| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Enfal 42. Ayet (8:42:0) | الْقُصْوٰى | القصوى | l-kusvâ | uzak kenarında idiler | ق ص و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani siz vadinin (Medine’ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şâyet buluşmak üzere sözleşmiş olsaydınız (durumu fark edince) sözleşmenizde ayrılığa düşerdiniz (savaşa yanaşmazdınız). Fakat Allah, olacak bir işi (mü’minlerin zaferini) gerçekleştirmek için böyle yaptı ki, ölen açık bir delille ölsün, yaşayan da açık bir delille yaşasın. Şüphesiz Allah, elbette hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. | |||||
| 2 | İsrâ 1. Ayet (17:1:11) | الْاَقْصَا | الاقصا | l-aksâ | Aksa'ya | ق ص و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.[309] | |||||
| 3 | Meryem 22. Ayet (19:22:5) | قَصِيًّا | قصيا | kasiyyâ(n) | uzak | ق ص و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Böylece Meryem, çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. | |||||
| 4 | Kasas 20. Ayet (28:20:4) | اَقْصَا | اقصا | aksâ | öbür ucundan | ق ص و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. “Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim” dedi. | |||||
| 5 | Yâsîn 20. Ayet (36:20:3) | اَقْصَا | اقصا | aksâ | en uzak yeri- | ق ص و |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Bu elçilere uyun.” | |||||