| Sırası | Geçtiği Yer | Arapça | Harekesiz | Okunuşu | Anlamı | Kökü |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bakara 19. Ayet (2:19:19) | بِالْكَافِر۪ينَ | بالكافرين | bil-kâfirîn(e) | inkarcıları | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır. | |||||
| 2 | Bakara 24. Ayet (2:24:13) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîn(e) | inkarcılar için | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o hâlde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kâfirler için hazırlanmıştır. | |||||
| 3 | Bakara 34. Ayet (2:34:13) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | inkarcılar- | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu. | |||||
| 4 | Bakara 41. Ayet (2:41:10) | كَافِرٍ | كافر | kâfirin | inkar eden | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Elinizdeki Tevrat’ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur’an’a) iman edin. Onu inkâr edenlerin ilki olmayın. Âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin ve bana karşı gelmekten sakının. | |||||
| 5 | Bakara 89. Ayet (2:89:26) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | inkarcıların | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun. | |||||
| 6 | Bakara 90. Ayet (2:90:25) | وَلِلْكَافِر۪ينَ | وللكافرين | ve lil-kâfirîne | ve inkar edenler için | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah’ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkâr etmeleri ne kötüdür! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. İnkâr edenlere alçaltıcı bir azap vardır. | |||||
| 7 | Bakara 98. Ayet (2:98:12) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîn(e) | inkar edenlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mîkâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır. | |||||
| 8 | Bakara 104. Ayet (2:104:11) | وَلِلْكَافِر۪ينَ | وللكافرين | ve lil-kâfirîne | ve kafirler için vardır | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! “Râ’inâ (bizi gözet)” demeyin, “unzurnâ (bize bak)” deyin ve dinleyin. Kâfirler için acıklı bir azap vardır.[29] | |||||
| 9 | Bakara 191. Ayet (2:191:25) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm ve baskı, adam öldürmekten daha ağırdır. Yalnız, Mescid-i Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. Kâfirlerin cezası böyledir. | |||||
| 10 | Bakara 217. Ayet (2:217:45) | كَافِرٌ | كافر | kâfirun | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: “O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’ın ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyüktür. Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse, öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.[62] | |||||
| 11 | Bakara 250. Ayet (2:250:15) | الْكَافِر۪ينَۜ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Tâlût’un askerleri) Câlût ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfir kavme karşı bize yardım et.” | |||||
| 12 | Bakara 254. Ayet (2:254:20) | وَالْكَافِرُونَ | والكافرون | vel-kâfirûne | ve kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir. | |||||
| 13 | Bakara 264. Ayet (2:264:39) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez. | |||||
| 14 | Bakara 286. Ayet (2:286:49) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” | |||||
| 15 | Âl-i İmran 13. Ayet (3:13:14) | كَافِرَةٌ | كافرة | kâfiratun | nankördü | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kâfirdi. (Onları) göz bakışıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da dilediğini yardımıyla destekliyordu. Basireti olanlar için bunda elbette ibret vardır.[85] | |||||
| 16 | Âl-i İmran 28. Ayet (3:28:4) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Mü’minler, mü’minleri bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim böyle yaparsa Allah ile bir ilişiği kalmaz. Ancak onlardan (gelebilecek tehlikeden) korunmanız başkadır. Allah, asıl sizi kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır. Çünkü dönüş Allah’adır. | |||||
| 17 | Âl-i İmran 32. Ayet (3:32:11) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez. | |||||
| 18 | Âl-i İmran 100. Ayet (3:100:15) | كَافِر۪ينَ | كافرين | kâfirîn(e) | kafir olarak | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar. | |||||
| 19 | Âl-i İmran 131. Ayet (3:131:5) | لِلْكَافِر۪ينَۚ | للكافرين | lil-kâfirîn(e) | kafirler için | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kâfirler için hazırlanmış ateşten sakının. | |||||
| 20 | Âl-i İmran 141. Ayet (3:141:6) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bir de Allah, iman edenleri arındırmak ve küfre sapanları mahvetmek için böyle yapar. | |||||
| 21 | Âl-i İmran 147. Ayet (3:147:19) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onların sözleri ancak, “Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kâfir topluma karşı bize yardım et” demekten ibaretti. | |||||
| 22 | Nisâ 37. Ayet (4:37:13) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | inkarcılar için | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 23 | Nisâ 101. Ayet (4:101:19) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kâfirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin apaçık düşmanınızdır.[129] | |||||
| 24 | Nisâ 102. Ayet (4:102:60) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silâhlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekât kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silâhlarını yanlarına alsınlar. İnkâr edenler arzu ederler ki, silâhlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silâhlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkârcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.[130] | |||||
| 25 | Nisâ 139. Ayet (4:139:3) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar, mü’minleri bırakıp kâfirleri dost edinen kimselerdir. Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar? Hâlbuki bütün izzet ve şeref Allah’a aittir. | |||||
| 26 | Nisâ 140. Ayet (4:140:30) | وَالْكَافِر۪ينَ | والكافرين | vel-kâfirîne | ve kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır. | |||||
| 27 | Nisâ 141. Ayet (4:141:16) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 28 | Nisâ 141. Ayet (4:141:33) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar sizi gözetleyip duran kimselerdir. Eğer Allah tarafından size bir fetih (zafer) nasip olursa, “Biz sizinle beraber değil miydik?” derler. Şayet kâfirlerin (zaferden) bir payı olursa, “Size üstünlük sağlayıp sizi mü’minlerden korumadık mı?” derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmünü verecektir. Allah, mü’minlerin aleyhine kâfirlere hiçbir yol vermeyecektir. | |||||
| 29 | Nisâ 144. Ayet (4:144:7) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz? | |||||
| 30 | Nisâ 151. Ayet (4:151:3) | الْكَافِرُونَ | الكافرون | l-kâfirûne | kafirlerdir | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 31 | Nisâ 151. Ayet (4:151:6) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 150,151. Şüphesiz, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr edenler, Allah’a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, “(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkâr ederiz” diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. | |||||
| 32 | Nisâ 161. Ayet (4:161:11) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | inkar edenlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | 160,161. Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu hâlde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helâl kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkâr edenlere de acı bir azap hazırladık. | |||||
| 33 | Mâide 44. Ayet (5:44:41) | الْكَافِرُونَ | الكافرون | l-kâfirûn(e) | kafirlerdir | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah’a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb’e adamış kimseler ile âlimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah’ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat’ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu hâlde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve âyetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir. | |||||
| 34 | Mâide 54. Ayet (5:54:21) | الْكَافِر۪ينَۘ | الكافرين | l-kâfirîne | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir. | |||||
| 35 | Mâide 67. Ayet (5:67:25) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir. | |||||
| 36 | Mâide 68. Ayet (5:68:31) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | o kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | De ki: “Ey Kitap ehli! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça hiçbir şey üzere değilsiniz.” Andolsun ki sana Rabbinden indirilen bu Kur’an, onlardan çoğunun taşkınlık ve küfrünü artıracaktır. Öyle ise o kâfirler toplumu için üzülme. | |||||
| 37 | Mâide 102. Ayet (5:102:9) | كَافِر۪ينَ | كافرين | kâfirîn(e) | inkar edenler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kâfir oldu. | |||||
| 38 | En'am 89. Ayet (6:89:17) | بِكَافِر۪ينَ | بكافرين | bi-kâfirîn(e) | inkar | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkâr ederlerse, biz onları inkâr etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.[182] | |||||
| 39 | En'am 122. Ayet (6:122:21) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | kafirlere | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kâfirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir. | |||||
| 40 | En'am 130. Ayet (6:130:28) | كَافِر۪ينَ | كافرين | kâfirîn(e) | kafir | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (O gün Allah, şöyle diyecektir:) “Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gününüzün gelip çatacağı hakkında sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Onlar şöyle diyecekler: “Biz kendi aleyhimize şahitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler. | |||||
| 41 | A'raf 37. Ayet (7:37:37) | كَافِر۪ينَ | كافرين | kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Kim, Allah’a karşı yalan uyduran veya O’nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve rızıklardan) payları erişir. Sonunda kendilerine melek elçilerimiz, canlarını almak için geldiğinde, “Hani Allah’ı bırakıp tapınmakta olduğunuz şeyler nerede?” derler. Onlar da, “Bizi yüzüstü bırakıp kayboldular” derler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. | |||||
| 42 | A'raf 45. Ayet (7:45:10) | كَافِرُونَۜ | كافرون | kâfirûn(e) | inkar ederlerdi | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkâr edenlerdir. | |||||
| 43 | A'raf 50. Ayet (7:50:20) | الْكَافِر۪ينَۙ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirler | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kâfirlere haram kılmıştır” derler. | |||||
| 44 | A'raf 76. Ayet (7:76:8) | كَافِرُونَ | كافرون | kâfirûn(e) | inkar edenleriz | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Büyüklük taslayanlar, “Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkâr edenleriz” dediler. | |||||
| 45 | A'raf 93. Ayet (7:93:16) | كَافِر۪ينَ۟ | كافرين | kâfirîn(e) | kafir | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | (Şu’ayb) onlardan yüz çevirdi ve dedi ki: “Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkârcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?” | |||||
| 46 | A'raf 101. Ayet (7:101:23) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah, kâfirlerin kalplerini işte böyle mühürler. | |||||
| 47 | Enfal 7. Ayet (8:7:0) | الْكَافِر۪ينَۙ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Hani Allah size iki taifeden birini, o sizindir diye va’dediyordu. Siz de güçsüz olanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı meydana çıkarmak ve kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.[242] | |||||
| 48 | Enfal 14. Ayet (8:14:0) | لِلْكَافِر۪ينَ | للكافرين | lil-kâfirîne | kafirler için vardır | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte şimdi siz tadın onu! Kâfirlere bir de cehennem azabı vardır. | |||||
| 49 | Enfal 18. Ayet (8:18:0) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirlerin | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | İşte durum bu: (Allah, mü’minleri güzel bir şekilde dener). Bir de Allah, kâfirlerin tuzağını zayıf düşürendir. | |||||
| 50 | Tevbe 2. Ayet (9:2:0) | الْكَافِر۪ينَ | الكافرين | l-kâfirîn(e) | kafirleri | ك ف ر |
| Diyanet İşleri (Yeni) | Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Şunu bilin ki, siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz; Allah ise, inkârcıları perişan edecektir. | |||||