد kad قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Sana ancak, senden önceki peygamberlere söylenenler söylenmektedir. Hiç şüphesiz senin Rabbin hem bağışlama sahibidir, hem de elem dolu bir azap sahibidir.
334 Fussilet 45. Ayet (41:45:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun! Biz, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) vermiştik de, onda ayrılığa düşmüşlerdi. Eğer (azabın ertelenmesi ile ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında derhal hüküm verilirdi. Şüphesiz onlar Kur’an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
335 Zuhruf 46. Ayet (43:46:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz Mûsâ’yı mucizelerimizle Firavun’a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti.
336 Zuhruf 63. Ayet (43:63:6) قَدْ قد kad elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
337 Zuhruf 78. Ayet (43:78:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
338 Duhân 13. Ayet (44:13:4) وَقَدْ وقد ve kad oysa elbette قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.
339 Duhân 17. Ayet (44:17:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.
340 Duhân 30. Ayet (44:30:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 30,31. Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
341 Duhân 32. Ayet (44:32:1) وَلَقَدِ ولقد ve lekadi ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
342 Câsiye 16. Ayet (45:16:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
343 Ahkaf 17. Ayet (46:17:9) وَقَدْ وقد ve kad gelip geçmiş iken قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu.
344 Ahkaf 18. Ayet (46:18:8) قَدْ قد kad gelip geçen قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında o sözün (azabın) gerçekleştiği kimselerdir. Şüphesiz onlar ziyana uğrayanlardır.
345 Ahkaf 21. Ayet (46:21:8) وَقَدْ وقد ve kad gelip geçti قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Kendisinden önce ve sonra uyarıcıların gelip geçmiş olan Âd kavminin kardeşini (Hûd’u) hatırla. Hani Ahkâf’taki kavmini, “Ancak Allah’a ibadet edin, çünkü ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” diye uyarmıştı.
346 Ahkaf 26. Ayet (46:26:1) وَلَقَدْ ولقد ve le-kad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.
347 Ahkaf 27. Ayet (46:27:1) وَلَقَدْ ولقد ve lekad ve andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. (Doğru yola) dönsünler diye âyetleri tekrar tekrar açıkladık.
348 Muhammed 18. Ayet (47:18:8) فَقَدْ فقد fe-kad işte قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
349 Fetih 18. Ayet (48:18:1) لَقَدْ لقد lekad andolsun قَدْ
Diyanet İşleri (Yeni) 18,19. Şüphesiz Allah, ağaç altında sana bîat ederlerken inananlardan hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur, güven duygusu vermiş ve onlara yakın bir fetih[497] ve elde edecekleri birçok ganimetler nasip etmiştir. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.