"كاذب" Analizi

Arapça Metin (Harekesiz) ve benzeşen aramasında 32 sonuç bulundu.
Sırası Geçtiği Yer Arapça Harekesiz Okunuşu Anlamı Kökü
1 Âl-i İmran 61. Ayet (3:61:25) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancıların ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”[92]
2 En'am 28. Ayet (6:28:16) لَكَاذِبُونَ لكاذبون lekâżibûn(e) yalancılardır ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.
3 A'raf 66. Ayet (7:66:14) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin ileri gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: “Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.”
4 Tevbe 42. Ayet (9:42:0) لَكَاذِبُونَ۟ لكاذبون lekâżibûn(e) yalancı olduklarını ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı, (sefere katılmayan münafıklar da) mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol, onlara uzak geldi. Gerçi onlar, “Eğer gücümüz yetseydi, elbette sizinle beraber çıkardık” diye Allah’a yemin edeceklerdir. Onlar kendilerini helâke sürüklüyorlar. Allah, biliyor ki onlar kesinlikle yalancıdırlar.
5 Tevbe 43. Ayet (9:43:0) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalan söyleyenler ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah, seni affetsin! Doğru söyleyenler sana iyice belli olup, yalancıları bilinceye kadar beklemeden niçin onlara izin verdin?
6 Tevbe 107. Ayet (9:107:0) لَكَاذِبُونَ لكاذبون lekâżibûn(e) yalan söylediklerine ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bir de zararlı faaliyetlerde bulunmak, küfre yardım etmek, mü’minler arasına ayrılık sokmak için ve öteden beri Allah ve Resûlüne karşı savaşanlara üs olsun diye bir mescit yapanlar vardır. Bunlar, “Bizim iyilikten başka hiçbir kasdımız yok” diye de mutlaka yemin ederler. Ama Allah şâhitlik eder ki bunlar mutlaka yalancıdırlar.[261]
7 Hûd 27. Ayet (11:27:29) كَاذِب۪ينَ كاذبين kâżibîn(e) yalancılarsınız ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kavminin inkâr eden ileri gelenleri, “Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz” dediler.
8 Hûd 93. Ayet (11:93:16) كَاذِبٌۜ كاذب kâżib(un) yalancı olduğunu ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (elimden geleni) yapacağım. Rezil edici azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Gözleyin. Şüphesiz ben de sizinle beraber gözlüyorum.”
9 Yusuf 26. Ayet (12:26:19) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancılardandır ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Yûsuf, “O, benden arzusunu elde etmek istedi” dedi. Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: “Eğer onun gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.”
10 Yusuf 74. Ayet (12:74:6) كَاذِب۪ينَ كاذبين kâżibîn(e) yalancı ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar, “Eğer yalancı iseniz, hırsızlığın cezası nedir?” dediler.
11 Nahl 39. Ayet (16:39:11) كَاذِب۪ينَ كاذبين kâżibîn(e) yalancılar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Diriltecek ki) ayrılığa düştükleri şeyi onlara anlatsın ve kâfir olanlar da kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler!
12 Nahl 86. Ayet (16:86:19) لَكَاذِبُونَۚ لكاذبون lekâżibûn(e) tamamen yalancılarsınız ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’a ortak koşanlar, ortaklarını gördüklerinde diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, seni bırakıp kendilerine tapmış olduğumuz ortaklarımızdır.” Koştukları ortaklar da onlara: “Siz elbette yalancılarsınız” diye laf atacaklar.
13 Nahl 105. Ayet (16:105:11) الْكَاذِبُونَ الكاذبون l-kâżibûn(e) yalancılar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Yalanı, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
14 Mü'minûn 90. Ayet (23:90:5) لَكَاذِبُونَ لكاذبون le-kâżibûn(e) yalancıdırlar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Hayır, biz onlara gerçeği getirdik, fakat onlar kesinlikle yalancıdırlar.
15 Nûr 7. Ayet (24:7:9) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalan söyleyenler- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 6,7. Eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka şahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin şahitliği; kendisinin doğru söyleyenlerden olduğuna dair, Allah adına dört defa yemin ederek şahitlik etmesi, beşinci defada da; eğer yalancılardan ise, Allah’ın lânetinin kendi üzerine olmasını ifade etmesiyle yerine gelir.
16 Nûr 8. Ayet (24:8:11) الْكَاذِب۪ينَۙ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalan söyleyenler- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 8,9. Kocasının yalancılardan olduğuna dair Allah’ı dört defa şahit getirmesi (Allah adına yemin etmesi), beşinci defada da eğer kocası doğru söyleyenlerden ise Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi, kadından cezayı kaldırır.
17 Nûr 13. Ayet (24:13:14) الْكَاذِبُونَ الكاذبون l-kâżibûn(e) yalancılardır ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Onlar (iftiracılar) bu iddialarına dair dört şahit getirselerdi ya! Mademki şahit getirmediler; işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.
18 Şu'arâ 186. Ayet (26:186:9) الْكَاذِب۪ينَۚ الكاذبين l-kâżibîn(e) mutlaka yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) “Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”
19 Şu'arâ 223. Ayet (26:223:4) كَاذِبُونَۜ كاذبون kâżibûn(e) yalan söylerler ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.
20 Neml 27. Ayet (27:27:7) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Süleyman, Hüdhüd’e şöyle dedi: “Doğru mu söylüyorsun, yoksa yalancılardan mısın, göreceğiz.”
21 Kasas 38. Ayet (28:38:29) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancılar- ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun, “Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilâhınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ’nın ilâhına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum” dedi.
22 Ankebut 3. Ayet (29:3:11) الْكَاذِب۪ينَ الكاذبين l-kâżibîn(e) yalancıları ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.
23 Ankebut 12. Ayet (29:12:18) لَكَاذِبُونَ لكاذبون le-kâżibûn(e) tamamen yalancıdırlar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) İnkâr edenler iman edenlere, “Yolumuza uyun da sizin günahlarınızı yüklenelim” derler. Hâlbuki onların günahlarından hiçbir şey yüklenecek değillerdir. Şüphesiz onlar kesinlikle yalancılardır.
24 Sâffât 152. Ayet (37:152:4) لَكَاذِبُونَ لكاذبون lekâżibûn(e) elbette yalancıdırlar ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 151,152. İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.
25 Zümer 3. Ayet (39:3:32) كَاذِبٌ كاذب kâżibun yalancı ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
26 Mü'min 28. Ayet (40:28:22) كَاذِبًا كاذبا kâżiben bir yalancı ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Firavun ailesinden, imanını gizlemekte olan mü’min bir adam şöyle dedi: “Rabbim Allah’tır, dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Hâlbuki o, size Rabbinizden apaçık mucizeler getirdi. Eğer yalancı ise, yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru söylüyorsa, sizi tehdit ettiği şeylerin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden, yalancılık eden kimseyi doğru yola eriştirmez.”
27 Mü'min 37. Ayet (40:37:9) كَاذِبًاۜ كاذبا kâżibâ(en) yalancıdır ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 36,37. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana yüksek bir kule yap, belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Mûsâ’nın ilâhını görürüm(!) Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.” Böylece Firavun’a yaptığı kötü iş süslü gösterildi ve doğru yoldan saptırıldı. Firavun’un tuzağı, tamamen sonuçsuz kaldı.
28 Vâkı'a 2. Ayet (56:2:3) كَاذِبَةٌۢ كاذبة kâżibe(tun) yalanlayacak ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 1,2. Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.
29 Mücadele 18. Ayet (58:18:17) الْكَاذِبُونَ الكاذبون l-kâżibûn(e) yalancılardır ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Allah’ın onları hep birden dirilteceği, onların da (kendilerini kurtaracak) bir iş üzerinde olduklarını sanarak size yemin ettikleri gibi Allah’a da yemin edecekleri günü düşün! İyi bilin ki, onlar yalancıların ta kendileridir.
30 Haşr 11. Ayet (59:11:28) لَكَاذِبُونَ لكاذبون lekâżibûn(e) yalancı olduklarına ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz (Medine’den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.
31 Münafikun 1. Ayet (63:1:17) لَكَاذِبُونَۚ لكاذبون lekâżibûn(e) yalancılıklarına ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) (Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, “Senin, elbette Allah’ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz” derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.
32 Alak 16. Ayet (96:16:2) كَاذِبَةٍ كاذبة kâżibetin yalancı ك ذ ب
Diyanet İşleri (Yeni) 15,16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.