| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Nisâ 38. Ayet (4:38:16) | قَر۪ينًا | قرينا | karînen | arkadaşı | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. | |||||
| 2 | Nisâ 38. Ayet (4:38:18) | قَر۪ينًا | قرينا | karînâ(n) | bir arkadaş(ı var)dır | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah’a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. | |||||
| 3 | En'am 6. Ayet (6:6:8) | قَرْنٍ | قرن | karnin | nesiller- | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 4 | En'am 6. Ayet (6:6:30) | قَرْنًا | قرنا | karnen | bir nesil | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlardan önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helâk ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik. | |||||
| 5 | Yunus 13. Ayet (10:13:0) | الْقُرُونَ | القرون | l-kurûne | nice nesilleri | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri hâlde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helâk ettik. Onlar zaten inanacak değillerdi. İşte biz suçlu toplumu böyle cezalandırırız. | |||||
| 6 | Hûd 116. Ayet (11:116:4) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | nesiller- | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular. | |||||
| 7 | İbrahim 49. Ayet (14:49:4) | مُقَرَّن۪ينَ | مقرنين | mukarranîne | birbirine yaklaştırılmış | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün. | |||||
| 8 | İsrâ 17. Ayet (17:17:4) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | kuşakları | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Nûh’tan sonra da nice nesilleri helâk ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. | |||||
| 9 | Kehf 83. Ayet (18:83:4) | الْقَرْنَيْنِۜ | القرنين | l-karneyn(i) | Zu'l-Karneyn'den | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: “Size ondan bir anı okuyacağım.” | |||||
| 10 | Kehf 86. Ayet (18:86:17) | الْقَرْنَيْنِ | القرنين | l-karneyni | Zu'l-Karneyn | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kâfir) bir kavim gördü. “Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın” dedik. | |||||
| 11 | Kehf 94. Ayet (18:94:4) | الْقَرْنَيْنِ | القرنين | l-karneyni | Zu'l-Karneyn | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Dediler ki: “Ey Zülkarneyn! Ye’cüc ve Me’cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?”[335] | |||||
| 12 | Meryem 74. Ayet (19:74:5) | قَرْنٍ | قرن | karnin | nesiller | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helâk ettik. | |||||
| 13 | Meryem 98. Ayet (19:98:5) | قَرْنٍۜ | قرن | karnin | nesillerden | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? | |||||
| 14 | Tâhâ 51. Ayet (20:51:4) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | nesillerin | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Firavun, “Ya geçmiş nesillerin hâli ne olacak?” dedi. | |||||
| 15 | Tâhâ 128. Ayet (20:128:8) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | nesiller- | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. | |||||
| 16 | Mü'minûn 31. Ayet (23:31:5) | قَرْنًا | قرنا | karnen | bir nesil | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra onların (Nûh kavminin) ardından başka bir nesil yarattık. | |||||
| 17 | Mü'minûn 42. Ayet (23:42:5) | قُرُونًا | قرونا | kurûnen | nesiller | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonra bunların arkalarından başka nesiller yarattık. | |||||
| 18 | Furkan 13. Ayet (25:13:6) | مُقَرَّن۪ينَ | مقرنين | mukarranîne | bağlı olarak | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler | |||||
| 19 | Furkan 38. Ayet (25:38:5) | وَقُرُونًا | وقرونا | ve kurûnen | ve nesilleri | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Âd ve Semûd kavimlerini, Ress halkını[393] ve bunların arasında pek çok nesilleri de helâk ettik. | |||||
| 20 | Kasas 43. Ayet (28:43:9) | الْقُرُونَ | القرون | l-kurûne | nesilleri | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ’ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik. | |||||
| 21 | Kasas 45. Ayet (28:45:3) | قُرُونًا | قرونا | kurûnen | birçok nesiller | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Fakat biz (Mûsâ’dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. | |||||
| 22 | Kasas 78. Ayet (28:78:16) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | kuşaklar | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kârûn, “Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir” dedi. O, Allah’ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helâk etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). | |||||
| 23 | Secde 26. Ayet (32:26:9) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | kuşakları | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri helâk etmiş olmamız, onlar için yol gösterici olmadı mı? Şüphesiz bunda ibretler vardır. Hâlâ duymayacaklar mı? | |||||
| 24 | Yâsîn 31. Ayet (36:31:7) | الْقُرُونِ | القرون | l-kurûni | nesiller- | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi? | |||||
| 25 | Sâffât 51. Ayet (37:51:7) | قَر۪ينٌۙ | قرين | karîn(un) | bir arkadaşım | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.” | |||||
| 26 | Sâd 3. Ayet (38:3:6) | قَرْنٍ | قرن | karnin | nesiller- | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı değildi. | |||||
| 27 | Sâd 38. Ayet (38:38:2) | مُقَرَّن۪ينَ | مقرنين | mukarranîne | birbirine bağlanmış | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 37,38. Bina ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine verdik. | |||||
| 28 | Fussilet 25. Ayet (41:25:3) | قُرَنَٓاءَ | قرناء | kuranâ-e | birtakım arkadaşlar | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı. | |||||
| 29 | Zuhruf 13. Ayet (43:13:20) | مُقْرِن۪ينَۙ | مقرنين | mukrinîn(e) | (hizmetimize) yanaştıracak | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 12,13,14. O, bütün çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin nimetini hatırlayasınız ve “Bunu hizmetimize veren Allah’ın şanı yücedir. Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz” diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. | |||||
| 30 | Zuhruf 36. Ayet (43:36:11) | قَر۪ينٌ | قرين | karîn(un) | arkadaşı olur | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur. | |||||
| 31 | Zuhruf 38. Ayet (43:38:12) | الْقَر۪ينُ | القرين | l-karîn(u) | arkadaş(mışsın) | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” der. | |||||
| 32 | Zuhruf 53. Ayet (43:53:11) | مُقْتَرِن۪ينَ | مقترنين | mukterinîn(e) | yakın | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | “(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?” | |||||
| 33 | Ahkaf 17. Ayet (46:17:11) | الْقُرُونُ | القرون | l-kurûnu | nice nesiller | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Anne ve babasına, “Öf size! Benden önce nice nesiller gelip geçmiş iken, beni tekrar diriltilecek olmakla mı tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, onlar Allah’a sığınarak, “Yazıklar olsun sana! İman et, Allah’ın va’di gerçektir” diyorlar, o da, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” diyordu. | |||||
| 34 | Kaf 23. Ayet (50:23:2) | قَر۪ينُهُ | قرينه | karînuhu | arkadaşı | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Beraberindeki (melek) şöyle der: “İşte bu yanımdaki hazır.” | |||||
| 35 | Kaf 27. Ayet (50:27:2) | قَر۪ينُهُ | قرينه | karînuhu | arkadaşı | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Arkadaşı (olan şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.” | |||||
| 36 | Kaf 36. Ayet (50:36:5) | قَرْنٍ | قرن | karnin | kuşaklar- | ق ر ن |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Biz onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helâk ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var? | |||||