| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 30. Ayet (2:30:21) | وَنُقَدِّسُ | ونقدس | ve nukaddisu | ve takdis ediyoruz | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. Onlar, “Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sana hamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.” demişler. Allah da, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” demişti. | |||||
| 2 | Bakara 87. Ayet (2:87:16) | الْقُدُسِۜ | القدس | l-kudus(i) | Kudüs (Ruh'ül-Kudüs) | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. Ondan sonra ard arda peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya mucizeler verdik. Onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Size herhangi bir peygamber, hoşunuza gitmeyen bir şey getirdikçe, kibirlenip (onların) bir kısmını yalanlayıp bir kısmını da öldürmediniz mi? | |||||
| 3 | Bakara 253. Ayet (2:253:21) | الْقُدُسِۜ | القدس | l-kudus(i) | Kudüs | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah’ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya ise açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Eğer Allah dileseydi, bunların arkasından gelen (millet)ler, kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler. Onlardan inananlar da vardı, inkâr edenler de. Yine Allah dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Lâkin Allah dilediğini yapar.[69] | |||||
| 4 | Mâide 21. Ayet (5:21:5) | الْمُقَدَّسَةَ | المقدسة | l-mukaddesete | Kutsal | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Ey kavmim! Allah’ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz.”[148] | |||||
| 5 | Mâide 110. Ayet (5:110:16) | الْقُدُسِ | القدس | l-kudusi | l-Kudüs | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün Allah, şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu’l-Kudüs (Cebrail) ile desteklemiştim. Beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara konuşuyordun.[164] Hani, sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i de öğretmiştim.[165] Hani iznimle çamurdan kuş şekline benzer bir şey yapıyordun da içine üflüyordun, benim iznimle hemen bir kuş oluyordu.[166] Yine benim iznimle doğuştan körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Hani benim iznimle ölüleri de (hayata) çıkarıyordun. Hani sen, İsrailoğullarına açık mucizeler getirdiğin zaman, ben seni onlardan kurtarmıştım da onlardan inkâr edenler, “Bu, ancak açık bir büyüdür” demişlerdi. | |||||
| 6 | Nahl 102. Ayet (16:102:4) | الْقُدُسِ | القدس | l-kudusi | -Kudüs | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Muhammed! De ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail), inananların inançlarını sağlamlaştırmak, müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Kur’an’ı Rabbinden hak olarak indirdi.” | |||||
| 7 | Tâhâ 12. Ayet (20:12:8) | الْمُقَدَّسِ | المقدس | l-mukaddesi | kutsal | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ’dasın.” | |||||
| 8 | Haşr 23. Ayet (59:23:9) | الْقُدُّوسُ | القدوس | l-kuddûsu | Kuddûs'tür (mukaddes) | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. | |||||
| 9 | Cum'a 1. Ayet (62:1:10) | الْقُدُّوسِ | القدوس | l-kuddûsi | mukaddes | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Göklerdeki ve yerdeki her şey, mülkün sahibi, mukaddes, mutlak güç sahibi, hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ı tespih eder. | |||||
| 10 | Nâzi'ât 16. Ayet (79:16:5) | الْمُقَدَّسِ | المقدس | l-mukaddesi | kutsal | ق د س |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani, Rabbi ona mukaddes Tuvâ vadisinde şöyle seslenmişti: | |||||